- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Ürdün Rejimi Giderek Daha da Ahlaksızlaşıyor
Haber:
Al Mamlaka kanalının Ürdün İçişleri Bakanı Mazen el Faraye ile 28/10/2026 tarihinde Kerak şehrindeki kilise olayı hakkında yaptığı basın röportajında bakan, nasıl sosyal medyada Kerak kilisesinde hayatını kaybedenler için rahmet dilemenin haram olduğunu söyleyen insanların olabildiğinden ve bu fikirlere inanan ve bunları toplumda konuşabilen insanların olabildiğinden bahsetti.Sert önlemler alınacağını, hiçbir tahammül olmayacağını ve bu nefreti yaymak için sosyal medyayı kullanan üniversite hocasına, öğretmene, imama veya herhangi bir kişiye müsamaha gösterilmeyeceğini söyledi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu hadisi delil gösterenleri eleştirdi: من آذى ذميا فقد آذاني “Her kim bir zimmiye eziyet ederse bana eziyet etmiş olur.” Bakan, bugün zimmi olmadığını, aksine vatandaşlar olduğunu söyledi ve biz hangi çağdayız ki zimmi diyor ve Hristiyan için rahmet dilemenin caiz olmadığını söyleyebiliyorsunuz eklemesinde bulundu? Sonra kararlılığın gerekli olduğunu söyledi ve artık toplum olarak nefret öğreten bir öğretmene ya da nefret yayan bir imama tahammülümüz kalmadı dedi.
Yorum:
Müslüman ülkelerin pek çoğunda her ne zaman bir Hristiyan herhangi bir olayla karşılaşsa yönetici makamların yanı sıra ucuz medyaları ve düşünür olarak adlandırılan kişiler, İslam dinine ve hükümlerine saldırmaktadırlar; bu da bu suç teşkil eden eylemleri gerçekleştirenlerin kimliği, onların rejimle ve onun istihbarat teşkilatlarıyla ilişkileri hakkında büyük soru işaretleri doğurmaktadır; bunun kanıtlarından biri de Ürdün İçişleri Bakanının Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hadisine saldırdığında söyledikleridir: من آذى ذميا فقد آذاني “Her kim bir zimmiye eziyet ederse bana eziyet etmiş olur.”Dolayısıyla kulakları, aklı ve kalbi artık bu kelimeye tahammül edemiyor; oysa bu kelimede kesinlikle Hristiyanları kötüleyen hiçbir şey yoktur; bu kelimenin tek anlamı onların ahit ve eman ehli kimseler olmasıdır; yani onların Allah'ın, Rasulü'nün ve Müslümanların zimmetinde olmalarıdır. Bir Müslümanın, onların mallarına, namuslarına ve canlarına saldırması caiz değildir; tıpkı Müslümanlara sağlandığı gibi aynı şekilde onlara da eğitim, sağlık hizmetleri ve güvenlik sağlanır. Bakan, biz hangi çağda yaşıyoruz ki zimmi diyebiliyorsunuz diye soruyor? Bizler de ona deriz ki; zimmi kelimesi herhangi bir çağa bağlı değildir ve Hristiyanlar aramızda yaşadığı ve onlarla aramızda zimmet ahdi bulunduğu sürece onlara zimmet ehli denir; ayrıca bu ifade nübüvvet zamanında da vardı ve ister hoşuna gitsin ister gitmesin kıyamete kadar da var olmaya devam edecektir. Sömürgeci güçlerin ve onların ajanlarının Hristiyanları ve başkalarını manipüle ettiği bu çağ dışında bu nitelemeyi eleştiren bir Hristiyan ya da Yahudi bilmiyorum; aksine uzak yakın herkesin bildiği üzere zimmiler Müslümanlarla öyle bir uyum içindeydiler ki; zimmiler kendi Haçlı kardeşlerine karşı Müslümanlarla birlikte savaşıyorlardı. Sonra İslam'ın ve hükümlerinin bu olayla ne ilgisi var ki İslam’a saldırıyor ve imamları, öğretmenleri ve üniversite profesörlerini hesap vermekle sorumlu tutmak ve okullardaki ve üniversitelerdeki müfredatları değiştirmek istiyorsunuz?! Bu, bu olayları istismar edip İslam'a karşı savaşmak için kendinize bahane ürettiğiniz anlamına gelmektedir.
Rejimin başı ve medyası olayı terörist bir olay olarak nitelendirmiş ve ardından hava kuvvetleri Suriye'de terörist grupların bulunduğunu söyledikleri bölgeleri bombalamıştır; oysa öldürülenler masum çocuklar ve kadınlardı! 2017 yılında ise Yahudi bir güvenlik görevlisi iki Ürdünlüyü öldürdüğü halde Ürdün kralı askeri üniformasını giymemiş ve uçakları da Yahudi varlığını bombalamak için havalanmamıştı; ayrıca o dönemin içişleri bakanı da Yahudi dinine saldırmaya ve Yahudi okulları ile üniversitelerindeki müfredatın değiştirilmesine çağrıda bulunmamış, aksine sessiz kalıp kılını dahi kıpırdatmamıştı!
Ürdün rejimi, sömürgeci kâfirin Osmanlı Hilafet Devleti'ni yıkmasının ardından bölgede kurduğu en kirli işlevsel rejimlerden biridir; dolayısıyla onun İslam'a ve Müslümanlara karşı savaşı yeni olmadığı gibi onun Londra'daki efendilerine olan bağlılığı konusunda da bir kanıta veya delile ihtiyaç yoktur; zira Ürdün Kralı'nın dedesi, Osmanlı Hilafetine savaş ilan eden Şerif Hüseyin olup babası ise Batı Şeria'yı Yahudilere teslim eden kişidir; bugün de Ürdün rejimi onların izinden gitmektedir; nitekim suçlu Netanyahu anılarında Ürdün rejiminin Yahudiler için önemini şu sözlerle ifade etmiştir: “Ürdün Krallığı rejiminin bekasını “İsrail” için hayati bir çıkarı olarak görüyorum ve gerekmesi durumunda onun düşmesini önlemek için askeri müdahalede bulunacağız.”
Bizler de Ürdün rejimine diyoruz ki; hesap gününüz artık yaklaşmıştır ve sizin tahtınızın ve diğer zalimlerin tahtlarının devrilmesi Allah’ın izniyle sadece bir zaman meselesidir; وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ “Zulmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” [Şuara 227]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Ebu Hişam



