Cumartesi, 28 Rabi' al-awwal 1439 | 2017/12/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Kudüs Ne Yahudi Varlığının Başkenti Ne de Oslo Otoritesinin! Kudüs Nübüvvet Metodu Üzere Râşidi Hilafet’in Başkentidir

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Kudüs Ne Yahudi Varlığının Başkenti Ne de Oslo Otoritesinin!

Kudüs Nübüvvet Metodu Üzere Râşidi Hilafet’in Başkentidir

HABER:

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Aralık 2017 tarihinde Kudüs’ü Yahudi varlığının başkenti ilan etti ve birçok medya Trump’ın bu açıklamasından önce Suudi Arabistan Kralı Selman’ı, Ürdün Kralı Abdullah’ı, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi ve Filistin Otoritesi Başkanı Abbas’ı, Kudüs’ü Yahudilerin ebedi başkenti ilan etme niyetinden haberdar ettiğini bildirdi.

YORUM:

İşgal gerçeğini ve İslam beldelerinin yöneticilerinin başarısızlığına bağlı olarak bu bildirge karşısında, partiler ve hareketler “Kudüs Filistin’in Başkentidir” sloganıyla olaylara öfkelerini ifade etmek ve bu kararı reddetmek için yürüyüş ve gösteriler düzenlediler. Ümmet Kudüs'ün tamamı Filistin’in başkentidir diye haykırıyor. Yöneticiler, İslami ve gayri İslami hareketler ve örgütler 67 sınırlarından razıdırlar ve bunlar Kudüs'ü bir başkent olarak söylüyor ama aralarında “Doğu Kudüs’’ diye fısıldanıyorlar. Böylece, Kudüs'ün Batı kısmı da dahil olmak üzere 1967'den önce var olan bir Yahudi varlığını itiraf ediyorlar. Onlar bu sloganı atarken Müslümanları aldatmaya ve iki devletli bir çözüm pazarlamaya çalışıyorlar. Onlar İngiltere, Fransa ve Rusya’ya Trump’ın kararına itiraz ettiklerini, Kudüs'ü Filistinlilerin başkenti olarak görmek istediklerini ve Kudüs’ü ülkenin işgalcisi ve halkı bölmek ya da uluslararası arenaya taşımak istediklerini hissetmiyor ve görmüyorlar mı?

Kudüs'ü ve Filistin'i kurtarmak için Müslümanlara üç noktada uyarmak isabetli olacaktır. Şöyle ki:

1- Birleşik Devletler, İngiltere, Fransa, Rusya, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler düşmandırlar. Onlara karşı düşman tavrı alınmalı ve Filistin meselesine yönelik onların ortaya koyduğu eylemleri ve çözümleri kabul edilmemelidir. İngiltere, Yahudi varlığını ortaya çıkardı, Fransa nükleer güç sağlarken Amerika Yahudi varlığını destekledi ve Kudüs’ü başkent ilan edene kadar savundu.

2- Tüm Müslümanların yöneticileri Kudüs’ü sattı ve simsarlık yaptılar. Onları Filistin'in kurtuluşu için samimi görmüyoruz ve etraflarındaki kötü saray alimleri de yöneticilerin işlerini süsleyerek onlara hizmet etti. Müslümanlara vacip olan yöneticilerinin yalanlarına ortak olmamaları ve onların adaletsizliğinde onlara destek olmamalarıdır. Cabir bin Abdullah’tan Allah Resulünün şöyle dediği rivayet edildi: "Allah seni sefih emirlerden korusun ey Ka'b İbn-u Ucra!  Dedi ki: Sefih emirler kimlerdir? Dedi ki: «أُمَرَاءُ يَكُونُونَ بَعْدِي فَمَنْ أَتَى أَبْوَابَهُمْ فَصَدَّقَهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ لَيْسُوا مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُمْ، وَلا يَرِدُوا عَلَى حَوْضِي، وَمَنْ لَمْ يَأْتِ أَبْوَابَهُمْ وَلَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ، فَأُولَئِكَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ وَسَيَرِدُونَ عَلَى حَوْضِي»“Benden sonra birtakım emirler olacaktır. Onlar hidayetime uymazlar ve sünnetimi de takip etmezler. Her kim onların yalanlarını doğrular ve zulümlerinde onlara yardım ederse, işte onlar benden değildir ve ben de onlardan değilim! Onlar (cennetteki) havzıma gelemezler. Her kim de onların yalanlarını doğrulamaz ve zulümlerine de yardım etmezse, işte onlar bendendir ve ben de onlardanım! Havzıma gelecek olanlar işte bunlardır.”

3-Filistin işgal altında olan bir İslam beldesidir ve kurtuluşu ancak Yahudi varlığının kökünden temizlenmesi ve onlarla savaşmakla olur. İstenilen intifada (ayaklanma), ümmetin Filistin’i kurtarmak için orduları yöneticilerin ellerinden kurtarmak ve onları tahtlarından indirmek için ayaklanmasıdır.

Trump, Kudüs'ü Yahudi  varlığına, ebedi başkenti olarak vaat etmiş olabilir, ancak Allah Subhanehu ve Teâlâ, salih kullarına mukaddes topraklara girme sözü verdi ve Hilafetin Kutsal mekanda kurulacağına dair Rasulullah Sallahu Aleyhi Vessellem de bizleri müjdeledi: Rasulullah Sallahu Aleyhi Vessellem celil sahabe olan ibn Havaleye şöyle dedi: إِذَا رَأَيْتَ الْخِلَافَةَ قَدْ نَزَلَتْ الأَرْضَ الْمُقَدَّسَةِ فَقَدْ دَنَتْ الزَّلَازِلُ ‏وَالْبَلَابِلُ‏ ‏وَالْأُمُورُ الْعِظَامُ وَالسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْ النَّاسِ مِنْ يَدِي هَذِهِ مِنْ رَأْسِكَ»  Hilafetin Arz-ı Mukaddes’e indiğini gördüğün zaman muhakkak ki sarsıntılar, kaygılar ve hüzünler (Ahmed’in rivayetine göre: وَالْبَلَايَا  musibetler) ve büyük olaylar yaklaşmış demektir. O gün kıyamet, insanlara şu elimin başına olan yakınlığından daha yakındır.” Ahmed rivayet etmiştir. Rasulullah Sallahu Aleyhi Vessellem Hilafetin merkezi Beytil Makdis yani başkenti olacağını bize haber vermiştir. Rasulullah Sallahu Aleyhi Vessellem şöyle buyurmuştur:«هَذَا الأَمْرُ كَائِنٌ بَعْدِي بِالْمَدِينَةِ، ثُمَّ بِالشَّامِ، ثُمَّ بِالْجَزِيرَةِ، ثُمَّ بِالْعِرَاقِ، ثُمَّ بِالْمَدِينَةِ، ثُمَّ بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ، فَإِذَا كَانَ بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ فَثَمَّ عُقْرُ دَارِهَا، وَلَنْ يُخْرِجَهَا قَوْمٌ فَتَعُودَ إِلَيْهِمْ أَبَدًا» “Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: هَذَاالأَمْرُكَائِنٌبَعْدِيبِالْمَدِينَةِ،ثُمَّبِالشَّامِ،ثُمَّبِالْجَزِيرَةِ،ثُمَّبِالْعِرَاقِ،ثُمَّبِالْمَدِينَةِ،ثُمَّبِبَيْتِالْمَقْدِسِ،فَإِذَاكَانَبِبَيْتِالْمَقْدِسِفَثَمَّعُقْرُدَارِهَا،وَلَنْيُخْرِجَهَاقَوْمٌفَتَعُودَإِلَيْهِمْأَبَدًا“Bu mesele (Hilafet) benden sonra Medine'de, sonra El-Cezire'de, sonra Irak'ta, sonra Şehir'de (Heraklüs'ün şehrinde), sonra Beytül Makdis'te olacak. Beytül Makdis'e ulaştığında esas merkezinde olacak. Ondan sonra hiç kimse onu alamayacak. O vakit temelli onlara dönecek” Bu İbn Kesir tarihinde Yunus ibn mesirete ibn helbeseden varid olmuştur. Hangisi daha doğru sözlü Trump mı Allah ve Resulü mü? Elbette ki Trump yalan söylemektedir. Zira Allah ve Resulü doğru vaadinden asla dönmez.

Kudüs, asla Yahudilerin varlığının ebedi başkenti olmayacak ve Sykes-Picot ulusal sınırlarına göre de Filistin’in başkenti olmamalı. Kudüs Hilafetin başkenti ve merkezi olmalıdır. Allah’ın izniyle Hilafet doğuyor, yakında tekrar yeryüzüne hakim olacaktır. ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ رَاشِدَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ». “Sonra Nübüvvet menheci üzere bir Râşidi Hilafet olur.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Muhammed bin Abdullah

Devamını oku...

Kudüs Konferansı mı Yoksa Filistin’in Satılması mı?!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Kudüs Konferansı mı Yoksa Filistin’in Satılması mı?!

Haber:

Müslümanların yöneticileri, Yahudi varlığına baskı yapmak için “uluslararası topluma” hitaben bugün İstanbul’da yaptıkları toplantı sonrasında (Doğu Kudüs’ü) Filistin devletinin başkenti olarak kabul ettiklerini ve bölgede barışın sağlanmasının tek yolunun bu olduğunu açıkladılar.

Yorum:

Aklı başında hiçbir kimse, bugün İstanbul’da yaptıkları gibi bir araya gelmiş olsalar bile Müslümanların herhangi bir yöneticisinden herhangi bir hayır beklemesin. Çünkü biz onlardan, istisnasız İslam’a ve Müslümanlara yönelik ihanet, hainlik ve komplodan başka bir şey görmeye alışkın değiliz. Her ne kadar ihaneti açık olanlar ile yalandan itiraz edenler arasında roller paylaştırılmış olsa da ihanet etme hususunda hepsi aynı. Artık Allah’a hamd olsun İslam ümmeti için her şey açığa çıkmış olup artık böyle şeylere kanmıyor, dahası bu hain yöneticilerin hepsini elinin tersiyle itiyor. Çünkü mümin bir delikten iki defa ısırılmaz. Peki o halde nasıl olur da onlardan biri defalarca ısırılabilir?!!

İslam beldelerimizde elliden fazla yöneticinin bulunması, ülkelerin parçalanmışlığının ve yöneticilerin dağınıklığının en iyi kanıtıdır. Onlarla ilgili en iyi zan işte budur! Peki onların ihanetleri ve bir emriyle ihanet üzerine bir araya geldikleri kafir Batı için yaptıkları ajanlıkları nasıl olacak…!!

Velhasıl artık mesele Müslümanlar için açığa çıkmıştır:

İddia edildiği gibi Filistin’in kurtuluşunu isteyen birinin, Filistin’in bir parçasında bir Filistin devletine, bölgede normal ve doğal bir devlet gibi kabul ederek onun büyük bir bölümünün Yahudilere verilmesine, yani gözlerini dahi kıpırdatmadan ve İslam ümmetini hiç hesaba katmadan Müslümanlar adına Yahudiler için Filistin ve Kudüs topraklarının büyük bir bölümünden vazgeçmelerine rıza göstermesi imkansızdır…!!  

Bu komplocu yöneticilerin ihanetleri yeni değildir. Zira muhalefet ve direniş gösterdiği iddia edilen Suriye yöneticileri de dahil hain Arap yöneticilerinin iki devletli çözümü (Filistin devleti ve Yahudi devleti) kabul etmek üzere bir araya geldiği, İran ve partilerinin sessizliğe bürünüp rıza gösterdikleri ve o vakit Kral Abdullah’ın girişimi olarak nitelendirilen 2002 yılındaki Beyrut Konferansında da açığa çıkmıştı…

Artık işler daha da netleşti ve şüpheli olan herkes açığa çıktı. Zira İslam Konferansı Örgütü’ne katılan herkes, Yahudi varlığını kabul ediyor, ondan ve “uluslararası toplumdan”, Filistin halkına tüm İslam dünyasının ardından Yahudi varlığı ile de ilişkileri normalleştirecek bir devletin verilmesini kabul etmelerini istiyorlar…

Hayır, ey hain komplocular! İslam ümmeti artık uykusundan uyanmış olup gürlüyor, prangaları kırıyor, kurtuluş, izzet ve Allah’ın izniyle düşündüğünüzden daha yakın bir zamanda olacak olan gerçek kurtuluş yolunda ilerliyor… 

Hizb-ut Tahrir / Lübnan Vilayeti İdari Kurul Üyesi

Dr. Muhammed Cabir

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazdı

Devamını oku...

Ürdün Vilayeti: Mescidi Aksa'ya, Kudüs'e ve Tüm Filistin'e Destek Gösterisi

  • Kategori Ürdün
  •   |  

Ürdün Vilayeti: Mescidi Aksa'ya, Kudüs'e ve Tüm Filistin'e Destek Gösterisi

Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayeti, El-Aksa, El-Kuds (Kudüs) ve Filistin'i desteklemek için Amman'ın başkentinde bulunan Grand Hüseyni Camii meydanı önünde gösteri düzenledi ve Müslüman orduların, El-Aksa ve Kudüs'ün Doğusunu ve Batısını ve Filistin'in tümüne yönelik Şeriat (İslami) görevlerini yerine getirmeleri için seferber edilmesi talep edildi.

Cuma, 27 Rebiu'l Evvel 1439 H - 15 Aralık 2017 M

 

Gösteriye Daveti Okumak İçin Tıklayınız

Basın Açıklamasını Okumak İçin Tıklayınız

Devamını oku...

Endonezya: Kudüs ve Mescidi Aksa'ya Destek Gösterileri

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Endonezya: Kudüs ve Mescidi Aksa'ya Destek Gösterileri

Hizb-ut Tahrir Endonezya, Cakarta ve Endonezya'nın diğer şehirlerinde Amerika elçiliği önünde protesto gösterileri düzenledi. Mübarek belde üzerinde yapılan hain komplolar ve Yahudi varlığı protesto edildi. Kudüs, Mescidi Aksa ve Mübarek Belde'nin kurtuluşu için Müslüman ordulara Yahudi varlığının oradan temizlenmesi çağrısında bulunuldu.

Çarşamba, 25 Rebiyülevvel 1439 H. - 13 Aralık 2017 M.

 

Devamını oku...

İslam ve Müslümanlar Düşmanı Amerika, Kudüs’ü Yahudi Varlığının Başkenti Olarak Tanıdı

Şaşırtıcı değildir, İslam ve Müslümanlar düşmanı, dünyada zorba ve küfrün lideri Amerika, işgal altındaki Kudüs’ü Yahudi varlığının başkenti olarak tanıdı. Yahudi varlığını kollayıp koruma vazifesini üstlenen Amerika, Yahudi varlığının bekası ve hayatta kalması için her türlü desteği verdi. ABD, Müslüman ülkelerine Haçlı Seferi başlattı, yakıp yıktı, Irak ve Afganistan’ı işgal etti, akla hayale gelmedik katliamlar işledi, milyonlarca Müslümanı yerlerinden etti. Sözde “terörle” mücadele adı altında İslam ve Müslümanlara karşı yürüttüğü savaş hâlâ devam ediyor. Şam’daki Müslümanların kanını vampir gibi emiyor.

Ey Müslümanlar!

Müslümanların başındaki yöneticiler arasında kahraman, yiğit ve müminler düşkünü bir yönetici yok. Eğer olmuş olsaydı Amerika, Yahudi varlığını kollayıp koruma cesaretini gösteremezdi. Kudüs’ü Yahudi varlığının başkenti olarak tanıma konusunda inatçı olamazdı. Aksine Müslümanların başındaki yöneticiler, korkak, hain ve sahtekârdır, gönüllerine zillet, alçaklık ve aşağılık damgası vurulmuştur. Kölelik derecesine ulaşacak şekilde kendilerini Amerika’ya hizmete adamışlardır. Amerika ile el ele Irak ve Afganistan savaşına katılmışlardır. Kutsal Şam devrimi ile mücadelede Amerika ile işbirliği yapmışlardır. Amerika’nın Suriye halkını boğazlamasına imkân vermişlerdir. Sözde (terörle) mücadele adı altında İslam ve Müslümanlara karşı kirli savaşta Amerika ile birlikte hareket etmişlerdir. Ülkelerini ABD’ye açmışlar, Amerika da oralarda askeri üsler kurmuştur. Bu üslerden hareket ederek askeri operasyonlar yürütmüştür.  Müslüman ülkeleri yakıp yıkmış, evlatlarını katletmiştir. Dahası bazı yöneticiler,  Amerikan askerlerini işledikleri savaş suçları yüzünden yargılanmaktan muaf tutan yasalar yapmışlardır. Bazıları da İslam ülkelerinin zenginliklerini ABD’ye peşkeş çekmişler, ümmetin mallarını altın tepside ona sunmuşlardır. Bazıları da ABD askerleri içinde mızrak başı olmak için ülkelerinin ordularını ABD’nin emrine amade kılmışlardır. Bazıları da Filistin’deki mücahitleri abluka altına almışlar, Amerika ve Yahudileri razı etmek için mücahitlerin boğazını sıkmışlardır. Bazıları da halklarına karşı aslan, düşmanları karşısında kuzu kesilmişlerdir...

Ey insanlar!

Yöneticileriniz, yalancı, madrabaz, Amerikan kölesi ve Yahudilerin muhafızıdır. Sakın onların ağıt, kınama ve telinlerine kanmayın. İhanet ve sahtekârlık içinde yüzüyorlar. Bu yüzdendir ki Trump, önceki ABD başkanlarının yapamadıklarını yapma cesaretini kendinde bulmuştur.

Ey Müslümanlar!

Yahudi varlığı, gaspçı bir varlıktır. Onun için onu ortadan kaldırmak, Mescidi Aksa’yı kurtarıp yeniden onu Müslümanların bağrına iade etmek Müslümanlara farzdır. Amerika’nın Kudüs’ü gaspçı Yahudi varlığının başkenti olarak tanıdığını açıklaması, Müslüman ülkelerdeki şerli ve adi yöneticilerin yönetimi altında İslam’a ve Müslümanlara devam etmekte olan tarihi düşmanlık silsilesinin bir halkasıdır. Amerika’nın bu küstahlığına ancak Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti dur diyebilir. Ona haddini bildirebilir, Müslüman ülkelerden kökünü kazıyıp yılanın kellesini koparabilir, feci bir şekilde onu İslam ülkelerinden kovabilir. Hilafet, ey Müslümanlar Allah’ın sizin için seçip beğendiği siyasi bir varlıktır. Hilafeti hayatta var etmek için çalışmaktan sakın geri durmayın. Hilafet, izzet ve onurunuzdur. Düşmanların ülkelerinizdeki bozguncu ellerini ancak Hilafetle kesebilirsiniz.

Ey Müslümanlar!

Kudüs, İslam dünyasındaki rejimlerin kınayıcı, lanetleyici ve üzüntülerini ifade eden açıklamaları ile kurtarılamaz.

Kudüs, İslam İşbirliği Teşkilatı veya Arap Birliği ya da olağanüstü BM Güvenlik Konseyi toplantıları sonrası yayımlanan açıklamalar ile de kurtarılamaz...

Kudüs, kışlalarda bekleyen ve zincirlere vurulmuş Müslüman ordular ile kurtarılabilir ancak.

Kudüs, Müslüman orduların subay ve komutanlarından Allah’a sadık olanların gazabı ile ancak kurtarılabilir.

Ey Müslüman orduların komutan ve subayları!

Allah için, Kudüs ve Mescidi Aksa için öfkelenin. Askeri konvoyunuzu Kudüs’e doğru sürün. Ümmetin onurunu savunun. Amerika’nın ayakları altındaki halıyı çekin. Müslüman orduları Müslüman ülkelerdeki zorbaların kraliyet muhafızı ya da Amerika ve sömürgeci kâfirlerin paralı askerleri haline getirmeyin.

Ey Ürdün ordusunun komutan ve subayları!

Sizden Allah için öfkelenmenizi istiyoruz. Allah için öfkelenin ki Kudüs ve ilk kıbleniz Mescidi Aksa’nın yardımına koşun. Peygamberinizin İsra topraklarını kurtarın. Hadi Kudüs ve Mescidi Aksa’yı pislikten temizleyin. Keramet savaşında olduğu gibi tarihe zafer yazdırın. Böylece dünyada ve ahirette izzete nail olun. Allah’ın izniyle siz layıksınız.

Amerika ve onun beyinsiz başkanı şunu iyi bilsin ki, doğrudan hedef aldığı İslam ümmeti, Aziz ve Kaviyy olan Allah’ın izniyle bu bölgeden ve tüm Müslüman ülkelerden Amerika ve benzerlerinin nüfuzunu söküp atacak, Amerikan ajanı entrikacı yöneticilerden birer birer kurtulacaktır. Yahudi varlığını ortadan kaldıracak ve Filistin’deki varlığını sona erdirecektir. İslam ümmeti, umutsuzluk ve teslimiyet nedir bilmez. Başta Amerika olmak üzere Allah, Rasûlü ve müminlerin düşmanlarından asla korkmaz.

Devamını oku...

Trump’a Verilecek Tek Yanıt, Kudüs’ü Kurtarmak ve Yahudi Varlığının Kökünü Kazımak İçin Orduları Harekete Geçirmektir

ABD Başkanı Trump, 06 Aralık 2017 Çarşamba günü Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, Kudüs’ü Yahudi varlığının başkenti olarak tanıdıklarını ve Amerikan Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımak için hazırlıklara başlayacaklarını belirtti. Filistin Devlet Başkanı ise, Trump’ın bu adımını barışı sağlamak adına gösterilen tüm çabaları kasten baltalamaktır dedi. Ve Amerika’nın onlarca yıldır barış sürecinde oynadığı rolden geri çekildiğinin açıkça ilanıdır diye konuştu. Dünya çapında İslam ümmeti, hayatın her alanında Amerika’nın işlediği suçlar yüzünden çok çekti. ABD, Müslüman ülkeleri işgal etti, yüz binlerce Müslümanı katletti, milyonlarcasını yerlerinden etti. Müslüman ülkelerin çoğuna askeri, siyasi, ekonomik ve güvenlik hegemonyasını dayattı. Bu yüzden ümmet, sefalet ve geçim sıkıntısı yaşadı, istikrarsızlık ve kaosa sürüklendi...

Kutsal Filistin topraklarında Amerika, Filistin ve halkına yönelik işlediği suçlara bir yenisini daha ekledi. Trump, Kudüs’ü bütün Filistin topraklarını gasp eden Yahudi varlığının başkenti olarak tanıdı. Trump’ın bu kararı, işgali güçlendirmekte, Amerika’nın işgalci Yahudi varlığına verdiği mali, askeri ve siyasi desteğin devam edeceği anlamına gelmektedir. Trump’ın bu kararı ümmette Amerika’nın gece gündüz tuzak ve hile kuran bir düşman ve en azılı hasım olduğunu kanısını güçlendirmektedir. Onun için bu topraklar ABD’den temizlemeli, büyükelçiliği kapatılmalı, İslam dünyasındaki tüm nüfuzu ve üsleri ortadan kaldırılmalıdır.

Kalleş yöneticiler ve zavallı Filistin yönetiminin alçaklık ve adiliği olmamış olsaydı Amerika, İslam ümmetine karşı böyle bir düşmanlığa asla cesaret edemezdi. Dahası bu kalleş yöneticiler, Amerikan devletine topraklarını açtılar. İslam ümmetine karşı yürüttüğü savaşlarda mali ve askeri açıdan ABD’yi desteklediler. Filistin sorunu dâhil olmak üzere Müslümanların tüm sorunları üzerinde onu vasi tayin ettiler. Şımarık çocuğu işgalci Yahudi varlığı yararına Filistin sorununu tasfiye ettiler. Kudüs kararını kınayan, yok hükmünde sayan ve yalandan ağıtlar yakan bu yöneticiler ve Filistin Devlet Başkanı Filistin’in zayi olmasının ve yaşadığımız rezaletin başlıca müsebbibidir. Zira arsız ve küstah bir Amerikalı, sanki Kudüs kendi çiftliğiymiş gibi itaat ve biat törenleri düzenleyen Ruveybida yöneticilere kale almaksızın terörist Yahudi varlığının başkenti olarak ilan ediyor.

Kuşkusuz Filistin topraklarının gerçek sahibi İslam ümmetidir. Bu nedenle Filistin halkı, gerçek düşmanın Amerika olduğunu çok iyi biliyor. Yahudi varlığı ise kollayıp gözettiği sadece şımarık bir çocuğudur. Bu yüzden bu ümmet, bir gün dahi Amerika’ya yaslanmamış, kutsal Filistin topraklarının bir karışından bile ödün vermek için Filistin yönetimi ve İslam ülkelerinin yöneticilerini temsilci olarak kabul etmemiştir. Çünkü Filistin, akidesinden bir parçadır.

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُKendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammedi) bir gece Mescidi Haramdan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksaya götüren Allahın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.[İsra 1]

Ümmet, yöneticilerin Amerikan kölesi ve kendisine karşı entrika kuran ayak takımı olduğunun farkındadır. Ümmet, Filistin sorunu için köklü çözümün özlemini çekiyor. Çözüm, Kudüs ve tüm Filistin topraklarını kurtarmak, Yahudi varlığını ortadan kaldırmak için tekbir ve tahlillerle ümmetin ordularını harekete geçirmektir. Dahası başta Hizb-ut Tahrir olmak üzere ümmet, İslam’ın otoritesini geri getirmek ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti kurmak için çalışmaktadır. Hilafet, Amerika’yı Müslüman ülkelerden kovacak, Atlantik ötesindeki yurduna hapsedecek, dünyayı onun şerrinden kurtaracak, nüfuz ve hegemonyasına son verecektir. Amerika ve Batı hoşlanmasa da kuşkusuz bu Allah’ın izniyle çok yakındır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. Kalblerinde hastalık bulunanların: «Başımıza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz» diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih yahut katından bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olacaklardır.” [Maide 51-52]

Devamını oku...

Kudüs için İslami Çözüm, Tüm Filistin’i İşgalden Kurtarmaktır

Timsah gözyaşları, Arap rejimleri ve Filistinli grupların cılız protestoları, yarım yüzyıllık ihaneti telafi etmeyecektir. ABD Başkan Trump, önce tehdit etti, sonra Kudüs’ü Siyonist varlığın başkenti olarak tanımanın zamanı geldiğini açıkladı. Açıklamanın ardından aniden Filistinli ve Arap liderleri Filistin topraklarının ne kadar kutsal olduğunu hatırladılar ve övgüler dizdiler. Kudüs’ün kırmızı çizgileri olduğunu ve ihlal edilemeyeceğini açıkladılar.

Evet, Kudüs kutsal bir topraktır. Müslümanların ilk kıblesi Mescidi Aksa ve Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra’sı Kudüs’tedir. Bu nedenle Kudüs sevdası, Doğu ve Batı diye ikiye bölünmesini değil, tamamını işgalci Siyonistlerden kurtarma çağrısı yapılmasını gerektirir.

1960 yılının ortasında Fetih Hareketi kurulduğunda, Doğusundan Batısına kadar tüm Filistin’i kurtarmak için bir direniş oluşturacağını ilan etti. Ama çok geçmeden bu slogan buharlaşıp gitti ve Doğuda nehir, Batıda deniz ve bu ikisi arasında kalan toprakları işgale teslim etti.

Hamas da kurulduğunda, bir direniş hareketi oluşturacağını ve nehirden denize kadar tüm Filistin’i kurtaracağını bildirdi. Ancak o da neredeyse bütün Filistin’i işgal eden Yahudi varlığının yanı sıra 1967 toprakları üzerinde bir Filistin devleti kurulması fikrini kabul etti.

Hizb-ut Tahrir, 1964 yılında bir bildiri yayınladı. Bildiride şöyle dedi: Bize İslamı bahşeden, amellerimizin ölçüsünü helal ve haram kılan Allaha hamdolsun. Salat ve Selam da Rasûllerin efendisi, Peygamberlerin sonuncusu Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem üzerine olsun...

Şüphesiz Ahmed El Şukayr liderliğindeki Filistin Kurtuluş Örgütünün varoluş amacı, Batı Şeriayı Ürdünden koparmak ve orada ayrı bir varlık kurmaktır. Kurulacak bir devlet, Kudüs ve Beytüllahim topraklarını içine almayacaktır. Böyle bir eylem, hiç şüphesiz İslam toprağını paralamaktır... İslam ülkelerinin birlik ve bütünlüğünü emreden Allahın emrine de aykırıdır.”

Hizb-ut Tahrir, 60, 70, 80 ve 90’lı yıllardan günümüze değin yayımlanan onlarca bildiride İslam Şeriatına dayalı tutarlı duruşunu muhafaza etti ve bu Filistinli grupların varoluşsal amaçlarını açıkladı. Amaçlarının sömürgeci devletlere ajanlık yapmak olduğunu bildirdi... Onlarca yıldır Hizb, Amerika’nın amacının Arap devletleri ile Yahudi varlığı arasında bir barış anlaşması imzalamak ve işgalci ile ilişkilerin normalleşmesini sağlamak diye ümmeti uyarmaktadır. Süreç, Hizbin uyarısı yönünde ilerledi ve ilerlemeye de devam ediyor!

Müslüman toprakların düşman tarafından işgali ve bu toprakları düşmandan geri almak için mücadeleden geri durmak büyük bir suçtur. İşgal altındaki toprakları düşmana peşkeş çeken bir antlaşmayı imzalamak ve işgalci düşmanı tanımak, çok daha şiddetli ve büyük bir suçtur. Haçlılar, Filistin’i işgal ettiler ve orada iki yüzyıllık bir Haçlı krallığı kurdular. Ama o gün Müslümanlar, bugünkü Arap yöneticileri ve Filistinli liderlerin yaptıkları gibi ne Haçlı krallığı ile bir barış anlaşması imzaladılar ne de işgal altındaki İslam ülkesinin bir karış toprağından ödün verdiler. Müslümanlar, Haçlıları hezimete uğratana değin ve işgal ettikleri tüm Müslüman topraklarından onları çıkarana dek savaşmaya devam ettiler. Sonuçta Kudüs ve Filistin topraklarını Haçlılardan kurtardılar ve Şam topraklarında kurdukları krallığı yıktılar.

Kudüs, birleşik veya ayrı olsun Filistin’de iki devleti tanımak, İslam’a göre Siyonist varlığı meşru kılmaz. Fetih, Hamas ve diğer Arap ve Müslüman ülkelerdeki rejimler, İslam ve Müslümanların temsilcisi değildir, tam tersine yolunu kaybetmiş konvoyun küçük bir parçasıdırlar. Filistin, İslam ümmetine ait kutsal bir İslam toprağıdır.

Sömürgeci Birleşmiş Milletler kararlarına göre Kudüs, sadece Doğusu ile değil bütünüyle Kudüs’tür. İslam nazarında 1948 ve 1967 yılında işgal edilen Filistin’in her karış toprağı aynıdır... Kudüs dâhil olmak üzere bütün Filistin, Fetih veya diğer herhangi bir Filistinli gruba ait bir toprak parçası değildir. O yüzden istedikleri zaman düşmana satamazlar. İslam dünyasındaki yozlaşmış rejimlere ait toprak parçası da değildir ki Batılı efendilerine boyun eğmek için Siyonistlere peşkeş çeksinler. Filistin, Allah’ın Kuran ve asil Peygamberinin de Sünnette belirttiği gibi kutsal bir topraktır. Filistin, Ömer RadiyAllahu Anh döneminden beri bir İslam toprağıdır. Barışçıl yollarla fethedildi. Orada yaşayan Hristiyanların kılına dahi zarar verilmedi, aksine İslam’ın adaleti tesis edildi.

İşte Filistin budur. Çözümü de Amerika ile işbirliği yapmak ve iki devletli çözüm için Siyonist devletle müzakere masasına oturmak değildir. Ya da Erdoğan ve Abbas’ın Kudüs’te kırmızı çizgileri ihlal eden Yahudilere karşı bağırıp çağırması gibi de değildir. Peki, bu yöneticiler, neden Kudüs için parmaklarını dahi kıpırdatmadılar. Kıpırdatmadıkları için de Yahudiler ihlal etmedik hiçbir kırmızı çizgi bırakmadılar... Erdoğan ve Abbas’ın insanları kandırmak için bağırıp çağırdığı kırmızı çizgiler, bundan tam yüzyıl önce 1917 yılında sömürgeci İngilizler tarafından ihlal edildi. İngilizler, Müslüman toprakları bölmek, Hilafeti yıkmak ve “Filistin’de Yahudilere bir vatan kurmak” için o gün meşum aşağılık planlarını yumurtladılar.

Şüphesiz biz, Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya tevekkül eder ve emirleri doğrultusunda amel yaparız. Şüphesiz Allah Subhânehu ve Teâlâ, tevekkül edenlerin velisidir ve verdiği sözü hemen yerine getirir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لَا تَخُونُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوا أَمَانَاتِكُمْ وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَEy iman edenler! Allaha ve Peygambere hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.[Enfal 27]

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER