Salı, 07 Safar 1440 | 2018/10/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Hilafet Projesini Benimsemek ve Onunla Meydan Okumak Zaferin İlk Adımıdır

Zafer denklemi, Şeriatın belirlediği ve keyfiyetini açıkladığı temellere bağlıdır. Ümmetin izzeti uğrunda çalışanlar, iadeyi itibarını isteyenler ve Allah’ın yardımını umanlar bu adım ve keyfiyete uymalı, ondan zerre kadar sapmamalıdır. Biz tüm Müslümanların bu büyük güne tanıklık etmenin özlemi içinde olduklarını düşünüyoruz. O gün müminler Allah’ın zaferiyle sevineceklerdir.

Fakat onların çoğu, İslam’ın belirlediği şeri yöntem doğrultusunda yıkılışıyla koruyucu kalkanımız kırılan, onurlarımız ihlal edilen, kanlarımız akıtılan, zenginliklerimiz yağmalanan, yeryüzünün dört bir köşesine sürüldüğümüz Hilafetin kurulmasını ölüm kalım meselesi olarak kabul etmedi. Hilafetin yıkılmasıyla bazı şahsi haller ve camiler dışında İslam uygulamadan kalktı, hükümleri iptal edildi, fikirleri hedef tahtasına oturtuldu. Bu nedenle Rabbimizin belirlediği ve sevgili Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in üzerinde yürüdüğü şeri yöntem uyarınca Hilafetin kurulması için çalışma yapmak en önemli yükümlülüklerimizdendir.

Hilafetin kurulmasını varlık yokluk meselesi kabul etmek bütün Müslümanlara farzdır. O yüzden yeniden dini hayat sahasına döndürmek, İslam ümmetine izzetini geri kazandırmak için ölüm kalım yönünde eylemde bulunmak kaçınılmazdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın seçip beğendiği İslam ümmeti insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmettir.

Dahası ikinci İslam Devletini kurmak için gayret sarf ederken Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Medine’de kurduğu ilk İslami Devletinin kuruluş yöntemine bağlı kalmak elzemdir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللَّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَDe ki: İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allaha çağırırız. Allahın şanı yücedir. Ben, Allaha ortak koşanlardan değilim.[Yusuf 108] Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve onun izinden gidenlere yönelik bu hitabı, belirli, dosdoğru ve net bir metot üzerinde yürümeyi, Allah’a basiretle davet edilmesini yani ayın on dördü gibi açık ve net olmasını, kapalı ve doğaçlama olmamasını gerektirir.

Hak ile batıl, küfür ile iman arasındaki çatışma, ezeli ve ebedidir. Müslümanların başına gelenler özellikle Suriye’de yaşananlar bunun en iyi kanıtıdır. Kafir devletleri ve entrikacı ülkeler, İslami slogan atan, Allah yolunda canlarını feda eden ve kafir Batı ajanı cani rejimin kökünü kazımak için çalışan devrimcileri yok etmek için bütün enstrümanlarını seferber ettiler.

Bu çatışmada kalplerdeki Hilafet sevdası ve Allah’ın dinine yardım sloganı yeterli değil, aksine bu konuda Rabbimizin belirlediği yönteme göre seyretmeliyiz. Peygamberimizi örnek edinmeli hem sözlü hem de fiili olarak meydan okuyup hakkı haykırmalıyız. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ “Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir!” [Hicr 94]

Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem açıkça meydan okuyor, Kureyş’in zorbalık ve barbarlığına rağmen beraberindekilerle hakkı haykırıyordu. Bu, dinlerine uymadıkça kendilerinden asla razı olmayacağını bildikleri halde kafir Batıyı memnun etmek veya onu kızdırmamak için projelerini gizleyenlere açık bir cevaptır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَلَنْ تَرْضَى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللَّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءَهُمْ بَعْدَ الَّذِي جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ “Sen dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: Allahın yolu asıl doğru yoldur.Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allahtan sana ne bir dost ne bir yardımcı vardır.” [Bakara 120]

Bir proje benimsemek, zaferin şartıdır. Bu proje ile meydan okumak metodun parçası ve vazgeçilmezidir. Zafer ve hakimiyet onuruna nail olmanın tek yoludur. Ümmetin evlatlarının böyle bir projeye sahip olması demek, basiretle çalışmaları ve onun için çalışılmasını ölüm kalım meselesi olarak kabul etmeleri demektir. Böylesi büyük bir projeye yaslandıklarında, kafir Batı projesi yok olmaya, kirli araçları ve çürük sistemleri yıkılmaya mahkumdur. İşte düşmanlarımızın kalbine korku salan da budur.

Yeryüzündeki tiranların intikam ve bozgunculuğundan çekinenlerin tereddüt ve korkularını gidermek adına Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünü hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyoruz:

لا يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ رَهْبَةُ النَّاسِ أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ إِذَا رَآهُ، أَوْ يُذَكِّرَ بِعَظِيمٍ، فَإِنَّهُ لا يُقَرِّبُ مِنْ أَجَلٍ، وَلا يُبَاعِدُ مِنْ رِزْقٍ أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ أَوْ يُذَكِّرَ بِعَظِيمٍ Sizden biriniz hakkı gördüğü ve şahit olduğu zaman; insanların korkusu onun hakkı söylemesine asla engel olmasın. Çünkü onun hakkı söylemesi veya hatırlatması ne ecelini yaklaştırır ve ne de rızkını uzaklaştırır.[Ahmed]

Ey Şam diyarındaki sabırlı Müslümanlar! Sıkıntının boyutunu, felaketin şiddetini ve bedelin ağırlığını biliyoruz. Düşmanlar köpekler gibi üzerinize üşüşmüştür. Dost sandıklarınız sizi yarı yolda ve yardımsız bırakmıştır. Allah’tan başka yardımcınız yok. Allah Subhânehu ve Teâlâ, dinine yardım eden, ipine sımsıkı sarılan, Peygamber ve sahabenin hidayeti üzerinde yürüyen mümin kullarına zafer ve hakimiyet vereceğine dair söz vermiştir.

Ey sadıklar ve sabredenler! Aramızdaki ve Rabbimiz arasındaki misaka bağlı kalın. Allah’ın dinine hakkıyla yardım edin. Dini beyinleri çatlatırcasına haykırın. Nübüvvet metodu üzere ikinci Hilafet projesini açıkça ilan edin. Allah hakkında hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayın. Elinizi dünya ve ahiret yurdunda kurtuluşa erebilmek için hayatını Hilafetin kurulmasını adayan muhlis kimselerin elinin üzerine koyun. Eminiz Allah’ın Şeriatının uygulanmasını, Peygamberin sancağının dalgalanmasını görmek istiyorsunuzdur. Kurtuluş ve izzetiniz, kalbinizin şifası budur. Bu bir fantezi ya da bir illüzyon değildir. Aksine Peygamberin bir müjdesi ve Hâkim olan Allah’ın bir vaadidir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ “Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.” [Nur 55]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti


H. 18 Muharrem 1440
M.  Cuma, 28 Eylül 2018

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER