Çarşamba, 13 Rajab 1440 | 2019/03/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Ürdün Vilâyeti
Medya Bürosu

No: RD–BA–2019–MB–TR–05 H. 27 Cumâde’s Sânî 1440
M. Pazartesi, 04 Mart 2019

Hilafetin Yıkılış Yıldönümünde Komik Londra Girişimi, İngiltere ve Sömürgeci Batının Hilafetin Dönüşünü Geciktirme Komplosudur

28 Şubat 2019’da İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen “Ürdün’ün Ekonomik Büyümesi ve Fırsatlar: 2019 Londra Girişimi” konferansının sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede “Londra Girişimi, Ürdün’ün büyümesi, sürdürülebilirliği ve kendi kendine yeterliliğine gerçekleştirmek için Ürdün ile uluslararası toplum arasındaki eylem planının yeni metodolojidir.” denildi. Brexit ve yaşadığı mali sıkıntılara rağmen İngiltere, kuruluşundan bu yana bölgedeki sarsılmaz üssü olan Ürdün rejimini desteklemekte ısrarlı. Konferansta İngiltere, uluslararası topluma Orta Doğu’daki çatışma yıllarında Ürdün rejiminin sunduğu hizmetleri hatırlattı. Yine sonuç bildirgesinde Ürdün, bölgede istikrar ve huzurun sağlanmasında hayati bir rol oynamış, “Terörizmve aşırılıklamücadelede uluslararası çabalara destek olmuştur... Londra Girişimi, büyüme, yatırım ve istihdam seferberliği başlatmak amacıyla Ürdün’ce belirlenen beş yıllık bir kurstur... Başarılı olması için uluslararası toplum Ürdün’ün bu çabasını desteklemelidir... Ürdün, ekonomik reform desteğini iyileştirmek için uluslararası ve bölgesel çıkar sahiplerinin desteğine gerek duyacaktır... ifadeleri kullanıldı.

Bu İngiliz inisiyatifi karşısında biz de şunları vurguluyoruz:

1- Önce Hizb ut Tahrir / Ürdün Vilayeti’nin 26 Aralık 2018’de yayınladığı bildiriyi hatırlatmakla başlayalım: Rejimin sömürgeci güçlere teslimiyeti, IMF politikalarına itaati ülkeyi gerçek bir yıkıma ve büyük bir felakete sürükleyecektir. Bu yüzden samimi insanlar, ülkeyi kurtarmak, Ürdün ve halkına karşı kurulan kumpası bozmak için çalışmalıdır. Ülkenin bu felaketler ve krizlerden kurtarılması ise nedenlerinin bilinmesini gerektirir. Ülkenin ekonomik çürümüşlüğünün nedeni, sömürgeci güçlere ve kararlarına olan bağımlılıktır. Ürdün rejimi, Sykes-Picot Anlaşmasının ardından sömürgeci güçlerin özellikle İngilterenin siyasi kararıyla ortaya çıktı. İslam ümmetinin parçası olan Ürdün, İslami komşularından koparılıp, metin bir iple Batıya sömürge kâfireve kapitalist sisteme entegre edildi. Yardımlar, bağışlar ve krediler yoluyla can verildi. Sanayi, tarım, madencilik ve zenginlikleri işlemek gibi gerçek kaynaklara dayalı reel bir ekonomi yaratması engellendi. Mescidi Aksayı işgal eden, kutsal Filistin topraklarındaki taşları, ağaçları ve insanları yok eden Yahudi varlığının bekçisi yapıldı. Batılı ülkelerin çıkarlarına hizmet eden, politikalarını uygulayan zayıf ve bağımlı bir varlığa dönüştürüldü… Borç, yoksulluk ve çaresizlik döngüsünden kurtuluş, ancak İslama dönüşle, çözümleri İslami hükümlerden almakla, devletin gelir ve giderlerini şeri hükümlere göre düzenlemekle olur. Bu ise mali ve ekonomik politikanın İslamdaki ekonomik sistemin hükümlerine göre olmasını, kapitalist ekonomik politika ve fikirlerinden, faiz, borç, vergi gibi araçlardan kurtulmayı, IMF, Dünya Bankası ve tüm küresel kapitalist hegemonya aparatları ile ilişkinin kesilmesini gerektirir. Ülkenin kurtuluş ve özgürlük yolu budur. İşte Hizb-ut Tahrir sizi buna çağırıyor, hakka ve dosdoğru yola çağırıyor...

2- 3 Mart 1924’te yıkılan Hilafet Devletinin yıldönümünde şunu unutmayalım. İngiltere, ajanı mücrim Mustafa Kemal eliyle Hilafet Devletini yıkmak için yıllarca çalışmış büyük bir entrikacıdır. Belanın, pisliğin, İslam ve Müslümanlara entrikanın baş aktörüdür. Sykes-Picot anlaşması ile Müslüman ülkeleri parçaladı. Filistin’de bir Yahudi varlığı kurdu. Hindistan ve Pakistan’ı böldü, Keşmir’i Hindulara verdi, ittifak kurdu, rekabet etti, çatıştı. İslam ve Müslümanlar ile savaşı Amerika’ya miras bıraktı. Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devletinin dönüşünü engellemek için gayret sarf etti. İngiltere, kumpas ve dalaverenin baş aktörü, gerçek düşmandır. Dolayısıyla hangi temelde ondan iyilik, ekonomik destek ve yardım bekleyebiliriz ki? Yönetim ve krallık veren sömürgeci kâfire bağımlılık, ajanlık ve sadakat devam ediyor. İngiltere, Ürdün rejimini uluslararası topluma pazarlayarak bölgesel, yerel, hatta uluslararası çıkarlarının hizmetkârı olarak kalmasını istiyor. Ülke halkı zerre kadar umurunda değil. Umursadığı, sadık ve kontrol altında kalmalarıdır.

3- Sonuç bildirgesinde İngiltere, Fransa, Avrupa Yatırım Bankası ve Japonya’nın taahhütte bulunduğu yardım ve kredilere ilişkin belirli rakamlar verilmedi. Medya, Ürdün’e yaklaşık 1.170 milyon dolar kredi ve 1 milyar dolarlık da hibe verileceği bildirdi. Konu ile ilgili olarak Maliye Bakanı yaptığı açıklamada, söz konusu kredilerin borç hacminde ek bir artışa yol açmayacağını, kredilerin, GSYH’deki borç oranını azaltma planının bir parçası olduğunu söyledi! Bakan, manipülasyon yaparak ve saptırarak kredilerin, borç hacminde hiçbir artışa neden olmayacağını belirtti. Umut vaat eden yatırım projeleri olmadan gayri safi yurtiçi hasılada bir artışın olması düşünülemez. Dahası bu krediler ve hibeler, sadece taahhütlerdir. İzlenecek siyasi pozisyon ve ödeme imkânına göre bu taahhütler yerine getirilecektir. Kaldı ki bu krediler, Uluslararası Para Fonu Yürütme Kurulu’nun Nisan ayında yapacağı ikinci gözden geçirme raporunun onayına tabidir.

4- Yardımlar, krediler ve hibeler, Amerika, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere sömürgeci kâfir Batı ülkelere politik ajanlık yapma ve sadakat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bunlar, halkın ve ümmetin çıkarına olmayan pozisyonlar almak, özellikle de “terör” ve “aşırılıkla” mücadele etmek için verilen kısır ekonomik desteklerdir. Gerçekte bu kavramlar, İslam ile savaştır. İslami hükümleri Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafette uygulamanın özlemini çeken, Hilafeti kurmak için canla başla hareket eden ümmetin, kalkınma ve siyasi varlık inşa etme projesi ile mücadeledir. İslam’ın siyasal iktidara evirilmesinden sakındıran İngiliz rahip Hilaire Belloc, 1938 yılında kaleme aldığı kitabında şöyle der: “Ben İslami bir dirilişin olabileceğini her zaman mümkün hatta muhtemel gördüm. Oğullarımız veya torunlarımız, Hıristiyan kültürü ile bin yıldan uzun süredir en büyük hasmı arasındaki bu muazzam mücadelenin yenilenmesine tanık olacaklardır... İslam kültürü maddi uygulamalarda geri kalmış değil. Yeni dersler çıkarmamasının hiçbir nedeni yok. Tüm bu geçici şeylerde bizim seviyemize çıkabilir. Hatta üstünlük sağlayabilir. İman yönünden biz İslamın çok gerisindeyiz. Bu şartlarda İslamın, ilham verici bir lider öncülüğünde yeniden hayata dönmesi muhtemeldir. Şu anda böyle bir lider yok, ancak bu akidenin yanmakta olan ateşi böylesi bir lideri doğurabilir... Bugün siyasi ufukta bazı alametler var. Gelecekte İslami bir devrim öngörüsü uzak değil.”

Ey Ürdün halkı! Kuruluşundan bu yana Hizb-ut Tahrir, yıllardır yayımladığı bildirilerde size Ürdün’deki yönetim gerçeğini, sömürgeci güçlerce servetinin yağmalanmasını, aşağılanmasını, İslami çevresinden soyutlanmasını, İslam’ın dirilişi ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletinde uygulanması için çalışmak gerektiğini hatırlatıyor. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam ancak bir kalkandır. Arkasında savaşılır ve onunla korunulur.Yani Halife, kalkan ve bekçidir. Ümmeti, entrikacı düşmanlarından korur, himaye eder. İslam’ı savunmak ve Risâlet’i âleme yaymak için mücahitlere önderlik eder. Allah’ın vahyi ile yönetmeyen yozlaşmış düzende çözüm aramak kesinlikle caiz değildir. Yozlaşmış yönetim, yozlaşmışların değişimiyle değil, İslami sistem ile ancak tedavi edilebilir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوْقِنُونَ“Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?” [Maide 50] Bir sömürgeci kâfirin kucağından başka bir sömürgeci kâfirin kucağına geçiş, iyi niyetli olsa bile masiyettir. Mesele, İslam ve küfür, Allah ve Rasûl’üne itaat ya da itaatsizlik meselesidir. Bilin ki sömürgeci kâfirin sizden birini yönetime getirmesi ne kadar iyi de gözükse sapıklığın ta kendisidir. Çünkü böyle bir yönetim Tağuti olarak kalacak, ümmet bu yönetime asla rıza göstermeyecektir. Zira Müslüman ülkelerdeki ümmetin, hayat sahasında yeniden İslam’ın egemen olmasını arzuladığı aşikâr. 

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Ürdün Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 
http://www.hizb-jordan.org/
E-Mail: [email protected]

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER