Çarşamba, 09 Muharram 1440 | 2018/09/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Sudan Vilayeti: Seminer; "Hakikat ve Aldatma Arasında Ekonomik Reformlar!"

  • Kategori Sudan
  •   |  

Sudan Vilayeti: Seminer;
"Hakikat ve Aldatma Arasında Ekonomik Reformlar!"

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Üniversitede "Hakikat ve Aldatma Arasında Ekonomik Reformlar!" başlıklı bir ekonomi semineri düzenledi.

Cumartesi, 07 Zilhicce - 18 Ağustos 2018 M

sudan vilayeti

İlk Konuşma
Sudan'da Ekonomik Reform Programlarının Uygulanmasının Sonuçları!
Ekrem Saad

sudan vilayeti

İkinci Konuşma
Ekonomik Reform Gerçeği
Ahmed Cafer

sudan vilayeti

Üçüncü Konuşma
Köklü çözüm
Muhammed Salah

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: Konuşma; "Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Hicreti Derstir... Kısacık Bir Tarihi An Değil!"

  • Kategori Suriye
  •   |  

Suriye Vilayeti: Konuşma; "Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Hicreti Derstir... Kısacık Bir Tarihi An Değil!"

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti Medya Bürosu Üyesi değerli Şeyh Said el Zalan (Ebu Musab eş Şami)'nin "Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Hicreti Derstir... Kısacık Bir Tarihi An Değil!" başlıklı konuşması.

03 Muharrem 1440 H - 13 Eylül 2018 M

Devamını oku...

Binbir Surat Erdoğan Tahran’da!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Binbir Surat Erdoğan Tahran’da!

Haber:

Tahran'da düzenlenen Suriye konulu Türkiye-İran-Rusya Zirvesi'nin ardından ortak bildiri yayımlandı.

Tahran'daki ortak bildiride, Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceği ve ihtilafın siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceği inancı yinelendi.

Tahran bildirisinde, Türkiye, Rusya ve İran İdlib'deki durumu Astana formatını tanımlayan iş birliği ruhuna uygun olarak ele almayı kararlaştırdı.

https://www.ntv.com.tr/dunya/son-dakika-tahrandaki-zirvenin-ortak-bildirisi-yayimlandi-idlib-vurgusu,0gIB0o583Ue4adVuz10cRA

Yorum:

Türkiye, Rusya ve İran, Suriye konulu zirve için 07.09.2018 tarihinde üçüncü defa bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı Tahran’a henüz inmişti ki, haberler bir tarafta Erdoğan’ın uçağını canlı olarak gösteriyor, diğer tarafta ise alt yazıda; “Rusya ve Rejim güçlerinin İdlib’i bombaladığını” geçiyordu. Bu durum Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ziyade aslında tüm İslam ümmetine, özelde ise Suriye halkına yönelik bir mesajdı. Zira Erdoğan, uluslararası Suriye planında taş koyan, pürüz çıkaran bir konumda değil ki Erdoğan’a bir mesaj verilsin. Türkiye Cumhuriyeti devletinin şahsında Erdoğan’ın rolü; daha önce kendisinin yaptığı tabirle “paratonerlik” görevidir. Suriye’de işleyen uluslararası savaş ve siyasete meşruiyet kazandırmaktır. Astana’da, Cenevre’de muhalifler adına ihanet anlaşmaları imzalamaktır. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla muhalifleri parçalayıp, savaşın yönünü rejimle mücadeleden, “terörle” mücadeleye çekmektir. Muhalifleri ılımlı, radikal diye bölerek Amerika’nın fitne ve fesadına ortak olmaktır. Suriye’nin tüm şehirlerindeki muhalifleri İdlib’e çekmek için önce arabuluculuk yapıp şimdi de buradan da çıksınlar diye Rusya ve İran katilleriyle anlaşmalar yapmaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran bildirisinin açıklandığı basın toplantısında önce ağzına biraz fıstık atıp, ardından da geveleyerek bildiriye “ateşkes” konulsun teklifini yaptı. Herkesin malumu ki bu bildiri, basın açıklamasından önce yazıldı. Söz konusu bildiriye, Türkiye de imza attı. Erdoğan, basın toplantısında böyle bir çıkış yaparak sadece medyaya oluşturacağı algı için biraz malzeme verdi. Yalancı medya için de bu çıkış yetti. Zira “Tahran’da Erdoğan ile Putin’in “ateşkes” Pazarlığı”, “Tahran Zirvesi'nde Erdoğan ile Putin arasında ateşkes polemiği” şeklinde manşetler atıldı. Oysa gerek önceki zirvelerde, gerekse Tahran’daki zirvede Suriye halkının akan bunca kanına, yine hiçbir kıymet verilmemiş, aksine katil rejime karşı diz çökmeleri istenerek zirve noktalanmıştır. Rejimin meşru olarak tanındığı, direnişçilerin terörist görüldüğü, terörizmle mücadele (İslam ile mücadele) kararlılığının teyit edildiği, çatışmasızlık ve garantörlük yalanı ile katliam ve cürümler eşliğinde Halep, Guta ve Dera'nın rejime teslimini sağlayan Astana'nın övüldüğü ve BM'den medet umulduğu bu bildiriyle birlikte, yakında İdlib’e yönelik de havadan ve karadan operasyonlar başlayacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, binbir surat gibi. Suriye halkının yanındayız diyor, Suriye halkının katilleri ile işbirliği yapıyor. Suriye muhalefetinin garantörüyüz diyor, Amerika, Rusya, İran ve rejimin vurması için muhalefetin kollarını tutuyor. Bir taraftan muhacirlere kapımız açık diyor, diğer taraftan onları Avrupa’ya karşı bir pazarlık unsuru olarak kullanıyor. Bir taraftan Aylan bebek için gözyaşı döküyor, diğer taraftan ölen diğer bebekler için kılını kıpırdatmıyor. Bir taraftan Esed gitmeli diyor, diğer taraftan Esed’in kalmasını isteyen güçlerin tüm planlarına ortak oluyor. Erdoğan, gerçek yüzü ortaya çıkmasın diye binbir tane maske takıyor. Medya operasyonuyla gerçek yüzünü gizliyor. Olmadı tehdit ediyor. Olmadı hapse tıkıyor. Ancak her şeyin bir sonu olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ayak oyunlarının da bir sonu var. Biz Erdoğan’ın taktığı her bir maskeyi ifşa etmeye devam edeceğiz. Eninde sonunda bu maskeler tek tek düşecek. O zaman bu ümmet, onun gerçek yüzünü görecek ve “keşke” diyecek. Keşke keşkelerimiz hiç olmamış olsaydı.

Hizb ut-Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Osman Ebu Erva

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Avrupa: Belçika heyeti Mühendis İsmail El-Vahvah'a destek için Ürdün elçiliğinde

  • Kategori Belçika
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Avrupa: Belçika heyeti Mühendis İsmail El-Vahvah'a destek için Ürdün elçiliğinde

Hizb-ut Tahrir Belçika'dan bir heyet Başkent Brüksel'de bulunan Ürdün elçiliğini ziyaret etti. Ziyaret esnasında elçiliğe verilmesi hedeflenen Hizb-ut Tahrir Avustralya Medya Bürosu ve Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayeti Medya Bürosu tarafından yayınlanan basın açıklamaları elçilik sekreteri tarafından kabul edilmedi. Aile ziyareti için Ürdün'e giderken Aliya Havaalanında haksız gözaltına alınan Hizb-ut Tahrir Avustralya Medya Bürosu Üyesi Mühendis İsmail El-Vahvah'ın tutuklanması ile ilgili bildiriler elçilik resepsiyonuna bırakıldı.

Perşembe, 12 Zilhicce 1439 H - 23 Ağustos 2018 M

 

2018 08 23 BE JR EMBSY 1

2018 08 23 BE JR EMBSY 2

Devamını oku...

Bakan Değişimi ve Bakanlıkların Azaltılması Hastalığın Belirtilerini Sakinleştirici Bir İlaçtır, Köklü Çözüm, Nübüvvet Metodu Üzere Raşidi Hilafettir

Sudan Devlet Başkanı El Beşir, ulusal uzlaşı hükümetinin feshedildiğini, yeni başbakan atandığını, federal bakanlıkların sayısının 31’den 21’e düşürüldüğünü, devlet bakanlıklarının yüzde 50 oranında azaltıldığını açıkladı... El Beşir, söz konusu adımın amacının halkın onurlu hayat konusundaki taleplerini karşılayacak aktif bir hükümet oluşturulmasını hedeflemek olduğunubelirtti.

Devlet Başkanının bakanlar ve bakanlıkları azaltması, değişiklik olarak addedilmez. Çünkü istenen değişiklik, devletin üzerine kurulu olduğu politikalarda bir değişikliğin yapılmasıdır. Kişiler, sadece politikaların uygulayıcısıdır. Ülkenin mustarip olduğu ve değişmesi gereken sorunu, kâfir Batıya bağımlı siyasal ve ekonomik sistemlerdir. Sistemler, şu anda uygulanan kapitalist ideoloji temeline değil, yüce İslam ideolojisi temeline dayalı olmalıdır. Onlarca yıldır yüzlerin değişimini deneyimledik. Durum daha da kötüye gitti. Bu rejim, kaç kez yönetici kadrosunu değiştirdi ama insanlar, realitede hiç bir değişim fark etmediler.

Söz konusu adımın Sudanlıların onurlu hayat konusundaki taleplerini karşılayacak açıklamasına gelince, manipülasyon ve politik tüketim için sarf edilmiş bir sözdür. Gerçekleşen bu değişiklik, geçici ağrı kesicidir, sorunun kökleri için değil, rejim ürünü salgılar için bir dermandır. Herkes, meselenin ümmetin menfaati için ülke zenginliklerini idare etmek, IMF reçeteleri ve Dünya Bankası aracılığıyla serveti yağmalayıp kırıntıları yöneticilere bırakan sömürgeci kâfirin kellesini kesmek olduğunu biliyor. Hatta kırıntılar bile Sudan hükümdarlarına bırakılmıyor. Bu yüzden mal ve hizmetlerden haram vergiler almak için insanların ceplerindeki paralara göz dikiyorlar. Böylece de zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklarına sahip bu ülkede olduğu gibi fiyatlar yükseliyor. Eğer bu kaynaklar, İslam hükümleri ile ümmetin çıkarı için yönetilseydi, insanlar refah ve bolluk içinde yaşarlardı.

Sudan halkına daha doğrusu bütün İslam ümmetine yeniden umut aşılayan radikal çözüm, ümmetin inancına dayalı gözetmen bir devletle olur. Bu devlette her bir birey beslenme, barınma ve giyinme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak, dahası zorunlu olmayan ihtiyaçlarını karşılama fırsatı da bulacaktır. O, yöneticilerinden, yöneticileri de ondan razı olacaktır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

خِيَارُ أَئِمَّتِكُمْ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمْ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْSizin hayırlı imamlarınız şunlardır: Siz onları seversiniz onlar da sizi severler. Onlar sizin için dua ederler, siz de onlar için dua edersiniz. Şerli imamlarınız ise sizden nefret ederler siz de onlardan nefret edersiniz, siz onlara lanet edersiniz onlar da size lanet ederlerİşte bu, Allah’ın izniyle yakında kurulacak olan Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet Devletidir. İşte çözüm budur. Bundan başka hiçbir çözüm insanların isteklerini karşılayamaz ve onlara yeniden umut aşılayamaz. İşte çalışanlar bunun için çalışsın.

İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Kanada, Romana ve Roshan Bacıların Serbest Bırakılması Talebiyle Pakistan Konsolosluğuna Bir Heyet Gönderdi

Hizb-ut Tahrir / Kanada, Pakistanlı yetkililerden Romana ve Roshan bacıları serbest bırakma İslami yükümlülüklerini yerine getirmeleri talebiyle Toronto’daki Pakistan Konsolosluğu’na resmi bir heyet gönderdi. Basın açıklamasında da belirtildiği gibi Pakistanlı yetkililer bu iki kız kardeşi kaçırdılar ve şuana dek nerede oldukları da bilinmiyor. Konsolos Yardımcısı ile yapılan görüşmede heyet, annelerini çocuklarından ayıran ve bu zavallı çocukları sefalet ve çaresizlik içinde bırakan Pakistanlı yetkililerin eylemlerine yönelik öfkesini dile getirdi. Heyet, ayrıca görüşmede Pakistanlı yetkililerin insanların kaçırılmasını yasaklayan Allah’ın Şeriatını tamamen göz ardı ettiklerini ifade etti. Pakistanlı yetkililer, tek suçları Pakistan’da Allah’ın dininin uygulanmasına çağıran kadınları kaçıracak kadar alçaldılar.

Bu adalet ayıbı, Pakistanlı yetkililerin Pakistan halkına karşı işlediği çok sayıdaki adaletsizlikten sadece biridir ve bu ayıp, bir kez daha Pakistan’daki yozlaşmış sistemin yerine Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devletini koyma gerekliliğini ortaya koyar. Pakistan halkı sadece böylesi bir devletle adalet ve hukukun üstünlüğünü yaşantılayacaktır.

Devamını oku...

Kurtarılmış Bölgelerde Düzenlenen Gösteriler, Devrim Üzerinde Israr ve Sebatın Bir Göstergesidir

Kurtarılmış bölgelerin çoğunda Suriye halkının kalbinde devrim ateşinin sönmediğini, hâlâ yanmakta olduğunu ve sarsılmaz dağlar gibi kararlılığını sürdürdüğünü vurgulamak amacıyla 7 Eylül 2018 Cuma namazı sonrası kitlesel gösteriler düzenlendi. Şüphesiz halk hareketi, kamuoyunun yönlendirilmesinde, rejimlerin desteklenmesi ya da devrilmesinde önemli rol oynar. Devrim, Şam’daki ajan ve mücrim rejime karşı halk hareketi ile başladı, meşruiyetini kaybettirdi ve temellerini sarstı. Uluslararası toplumu Şam’daki ajan rejimi destekleme ve yeniden meşruiyet kazandırma çabası içerisine soktu. Büyük güçler ve Suriye devrimine karşı entrika içinde olan ülkeler, devrimi kuşatmak ve rayından saptırmak için yıllarca büyük çaba sarf ettiler.

Hem askeri hem de halk olarak Suriye devriminde meydana gelen gerileme ve yıkılmaların, devrim kararını müsadere altına alan, pusulasını saptıran, devrimcileri bitiren, cani rejimi korumak için kırmızıçizgiler belirleyen, direktifler veren sponsor ülkeler ve uluslararası toplumun kararına bel bağlamanın bir sonucu olduğu artık sır değil. Onun içindir ki yeni bir halk hareketi sırasında daha önce düşülen ölümcül hatalara bir kez daha düşmemek için çok dikkatli ve uyanık olunmalı, Suriye sahasında aktif ülkelerin çıkarları doğrultusunda herhangi bir karar almaktan azami sakınılmalıdır. Ya da yardım almak için bu ülkeleri kızdırmamak bahanesiyle politikalarına uygun ve izin verdikleri ölçüde herhangi bir talep, amaç veya slogan dillendirmekten özenle kaçınılmalıdır.

Bu yüzden yeni halk hareketi, Suriye halkının yaptığı fedakârlıkların boşa gitmemesi için kendisini sapmadan korumalıdır. Herhangi bir halk hareketini sapmadan koruyan en önemli unsurlar şunlardır:

1- İnançlarından fışkıran ve insanların etrafında toplandıkları açık ve net bir projenin varlığı. Böylesi bir projenin varlığı, dağınıklıklarını toplayacak, sözlerini birleştirecek ve hedeflerini billurlaştıracaktır. Bu proje temelinde muhasebe edilecek ve böylece hiçbir kimse halk hareketini gidişatından saptıramayacaktır. 

2- Halk hareketi için projesini bir devlette pratikte uygulayabilme hedefine eriştirecek eylemlere yönlendiren uyanık ve samimi bir siyasi liderliğin varlığı kaçınılmazdır.

3- Bütün sembol ve rükünleri ile rejimi devirmek, devrim dostları olarak adlandırılan sponsor ülkelerle ilişkileri kesmek ve uzun yürüyüşü boyunca billurlaşan devrim sabitelerine sımsıkı sarılmak elzemdir. Ve bütün bunlardan amaç, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletinin kurulması olmalıdır.  Bu sayede halk hareketinin korunaklı hale geldiğinden, hiç kimsenin istismarına duçar olamayacağından ya da ekseninden saptıramayacağından emin olmuş oluruz. Çünkü sabiteleri doğrultusunda hedefine ulaşmak için istikrarlı bir şekilde sürekli yükseliştedir.

Aksi takdirde halk hareketi korumasız ve savunmasızdır. Bugün tanık olduğumuz “Seçimimiz direniş” isminin piyasada dolaşması, insanların inanç ve isteklerine aykırı sloganların atılması gerçek devrim hedeflerinin yokluğundan ötürüdür... Kâfir ülkelerin sabırlı Şam halkı ve devrimine karşı kurdukları tuzak, oldukça sinsidir. Onun için bu tuzağa düşmekten sakınmalıyız. Rabbimizin ipine sımsıkı sarılarak, O’na tevekkül ederek, sarsılmaz payandasına yaslanarak kendimizi sağlam bir kale gibi korumalıyız. Selametimiz, kurtuluşumuz ve zaferimiz işte bundadır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَقَدْ مَكَرُوا مَكْرَهُمْ وَعِندَ اللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ الْجِبَالُ فَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِ رُسُلَهُ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍOnlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir). Sakın Allahın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.” [İbrahim 46-47]

Ahmed Abdul Vehhâb

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER