Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R
- |
- ؤ°lk yorumlayan ol!
- yazؤ± boyutu yazؤ± boyutunu kأ¼أ§أ¼lt Yazؤ± boyutu bأ¼yأ¼t
ط¨ط³ظ… ط§ظ„ظ„ظ‡ ط§ظ„ط±طظ…ظ† ط§ظ„ط±طظٹظ…
1- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R NEDؤ°R?
2- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N KURULUإ SEBEBLERؤ°.
3- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N GAYESؤ°.
4- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'E أœYELؤ°K.
5- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N أ‡ALIإMASI.
6- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N أ‡ALIإMA SAHASI.
7- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'DE BENؤ°MSEME.
8- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N METODU.
9- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N DأœإأœNCESؤ°.
10- ؤ°SLأ‚M'DA Yأ–NETؤ°M Nؤ°ZAMIYLA ؤ°LGؤ°Lؤ° HأœKأœMLER.
11- ؤ°SLأ‚M'DA EKONOMؤ°K Nؤ°ZAMLA ؤ°LGؤ°Lؤ° HأœKأœMLER.
12- Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m ve Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r.
1- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R NEDؤ°R?
ؤ°deolojisi ؤ°slأ¢m olan siyasأ® bir partidir. Siyaset onun ameli ve ؤ°slأ¢m onun ideolojisidir. أœmmet arasؤ±nda ve أ¼mmetle birlikte, أ¼mmetin ؤ°slأ¢m'ؤ± kendisine dأ¢vأ¢ edinmesi iأ§in, Hilأ¢fet'i ve Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmetmeyi/yأ¶netmeyi tekrar varlؤ±k sahasؤ±na geri getirmesi maksadؤ± ile أ¼mmete أ¶nderlik etmek iأ§in أ§alؤ±إںؤ±r.
Hizb-ut Tahrir; ne ruhaniyetأ§i, ne ilmأ®, ne akademik ne de hayؤ±r iإںleriyle uؤںraإںan bir kitle olmayؤ±p siyasأ® bir kitledir. ؤ°slأ¢m dأ¼إںأ¼ncesi, onun cisminin ruhu, nأ¼vesi ve hayatؤ±nؤ±n sؤ±rrؤ±dؤ±r.
2- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N KURULUإ SEBEBLERؤ°:
Hizb-ut Tahrir, Yأ¼ce Allah'ؤ±n; ظˆظژظ„ظ’طھظژظƒظڈظ†ظ’ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط£ظڈظ…ظ‘ظژط©ظŒ ظٹظژط¯ظ’ط¹ظڈظˆظ†ظژ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ’ط®ظژظٹظ’ط±ظگ ظˆظژظٹظژط£ظ’ظ…ظڈط±ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط§ظ„ظ’ظ…ظژط¹ظ’ط±ظڈظˆظپظگ ظˆظژظٹظژظ†ظ’ظ‡ظژظˆظ’ظ†ظژ ط¹ظژظ†ظ’ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈظ†ظ’ظƒظژط±ظگ ظˆظژط£ظڈظˆظ’ظ„ظژط¦ظگظƒظژ ظ‡ظڈظ…ظ’ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈظپظ’ظ„ظگطظڈظˆظ†ظژ"Sizden hayra davet eden, marufu emreden, mأ¼nkerden nehyeden bir أ¼mmet (topluluk) bulunsun. ؤ°إںte onlar kurtuluإںa erenlerin ta kendileridir."[1] ayetine icabet ederek; ؤ°slأ¢m أ¼mmetini dأ¼إںmأ¼إں olduؤںu إںiddetli أ§أ¶kأ¼ntأ¼den kalkؤ±ndؤ±rmak ve kأ¼fأ¼r fikirleri, dأ¼zenleri, hأ¼kأ¼mlerinden, kأ¢fir devletlerin egemenliؤںinden, nأ¼fuzundan kurtarmak gayesiyle kurulmuإںtur.
أ‡alؤ±إںmasؤ±nؤ±n gayesi, Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle yeniden yأ¶netmek أ¼zere ؤ°slأ¢m Hilأ¢fet Devleti'ni tekrar vأ¼cuda getirmektir.
Siyasi Partilerin Kurulmasؤ±nؤ±n
إer'an Gerekliliؤںi
• Hizb'in kuruluإںu, Allahu Teأ¢lأ¢'nؤ±n; ظˆظژظ„ظ’طھظژظƒظڈظ†ظ’ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط£ظڈظ…ظ‘ظژط©ظŒ"Sizden bir أ¼mmet (topluluk) bulunsun"[2] emrine icabet iأ§indir. أ‡أ¼nkأ¼ Yأ¼ce Allah bu ayette mأ¼slأ¼manlara, aralarؤ±nda إںu iki iإںi yerine getirecek kitleleإںmiإں bir cemaatؤ±n olmasؤ±nؤ± emir etmektedir. O iإںin birincisi; hayra yani ؤ°slأ¢m'a davet, ikincisi ise; marufu emretmek ve mأ¼nkeri nehyetmektir.
Bir kitleleإںmiإں cemaatؤ±n kurulmasؤ± ile ilgili bu emir sadece talep yأ¶nأ¼ndendir. Fakat bu talebin kesin olduؤںuna delأ¢let eden karineler mevcuttur. Zira o kitleleإںmiإں cemaatؤ±n yapacaؤںؤ± yukarؤ±da zikredilen ayetin belirlediؤںi iإں -ؤ°slأ¢m'a davet, marufu emretmek ve mأ¼nkerden nehyetmek- mأ¼slأ¼manlarؤ±n أ¼zerlerine yerine getirmeleri gereken bir farzdؤ±r. Bu farz baإںka bir أ§ok ayet ve hadislerde de sabit olmuإںtur. Nitekim Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki: ظˆظژط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹ ظ†ظژظپظ’ط³ظگظٹ ط¨ظگظٹظژط¯ظگظ‡ظگ ظ„ظژطھظژط£ظ’ظ…ظڈط±ظڈظ†ظ‘ظژ ط¨ظگط§ظ„ظ’ظ…ظژط¹ظ’ط±ظڈظˆظپظگ ظˆظژظ„ظژطھظژظ†ظ’ظ‡ظژظˆظڈظ†ظ‘ظژ ط¹ظژظ†ظگ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈظ†ظ’ظƒظژط±ظگ ط£ظژظˆظ’ ظ„ظژظٹظڈظˆط´ظگظƒظژظ†ظ‘ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژط¨ظ’ط¹ظژط«ظژ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¹ظگظ‚ظژط§ط¨ظ‹ط§ ظ…ظگظ†ظ’ ط¹ظگظ†ظ’ط¯ظگظ‡ظگ ط«ظڈظ…ظ‘ظژ ظ„ظژطھظژط¯ظ’ط¹ظڈظ†ظ‘ظژظ‡ظڈ ظپظژظ„ط§ ظٹظژط³ظ’طھظژط¬ظگظٹط¨ظڈ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’"Nefsim elinde olan Zat'a yemin ederim ki, ya marufu emir ve mأ¼nkerden nehyedersiniz yahut Allahu Teأ¢lأ¢ size azab gأ¶nderir. Sonra Allah'a yalvarؤ±rsؤ±nؤ±z, lأ¢kin duanؤ±z kabul olunmaz."[3]
ؤ°إںte bu ifade, o talebin kesin bir istek olduؤںuna ve ondaki emrin de farz olduؤںuna bir karine olmaktadؤ±r.
• Fakat bu kitleleإںmiإں cemaatؤ±n varlؤ±ؤںؤ±nؤ±n siyasأ® bir hizb (parti) olmasؤ± ise; o ayeti kerimenin bir taraftan mأ¼slأ¼manlardan aralarؤ±nda bir cemaat kurmalarؤ±nؤ± taleb etmesi, diؤںer taraftan da bu cemaatؤ±n iإںini ؤ°slأ¢m'a davet etmek, marufu emretmek ve mأ¼nkerden nehyetmek olarak belirlemesinden dolayؤ±dؤ±r.
Marufu (iyiliؤںi) emretmek ve mأ¼nkerden (kأ¶tأ¼lأ¼kten) nehyetmek iإںi, yأ¶neticilere de iyiliؤںi emretmeyi ve kأ¶tأ¼lأ¼kten nehyetmeyi kapsamؤ±na alؤ±r. Hatta bu iyiliؤںi emretmek ve kأ¶tأ¼lأ¼kten nehyetmek iإںlerinin en أ¶nemlisidir. Zira o, yأ¶neticileri muhasebe etmek ve onlara nasihat etmektir. Bu iإں ise, siyasأ® bir iإںtir. Hatta bu siyasi iإںlerin en أ¶nemlisidir ki o da, siyasأ® partilerin en belirgin أ§alؤ±إںmalarؤ±ndandؤ±r.
Bأ¶ylece bu ayeti kerime siyasأ® partilerin kurulmasؤ±nؤ±n farz oluإںuna delأ¢let etmektedir.
Ancak ayet, kitlelerin yalnؤ±zca ؤ°slأ¢mأ® partiler olmalarؤ±nؤ± sؤ±nؤ±rlandؤ±rmؤ±إںtؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼, ayetin belirlediؤںi أ¶nemli iإں -ؤ°slأ¢m'a davet etmek, ؤ°slأ¢mأ® hأ¼kأ¼mlere uygun إںekilde marufu emretmek ve mأ¼nkerden nehyetmek- ancak ؤ°slأ¢mأ® kitleler ve partilerle gerأ§ekleإںtirilir.
ؤ°slأ¢mأ® parti; ؤ°slأ¢m akidesine dayanan, ؤ°slأ¢mأ® fikirleri, hأ¼kأ¼mleri ve أ§أ¶zأ¼mleri benimseyen ve izlediؤںi metodu Rasulullah (s.a.v)'in metodu olan partidir.
Bunun iأ§in; mأ¼slأ¼manlar arasؤ±nda fikir ve metod olarak ؤ°slأ¢mأ® olmayan esaslar أ¼zerine kitlelerin oluإںmasؤ± caiz deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼ Allah, mأ¼slأ¼manlara bأ¶yle emretmiإںtir. Ve أ§أ¼nkأ¼ yalnؤ±z ؤ°slأ¢m, bu varlؤ±k aleminde tek doؤںru ideolojidir. Zira o, fؤ±trata uygun olan evrensel bir ideolojidir. ؤ°nsanؤ±n problemlerini, onun insan olmasؤ± yأ¶nأ¼yle أ§أ¶zأ¼mlemekte, uzvأ® ihtiyaأ§larؤ± ve iأ§gأ¼dأ¼lerinden ibaret olan insanؤ±n hayatiyet enerjisinden kaynaklanan problemleri أ§أ¶zأ¼me kavuإںturmaktadؤ±r. Bu uzvأ® ihtiyaأ§ ve iأ§gأ¼dأ¼lerden ibaret olan hayatiyet enerjisini ne tamamen baإںؤ±boإں bؤ±rakؤ±r, ne kأ¶reltmeye أ§alؤ±إںؤ±r. Ne de bir iأ§gأ¼dأ¼yأ¼ diؤںeri أ¼zerine azdؤ±rؤ±r. Fakat ؤ°slأ¢m, onlarؤ± ve onlarؤ±n tatminini sahih bir nizamla dأ¼zene koymaktadؤ±r.. ؤ°slأ¢m, hayatؤ±n bأ¼tأ¼n iإںlerini dأ¼zenleyen tam kapsamlؤ± bir ideolojidir.
• Muhakkak ki Yأ¼ce Allah, mأ¼slأ¼manlara ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerinin hepsine baؤںlanmalarؤ±nؤ± farz kؤ±lmؤ±إںtؤ±r.. Bu hأ¼kأ¼mler ister akaid ve ibadet hأ¼kأ¼mleri gibi onlarؤ±n Yaratؤ±cؤ±larؤ±yla iliإںkilerini, ister ahlأ¢k, yiyecekler ve iأ§eceklerle ilgili hأ¼kأ¼mler gibi kendi nefisleriyle iliإںkilerini ve isterse muamelأ¢t ve yasama hأ¼kأ¼mleri gibi diؤںer insanlarla mأ¼nasebetlerini tanzim eden hأ¼kأ¼mler olsun aynؤ±dؤ±r.
Allah, mأ¼slأ¼manlara ؤ°slأ¢m'ؤ±, hayatؤ±n bأ¼tأ¼n iإںlerinde tam kapsamlؤ± bir uygulamayla tatbik etmelerini, ؤ°slأ¢m'la hأ¼kmetmelerini, anayasalarؤ±nؤ±n ve diؤںer kanunlarؤ±nؤ±n Allah'ؤ±n Kitabؤ±ndan ve Rasulأ¼'nأ¼n Sأ¼nneti'nden alؤ±nmؤ±إں إںer'أ® hأ¼kأ¼mler olmasؤ±nؤ± farz kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Nitekim, Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyuruyor: ظپظژط§طظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¨ظگظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژظ„ط§ طھظژطھظ‘ظژط¨ظگط¹ظ’ ط£ظژظ‡ظ’ظˆظژط§ط،ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¹ظژظ…ظ‘ظژط§ ط¬ظژط§ط،ظژظƒظژ ظ…ظگظ†ظ’ ط§ظ„ظ’طظژظ‚ظ‘ظگ"أ–yleyse sen, aralarؤ±nda Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmet/yأ¶net ve sana Hak'tan gelenden ayrؤ±lؤ±p da onlarؤ±n heveslerine uyma."[4]
ظˆظژط£ظژظ†ظ’ ط§طظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¨ظگظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژظ„ط§ طھظژطھظ‘ظژط¨ظگط¹ظ’ ط£ظژظ‡ظ’ظˆظژط§ط،ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ظˆظژط§طظ’ط°ظژط±ظ’ظ‡ظڈظ…ظ’ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژظپظ’طھظگظ†ظڈظˆظƒظژ ط¹ظژظ†ظ’ ط¨ظژط¹ظ’ط¶ظگ ظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ط¥ظگظ„ظژظٹظ’ظƒظژ"Aralarؤ±nda Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmet/yأ¶net, onlarؤ±n arzularؤ±na, gأ¶rأ¼إںlerine uyma. Allah'ؤ±n sana indirdiؤںinin bir kؤ±smؤ±ndan seni fitneye dأ¼إںأ¼rmelerinden, (aldatmalarؤ±ndan) sakؤ±n."[5]
ؤ°slأ¢m ile hأ¼kmetmemeyi/yأ¶netmemeyi de Allah kأ¼fأ¼r saydؤ±: ظˆظژظ…ظژظ†ظ’ ظ„ظژظ…ظ’ ظٹظژطظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¨ظگظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظپظژط£ظڈظˆظ’ظ„ظژط¦ظگظƒظژ ظ‡ظڈظ…ظ’ ط§ظ„ظ’ظƒظژط§ظپظگط±ظڈظˆظ†ظژ"Kim Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmetmezse/yأ¶netmezse, iإںte onlar kأ¢firlerin ta kendileridir."[6]
ؤ°slأ¢m dؤ±إںؤ±ndaki kapitalizm, sosyalizmin de kendisinden olduؤںu komأ¼nizm gibi ideolojiler fasit ideolojilerdir. ؤ°nsan fؤ±tratؤ±yla أ§eliإںmektedirler. Onlar, insanlarؤ±n uydurmalarؤ±dؤ±r. Artؤ±k onlarؤ±n fesadlarؤ± (bozuk olduklarؤ±) belli olmuإںtur ve ayؤ±plarؤ± da aأ§ؤ±ؤںa أ§ؤ±kmؤ±إںtؤ±r. Onlar, ؤ°slأ¢m'la ve hأ¼kأ¼mleriyle de أ§eliإںmektedirler. Bأ¶ylece onlarؤ± almak da, onlara davet etmek de, onlarؤ±n prensipleriyle kitleleإںmek de haramdؤ±r.
Bunun iأ§in, fikir ve metod bakؤ±mؤ±ndan yalnؤ±zca ؤ°slأ¢m esaslarؤ± أ¼zerine kitleleإںmeleri mأ¼slأ¼manlara farzdؤ±r. Kapitalist, sosyalist, komأ¼nist, milliyetأ§i, vatancؤ±, mezhepأ§i veya masonluk esaslarؤ±na gأ¶re kitleleإںmeleri de mأ¼slأ¼manlara haram olur. Onun iأ§in, sosyalist, komأ¼nist, kapitalist, milliyetأ§i, vatancؤ±, mezhepأ§i veya masonik parti kurmalarؤ± ve bunlara katؤ±lmalarؤ± yahut bunlara geأ§erlilik tanؤ±malarؤ± mأ¼slأ¼manlara haramdؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼ bunlar kأ¼fأ¼r partileridir ve kأ¼fre davet ederler. Zira, Allah إںأ¶yle buyuruyor: ظˆظژظ…ظژظ†ظ’ ظٹظژط¨ظ’طھظژط؛ظگ ط؛ظژظٹظ’ط±ظژ ط§ظ„ط¥ط³ظ’ظ„ط§ظ…ظگ ط¯ظگظٹظ†ظ‹ط§ ظپظژظ„ظژظ†ظ’ ظٹظڈظ‚ظ’ط¨ظژظ„ظژ ظ…ظگظ†ظ’ظ‡ظڈ ظˆظژظ‡ظڈظˆظژ ظپظگظٹ ط§ظ„ط¢ط®ظگط±ظژط©ظگ ظ…ظگظ†ظ’ ط§ظ„ظ’ط®ظژط§ط³ظگط±ظگظٹظ†ظژ"Her kim ؤ°slأ¢m'dan baإںka bir din arzularsa (ararsa), bu ondan asla kabul edilmez. Ahiret'te de o kimse hأ¼srana uؤںrayanlardan olur."[7]
Yukarؤ±da geأ§en ayette ظٹظژط¯ظ’ط¹ظڈظˆظ†ظژ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ’ط®ظژظٹظ’ط±ظگ"hayra davet ederler"[8] ifadesinin anlamؤ± "ؤ°slأ¢m'a davet ederler" demektir. Allah Rasulأ¼ (s.a.v) إںأ¶yle demiإںtir: ظ…ظژظ†ظ’ ط¹ظژظ…ظگظ„ظژ ط¹ظژظ…ظژظ„ط§ظ‹ ظ„ظژظٹظ’ط³ظژ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظ‡ظگ ط£ظژظ…ظ’ط±ظڈظ†ظژط§ ظپظژظ‡ظڈظˆظژ ط±ظژط¯ظ‘ظŒ"Kim, emrimizden olmayan bir iإں yaparsa o reddolunur."[9] Yine إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظ…ظ† ط¯ط¹ط§ ط¥ظ„ظ‰ ط¹طµط¨ظٹط© ظپظ„ظٹط³ ظ…ظ†ط§"Asabiyetأ§iliؤںe (soy sopculuk davasؤ±na yani ؤ±rkأ§ؤ±lؤ±ؤںa) أ§aؤںؤ±ran bizden deؤںildir."
• ؤ°slأ¢m أ¼mmetini uؤںradؤ±ؤںؤ± bu dأ¼إںأ¼إںten kaldؤ±rmaya, kأ¼fأ¼r fikirleri, dأ¼zenleri ve hأ¼kأ¼mlerinden, kأ¢fir devletlerin hakimiyeti ve nأ¼fuzundan kurtarmaya gelince: Bu, ؤ°slأ¢m أ¼mmetini أ§أ¶kأ¼ntأ¼ye dأ¼إںأ¼ren mefhumlarؤ± ve fikirleri temelden tam bir deؤںiإںiklikle deؤںiإںtirme yoluyla fikren yأ¼kselmekle ve أ¼mmette sahih ؤ°slأ¢mأ® mefhumlarؤ± ve fikirleri meydana getirmekle olur. Ta ki أ¼mmet, ؤ°slأ¢m fikirlerine ve hأ¼kأ¼mlerine gأ¶re hayattaki yأ¼rأ¼yأ¼إںأ¼nأ¼, davranؤ±إںؤ±nؤ± biأ§imlendirsin.
Kendisine lأ¢yؤ±k olmadؤ±ؤںؤ± halde أ¼mmetin ulaإںtؤ±ؤںؤ± bu korkunأ§ dأ¼إںأ¼إںe yol aأ§an; Hicrأ® 2. asؤ±rdan bugأ¼ne kadar ؤ°slأ¢m dأ¼إںأ¼ncesi ve metodunu أ¶rten أ§eإںitli amillerin/ faktأ¶rlerin cereyan etmesinden dolayؤ± ؤ°slأ¢m'ؤ±n anlaإںؤ±lmasؤ± ve uygulamasؤ±nda mأ¼slأ¼manlarؤ±n zihinlerine dأ¼إںأ¼veren إںiddetli zaafiyettir.
Bu أ¶rtأ¼cأ¼ faktأ¶rler aإںaؤںؤ±daki en belirgin durumlarؤ±n sonucunda ortaya أ§ؤ±kmؤ±إںtؤ±r:
1- Hind, Fars ve Yunan felsefelerinin nakli ve bazؤ± mأ¼slأ¼manlarؤ±n, ؤ°slأ¢m'la aralarؤ±nda tam bir أ§eliإںki bulunmasؤ±na raؤںmen bu felsefelerle ؤ°slأ¢m'ؤ± uzlaإںtؤ±rmaya أ§alؤ±إںmasؤ±.
2- ؤ°slأ¢m'ؤ±n sinsأ® dأ¼إںmanlarؤ±nؤ±n, ؤ°slأ¢m'dan olmayan fikirleri ve hأ¼kأ¼mleri, ؤ°slأ¢m'a karؤ±إںtؤ±rmasؤ± ve mأ¼slأ¼manlarؤ± ؤ°slأ¢m'dan uzaklaإںtؤ±rmak iأ§in hilelere baإںvurmasؤ±.
3- ؤ°slأ¢m'ؤ± anlama ve uygulamada Arap dilinin ihmali. Allah'ؤ±n Dini'nin kendi dilinden baإںka bir dille anlaإںؤ±lmamasؤ±na ve ortaya yeni أ§ؤ±kan vakؤ±alar karإںؤ±sؤ±nda iأ§tihad yoluyla yeni hأ¼kأ¼mlerin istinbat edilmesi Arapأ§a dؤ±إںؤ±nda bir dille mأ¼mkأ¼n olmamasؤ±na raؤںmen Arapأ§a'nؤ±n Hicrأ® 7. asؤ±rda ؤ°slأ¢m'dan ayrؤ±lmasؤ±.
4- ؤ°slأ¢m'ؤ± tamamen ortadan kaldؤ±rmak ve mأ¼slأ¼manlara hakim olmak gayesiyle, mأ¼slأ¼manlarؤ± ؤ°slأ¢m'dan ayؤ±rmak ve uzaklaإںtؤ±rmak iأ§in, 17. asؤ±rdan beri kأ¢fir batؤ± devletlerinin misyonerlik, kأ¼ltأ¼rel ve sonra da siyasأ® saldؤ±rؤ±sؤ±.
• Muhakkak ki, mأ¼slأ¼manlarؤ± kalkؤ±ndؤ±rmak iأ§in ؤ°slأ¢mأ® ve gayrؤ± ؤ°slأ¢mأ® pek أ§ok giriإںimler ve hareketler olmuإںtur. Fakat, bunlarؤ±n tamamؤ± da baإںarؤ±sؤ±zlؤ±kla neticelendi. Onlarؤ±n, mأ¼slأ¼manlarؤ± kalkؤ±ndؤ±rmaya, korkunأ§ dأ¼إںأ¼إںأ¼ deؤںiإںtirmeye de gأ¼cأ¼ yetmedi.
Mأ¼slأ¼manlarؤ± ؤ°slأ¢m'la kalkؤ±ndؤ±rmaya kalkؤ±إںan bu giriإںim ve hareketlerin baإںarؤ±sؤ±zlؤ±k sebebleri aإںaؤںؤ±da sayؤ±lؤ± durumlara baؤںlؤ±dؤ±r:
1-) ؤ°slأ¢m dأ¼إںأ¼ncesini أ¶rten (perdeleyen) faktأ¶rlerden etkilendikleri iأ§in, mأ¼slأ¼manlarؤ± kalkؤ±ndؤ±rmak isteyenlerce ؤ°slأ¢mأ® dأ¼إںأ¼ncenin dakik bir kavrayؤ±إںla anlaإںؤ±lmamasؤ±. Onlar, mأ¼slأ¼manlarؤ± kalkؤ±ndؤ±rmak istedikleri fikirlerin ve hأ¼kأ¼mlerin zihinlerinde vazؤ±h olmayؤ±إںؤ±ndan dolayؤ± bu fikirleri ve hأ¼kأ¼mleri, bunlarla problemlerinin أ§أ¶zأ¼mأ¼nأ¼ ve tatbikini tahdid etmeksizin ؤ°slأ¢m'a, kapalؤ±, genel bir إںekilde davet ediyorlardؤ±. Bأ¶ylece onlar vakؤ±ayؤ± dأ¼إںأ¼ncelerine kaynak olarak aldؤ±lar ve fikirlerini bununla temellendirmek istediler. ؤ°slأ¢m'la أ§eliإںmesine raؤںmen, var olan vakؤ±ayla uzlaإںtؤ±rmak أ¼zere nasslara yأ¼klenilemeyecek manalarla ؤ°slأ¢m'ؤ± te'vil etmeye ve yorumlamaya kalkؤ±إںtؤ±lar. Vakؤ±ayؤ±, ؤ°slأ¢m'a ve hأ¼kأ¼mlerine uygun olarak deؤںiإںtirmek iأ§in dأ¼إںأ¼ncelerinin konusu yapmadؤ±lar.
Bundan dolayؤ± hأ¼rriyetlere, demokrasilere, kapitalist ve sosyalist dأ¼zenlere أ§aؤںؤ±rdؤ±lar. ؤ°slأ¢m'la tam bir أ§eliإںki iأ§inde olmalarؤ±na raؤںmen, bunlarؤ± ؤ°slأ¢m'dan saydؤ±lar.
2-) ؤ°slأ¢m dأ¼إںأ¼ncesi ve hأ¼kأ¼mlerinin uygulanmasؤ±nda ؤ°slأ¢m'ؤ±n metodunun, bu kimselerde tam bir aأ§ؤ±klؤ±kla vazؤ±h olmayؤ±إںؤ±. ؤ°slأ¢mأ® dأ¼إںأ¼nceyi hazؤ±rlؤ±ksؤ±z, geliإںigأ¼zel vesilelerle ve kapalؤ±lؤ±kla kuإںatؤ±lmؤ±إں bir إںekilde yأ¼klendiler. ؤ°slأ¢m'ؤ±n geri gelmesinin, mescidler inإںa etmekle, gazete-dergi-kitap yayؤ±nlamakla, hayؤ±r ve yardؤ±mlaإںma cemiyetleri kurmakla yahut toplumun fesadؤ±ndan, kأ¼fأ¼r fikirleri, hأ¼kأ¼mleri ve dأ¼zenlerinin toplum أ¼zerindeki hأ¼kأ¼mranlؤ±ؤںؤ±ndan gafil olarak ve fertlerin ؤ±slahؤ±yla toplumun ؤ±slah edilmiإں olacaؤںؤ±nؤ± zannederek fertleri ؤ±slah etmekle ve ahlأ¢ken terbiye etmekle olacaؤںؤ±nؤ± gأ¶rmeye baإںladؤ±lar. Oysa toplumun ؤ±slahؤ± ancak toplumun fikirleri, duygularؤ± ve nizamlarؤ±nؤ±n ؤ±slahؤ± ile olur. Toplumun ؤ±slahؤ±, fertlerin ؤ±slahؤ±na gأ¶tأ¼rأ¼r. أ‡أ¼nkأ¼, toplum yalnؤ±z fertlerden ibaret deؤںildir. Toplum, ancak fertlerden ve alأ¢kalardan yani fertler, fikirler, duygular ve nizamlardan meydana gelir. Rasulullah (s.a.v)'in cahiliyye toplumunu ؤ°slأ¢mأ® topluma dأ¶nأ¼إںtأ¼rmek iأ§in yapmؤ±إں olduؤںu gibi.. Zira o (s.a.v), mevcud akaidi, ؤ°slأ¢mأ® akidenin fikirleriyle; cahilأ® adetleri, mefhumlarؤ±, fikirleri de ؤ°slأ¢m fikirleri, mefhumlarؤ± ve hأ¼kأ¼mleriyle deؤںiإںtirmek أ¼zere أ§alؤ±إںmaya baإںladؤ±. Ayrؤ±ca insanlarؤ±n duygularؤ±nؤ± cahiliyye akideleri, fikirleri ve hأ¼kأ¼mlerine baؤںlؤ±lؤ±ktan; ؤ°slأ¢m akidesine, ؤ°slأ¢m'ؤ±n fikirlerine ve hأ¼kأ¼mlerine baؤںlؤ±lؤ±ؤںa dأ¶nأ¼إںtأ¼rdأ¼kten sonradؤ±r ki Allah, Rasulأ¼ne Medine'de toplumu deؤںiإںtirmesini nasib etti. Ne zaman ki Medinelilerin أ§oؤںu ؤ°slأ¢m Akidesini tasdik edip benimsedi, ؤ°slأ¢m fikirlerini, mefhumlarؤ±nؤ± ve hأ¼kأ¼mlerini benimsedi. iإںte onunla birlikte Allah'ؤ±n Rasulأ¼ (s.a.v) ve ashabؤ±, 2. Akabe Biatؤ±'nؤ±n gerأ§ekleإںmesinden sonra onlara hicret ettiler ve Rasulullah onlara (Medinelilere) ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerini tatbik etmeye baإںladؤ±. ؤ°إںte bأ¶ylece Medine'de ؤ°slأ¢m Cemiyetini (toplumunu) vأ¼cuda getirdi.
• Yahut bu hareket ve giriإںimler, Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'ؤ± (ؤ°slأ¢m أ¼lkesi) ve Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r (kأ¼fأ¼r أ¼lkesi) arasؤ±nda ayؤ±rؤ±m yapmaksؤ±zؤ±n, her ikisinde de ؤ°slأ¢m Daveti'ni yأ¼klenme ve mأ¼nkeri red etme keyfiyetini ayؤ±rt etmeksizin silaha sarؤ±ldؤ±lar, maddأ® faaliyete kalkؤ±إںtؤ±lar. Bugأ¼n bizim iأ§inde yaإںadؤ±ؤںؤ±mؤ±z Dأ¢r (أ¼lke), Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r'dأ¼r. أ‡أ¼nkأ¼, kأ¼fأ¼r hأ¼kأ¼mleri uygulanmaktadؤ±r ve Rasulullah'ؤ±n Mekke'deki Peygamberlikle gأ¶nderildiؤںi gأ¼nlere benzemektedir. Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r'de davayؤ± yأ¼klenmek; davetle, siyasأ® أ§alؤ±إںmalarla olur, maddأ® أ§alؤ±إںmalarla deؤںil. Rasulullah'ؤ±n Mekke'de daveti yأ¼klendiؤںi gibi.. Zira o, yalnؤ±zca davetle yetindi, maddأ® gأ¼أ§-kuvvet kullanmadؤ±. أ‡أ¼nkأ¼ maksat, Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'daki Allah'ؤ±n indirdiؤںinden baإںkasؤ±yla hأ¼kmeden/yأ¶neten yأ¶neticiyi deؤںiإںtirmek deؤںildir. Aksine maksat, fikirleriyle ve nizamlarؤ±yla Dأ¢r-أ¼l Kأ¼frأ¼ deؤںiإںtirmektir. Dأ¢r-أ¼l Kأ¼frأ¼n deؤںiإںtirilmesi de, Rasulullah'ؤ±n Mekke'de yaptؤ±ؤںؤ± gibi, oradaki fikirleri, duygularؤ± iأ§in nizamlarؤ± deؤںiإںtirmek ve أ§alؤ±إںmakla olur.
• Amma, Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmedilen ؤ°slأ¢m أ¼lkesinde (yani Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'da), eؤںer yأ¶netici apaأ§ؤ±k kأ¼fأ¼rle hأ¼kmetmeye kalkؤ±إںؤ±rsa, mأ¼slأ¼manlarؤ±n onu bundan vazgeأ§irmeleri ve ؤ°slأ¢m'ؤ±n hأ¼kmأ¼ne dأ¶nmesi iأ§in muhasebe etmeleri farzdؤ±r. Eؤںer dأ¶nmezse, o yأ¶neticiyi Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmetmeye dأ¶nmesini zorla kabul ettirmek iأ§in silأ¢h kuإںanarak ona karإںؤ± أ§ؤ±kmalarؤ±, mأ¼slأ¼manlar أ¼zerine farz olur. Ubade b. es-Samit'den gelen hadiste olduؤںu gibi; ظˆظژط£ظژظ†ظ’ ظ„ط§ ظ†ظڈظ†ظژط§ط²ظگط¹ظژ ط§ظ„ط¢ظ…ظ’ط±ظژ ط£ظژظ‡ظ’ظ„ظژظ‡ظڈ ط¥ظگظ„ط§ ط£ظژظ†ظ’ طھظژط±ظژظˆظ’ط§ ظƒظڈظپظ’ط±ظ‹ط§ ط¨ظژظˆظژط§طظ‹ط§ ط¹ظگظ†ظ’ط¯ظژظƒظڈظ…ظ’ ظ…ظگظ†ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ظپظگظٹظ‡ظگ ط¨ظڈط±ظ’ظ‡ظژط§ظ†ظŒ "Allah'ؤ±n Kitabؤ±'ndan saؤںlam bir delile dayandؤ±ؤںؤ±nؤ±z apaأ§ؤ±k bir kأ¼fأ¼r gأ¶rmeniz mأ¼stesna, emir sahipleriyle أ§ekiإںmeyeceؤںimize ... beyat ettik"[10] Mأ¼slim'in rivayet ettiؤںi Avf b. Malik'in hadisi de إںأ¶yle: ظٹظژط§ ط±ظژط³ظڈظˆظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ط£ظژظپظژظ„ط§ ظ†ظڈظ†ظژط§ط¨ظگط°ظڈظ‡ظڈظ…ظ’ ط¨ظگط§ظ„ط³ظ‘ظژظٹظ’ظپظگ ظپظژظ‚ظژط§ظ„ظژ ظ„ط§ ظ…ظژط§ ط£ظژظ‚ظژط§ظ…ظڈظˆط§ ظپظگظٹظƒظڈظ…ظڈ ط§ظ„طµظ‘ظژظ„ط§ط©ظژ "Ey Allah'ؤ±n Rasulأ¼, onlarla --zalim yأ¶neticilerle-- kؤ±lؤ±أ§larؤ±mؤ±zla savaإںmayalؤ±m mؤ±?" denildi. Allah'ؤ±n Rasulأ¼: "Aranؤ±zda namazؤ± ikأ¢me ettikleri mأ¼ddetأ§e hayؤ±r."[11] diye cevap verdi. "Namazؤ±n ikأ¢mesi" ؤ°slأ¢m'la hأ¼kmedilmesinden kinayedir. Bu iki hadis, Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'da (ؤ°slأ¢m أ¼lkesinde) mأ¼slأ¼man yأ¶neticinin muhasebesi, bu muhasebenin nasؤ±l olacaؤںؤ± ve Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'da aأ§ؤ±k kأ¼frأ¼n ortaya أ§ؤ±kؤ±إںؤ±nؤ± menetmek أ¼zere, bundan vazgeأ§mediؤںi takdirde ne zaman yأ¶neticiye karإںؤ± maddأ® kuvvet kullanؤ±lacaؤںؤ± konularؤ±ndandؤ±r.
• Hilأ¢fet Devleti'ni ve Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle yأ¶netimi yeniden meydana أ§ؤ±karmak iأ§in أ§alؤ±إںma gayesine gelince: Yأ¼ce Allah mأ¼slأ¼manlara إںer'أ® hأ¼kأ¼mlerin hepsine baؤںlanmayؤ± ve Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmetmeyi/ yأ¶netmeyi farz kؤ±ldؤ±. Bu ise ancak bir ؤ°slأ¢m Devleti'nin ve bir halifenin insanlara ؤ°slأ¢m'ؤ± tatbik etmesiyle gerأ§ekleإںir.
Mأ¼slأ¼manlar, Hilأ¢fet Devleti'nin I. Dأ¼nya Savaإںؤ±'nda yؤ±kؤ±lmasؤ±ndan bu yana ؤ°slأ¢m Devleti'nden yoksun yaإںؤ±yorlar. Bundan dolayؤ± Hilأ¢fet'i geri getirmek, Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmetmeyi/yأ¶netmeyi yeniden varlؤ±ؤںa getirmek ؤ°slأ¢m'ؤ±n farz kؤ±ldؤ±ؤںؤ± kesin bir farzdؤ±r. Bu, iأ§inde ne muhayyerliؤںin ve ne de bir gevإںekliؤںin bulunmadؤ±ؤںؤ±, kesin bir farzdؤ±r. Bu farzؤ± yerine getirmede kusur gأ¶stermek, Allah'ؤ±n إںiddetli bir azabؤ±yla cezalandؤ±racaؤںؤ± bأ¼yأ¼k gأ¼nahlardan biridir. Allah Rasulأ¼ إںأ¶yle buyuruyor: ظˆظژظ…ظژظ†ظ’ ظ…ظژط§طھظژ ظˆظژظ„ظژظٹظ’ط³ظژ ظپظگظٹ ط¹ظڈظ†ظڈظ‚ظگظ‡ظگ ط¨ظژظٹظ’ط¹ظژط©ظŒ ظ…ظژط§طھظژ ظ…ظگظٹطھظژط©ظ‹ ط¬ظژط§ظ‡ظگظ„ظگظٹظ‘ظژط©ظ‹"Kim ki boynunda biat -halkasؤ±- bulunmadؤ±ؤںؤ± halde أ¶lأ¼rse, o cahiliyye أ¶lأ¼mأ¼yle أ¶lmأ¼إںtأ¼r."[12] أ‡أ¼nkأ¼, bu farzؤ± yerine getirmekten geri kalؤ±p oturmak; ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerinin uygulanmasؤ±nؤ±n baؤںlؤ± olduؤںu, bilأ¢kis ؤ°slأ¢m'ؤ±n hayat sahasؤ±nda varlؤ±ؤںؤ±nؤ±n baؤںlؤ± bulunduؤںu en mأ¼him farzlardan birini yerine getirmekten geri durmaktؤ±r. Zira farzؤ±n ancak kendisiyle tamam olduؤںu إںey de farzdؤ±r.
Bundan dolayؤ± Hizb-أ¼t Tahrir kuruldu ve ؤ°slأ¢m Akidesine dayalؤ± kitlesini oluإںturdu, gayesini gerأ§ekleإںtirmek iأ§in izlediؤںi yolda kendisine gerekli ؤ°slأ¢mأ® fikirleri ve hأ¼kأ¼mleri benimseyerek baؤںlandؤ±. Mأ¼slأ¼manlarؤ± ؤ°slأ¢m'la kalkؤ±ndؤ±rmaya giriإںen kitleleri baإںarؤ±sؤ±zlؤ±ؤںa dأ¼إںأ¼ren sebeplerin ve eksikliklerin hepsini telأ¢fi etti. ؤ°slأ¢m dأ¼إںأ¼ncesi ve metodunu vahyin indirdiؤںi Allah'ؤ±n Kitabؤ± ve Rasulأ¼'nأ¼n Sأ¼nneti'nden, sahabenin icmaؤ± ve kؤ±yasؤ±n gأ¶sterdiؤںinden alarak dakik fikrأ® bir anlayؤ±إںla kavradؤ±. Vakؤ±ayؤ± ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerine uygun olarak deؤںiإںtirmek iأ§in dأ¼إںأ¼ncesinin konusu kؤ±ldؤ±. Rasulullah'ؤ±n; daveti yأ¼klenmesinde, Medine'de devleti kuruncaya kadar Mekke'deki daveti ile seyrinde izlediؤںi metoduna sarؤ±ldؤ±. أœyelerini birbirine baؤںlayan baؤں olarak, ؤ°slأ¢m Akidesini ve benimseyip baؤںlandؤ±ؤںؤ± ؤ°slأ¢m fikirleri ve hأ¼kأ¼mlerini kabul etti.
Bunun iأ§in Hizb/Parti, أ¼mmetin kendisini baؤںrؤ±na basmasؤ±na, onunla yأ¼rأ¼mesine ehil ve lأ¢yؤ±ktؤ±r. Bilأ¢kis أ¼mmetin onu kucaklamasؤ± ve onunla birlikte yأ¼rأ¼mesi farzdؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼, fikrini hazmeden, metodunu basiretle kavrayan, temel davasؤ±nؤ± anlayan, Rasulullah'ؤ±n sأ®retinden sapmaksؤ±zؤ±n ve gayesini gerأ§ekleإںtirmekten vaz geأ§meksizin Allah Rasulأ¼ (s.a.v)'in sأ®retinin أ§izdiؤںi programa baؤںlanan tek partidir.
[1] Ali ؤ°mran: 104
[2] Ali ؤ°mran: 104
[3] Ahmed b. Hanbel, Ensar, 22212
[4] Maide: 48
[5] Maide: 49
[6] Maide: 44
[7] Ali ؤ°mran: 85
[8] Ali ؤ°mran: 104
[9] Buhari, Buyu'
[10] Buhari, Fitne, 6532
[11] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3447
[12] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3441
3- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N GAYESؤ°:
Hizb-ut Tahrir'in gayesi ؤ°slأ¢mأ® hayatؤ± yeniden baإںlatmak ve ؤ°slأ¢m Davasؤ±nؤ± أ¢leme yaymaktؤ±r. Bu gaye; bir ؤ°slأ¢m أ¼lkesinde, iأ§inde hayatؤ±n bأ¼tأ¼n iإںlerinin إںer'أ® hأ¼kأ¼mlere uygun olarak yأ¼rأ¼tأ¼ldأ¼ؤںأ¼ ve hayata bakؤ±إںؤ±n helأ¢l ve harama uygun olduؤںu bir ؤ°slأ¢mأ® toplumda Hilأ¢fet Devleti olan ؤ°slأ¢m Devleti'nin gأ¶lgesinde bir ؤ°slأ¢mأ® yaإںantؤ±yؤ± yaإںamaya mأ¼slأ¼manlarؤ± tekrar dأ¶ndأ¼rmektir. O ؤ°slأ¢m Devleti ki, iأ§inde Allah'ؤ±n Kitabؤ± ve Rasulullah'ؤ±n Sأ¼nneti أ¼zerine dinleyip-itaat etmek أ¼zere, ؤ°slأ¢m'ؤ± davet ve cihad yoluyla bأ¼tأ¼n dأ¼nyaya yaymak أ¼zere biat ederek mأ¼slأ¼manlarؤ±n seأ§tiؤںi bir halifenin bulunduؤںu devlettir.
Hizb, aydؤ±n fikirle, doؤںru bir kalkؤ±nmayla أ¼mmeti kalkؤ±ndؤ±rmayؤ± hedef edinir. أœmmeti geأ§miإںteki izzet ve إںerefine yeniden ulaإںtؤ±rmaya أ§aba sarfeder. Bأ¶ylece أ¼mmet, geأ§miإںte olduؤںu gibi ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerine gأ¶re yأ¶netilerek, diؤںer devletlerden ve halklardan sأ¼ratle ilerleme dizginlerini sأ¶kأ¼p almak suretiyle yeniden birinci devlet konumuna gelecektir.
Yine Hizb; beإںeriyetin hidayetini ve ؤ°slأ¢m yeryأ¼zأ¼nأ¼ kaplayؤ±ncaya kadar; kأ¼fأ¼rle, kأ¼fأ¼r fikirleri ve nizamlarؤ±yla أ§arpؤ±إںmak iأ§in ؤ°slأ¢m أ¼mmetinin liderliؤںini hedef edinir.
4- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'E أœYELؤ°K:
Hizb, mأ¼slأ¼man erkek ve kadؤ±nlarؤ± siyah ya da beyaz olmalarؤ±na veya Arap olup olmamalarؤ±na bakmaksؤ±zؤ±n أ¼yeliؤںe kabul eder. Hizb, bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlarؤ±n hizbidir. Bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlarؤ± kavmiyetlerine, renklerine ve mezheplerine bakmaksؤ±zؤ±n ؤ°slأ¢m Davasؤ±nؤ± yأ¼klenmeye, onun nizamlarؤ±nؤ± benimsemeye davet eder, hepsine yalnؤ±z ؤ°slأ¢m nazarؤ±yla bakar.
Kiإںilerin Hizb'e baؤںlanma metodu; ؤ°slأ¢m Akidesine inanؤ±p baؤںlanma, Hizb'in kأ¼ltأ¼rأ¼nde olgunlaإںma, Hizb'in fikirlerini ve gأ¶rأ¼إںlerini benimseme yoluyla olur. Hizb'de eridiؤںi, davetle etkilenip إںahsiyeti geliإںtiؤںi ve fikirlerini, mefhumlarؤ±nؤ± benimsediؤںi zaman kiإںi bizzat kendisini Hizb'e baؤںlؤ± sayar. Hizb'in fertlerini birbirine baؤںlayan rabؤ±ta ؤ°slأ¢m Akidesi ve bu akideden kaynaklanan Hizbأ® kأ¼ltأ¼rdأ¼r. Kadؤ±nlarؤ±n halkalarؤ± erkeklerin halkalarؤ±ndan ayrؤ±dؤ±r. Kadؤ±nlarؤ±n halkalarؤ±nؤ± kocalarؤ±, mahremleri veya kadؤ±nlar yأ¶netir.
5- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N أ‡ALIإMASI:
Hizb-ut Tahrir'in أ§alؤ±إںmasؤ±; bozuk toplum vakؤ±asؤ±nؤ± deؤںiإںtirmek ve onu ؤ°slأ¢mأ® bir toplum haline getirmek iأ§in ؤ°slأ¢m Davetini yأ¼klenmektir.. Hizb bu iإںi; ؤ°slأ¢m'ؤ±n fikirlerinin insanlarؤ±n yanؤ±nda bir kamuoyu haline gelesiye ve insanlarؤ± onlarؤ± tatbik etmeye ve onlarؤ±n gerektirdiؤںiyle amel etmeye iten mefhumlarؤ± haline gelesiye kadar toplumdaki mevcud fikirleri ؤ°slأ¢m'ؤ±n fikirleriyle deؤںiإںtirerek; Allah'ؤ±n razؤ± olduؤںuna razؤ± olan, ondan hoإںnutluk duyan, Allah'ؤ±n gadablandؤ±ؤںؤ±na da gadablanan, ؤ°slأ¢mأ® duygular haline gelesiye kadar toplumdaki duygularؤ± deؤںiإںtirerek; ؤ°slأ¢m'ؤ±n أ§أ¶zأ¼mlerine ve hأ¼kأ¼mlerine uygun olarak seyreden ؤ°slأ¢mأ® alأ¢kalar (iliإںkiler) haline gelesiye kadar toplumdaki alأ¢kalarؤ± deؤںiإںtirerek yapar.
Hizb, إںer'أ® أ§أ¶zأ¼m ve hأ¼kأ¼mlere uygun olarak insanlarؤ±n iإںlerini gأ¶zettiؤںinden, onun yapmؤ±إں olduؤںu bu أ§alؤ±إںmalar siyasأ® iإںlerdir.. Zira siyaset, insanlarؤ±n iإںlerini ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleriyle ve أ§أ¶zأ¼mleriyle gأ¼tmek demektir.
Hizb, bu siyasأ® iإںlerde أ¼mmeti, ؤ°slأ¢m'la kaynaإںؤ±p erimesi iأ§in fasid akidelerden ve hatalؤ± fikirlerden ve yanlؤ±إں mefhumlardan ve onlardan etkilenmekten kurtarmak iأ§in ؤ°slأ¢mأ® kأ¼ltأ¼rle kأ¼ltأ¼rlendirmeyi أ¶n plana أ§ؤ±karؤ±r. Yine bu siyasأ® أ§alؤ±إںmalarda fikrأ® أ§arpؤ±إںma ve siyasأ® mأ¼cadeleyi de bariz kؤ±lar.
Fikrأ® mأ¼cadele, kأ¼fأ¼r fikirleri ve nizamlarؤ±yla أ§arpؤ±إںmada tecellأ® ettiؤںi gibi (aأ§ؤ±ؤںa أ§ؤ±ktؤ±ؤںؤ± gibi) aynؤ± zamanda hatalؤ± fikirlerle, fasid akidelerle ve yanlؤ±إں mefhumlarla mأ¼cadele etmek, onlarؤ±n bozukluؤںunu aأ§ؤ±klamak, hatalarؤ±nؤ± ortaya koymak ve bunlar hakkؤ±nda ؤ°slأ¢m'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerini aأ§ؤ±klamak suretiyle de tecellأ® eder.
Siyasأ® mأ¼cadele ise; أ¼mmeti onlarؤ±n egemenliؤںinden kurtarmak, nأ¼fuzlarؤ±ndan kurtuluإںa kavuإںturmak iأ§in sأ¶mأ¼rgeci kأ¢firlerle أ§arpؤ±إںmak ve fikrأ®, kأ¼ltأ¼rel, siyasأ®, ekonomik, askerأ® ve benzerأ® bأ¼tأ¼n kأ¶klerini ؤ°slأ¢m beldelerinden sأ¶kأ¼p atmak suretinde ortaya أ§ؤ±kar. Yine bu siyasأ® mأ¼cadele; yأ¶neticilerle أ§arpؤ±إںmak, onlarؤ±n أ¼mmete ihanetlerini ve hilelerini ortaya أ§ؤ±karmak ve onlarؤ± muhasebe etmek; أ¼mmetin haklarؤ±nؤ± أ§iؤںnemeleri, أ¼mmete iliإںkin vazifelerini eda etmekte kusur gأ¶stermeleri veya أ¼mmetin iإںlerinden birisini ihmal etmeleri yahut ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerine muhalefet etmeleri halinde onlarؤ± deؤںiإںtirmek suretinde ortaya أ§ؤ±kar.
Hizb'in bأ¼tأ¼n أ§alؤ±إںmalarؤ±, ister yأ¶netim konusunda ister yأ¶netim konularؤ± dؤ±إںؤ±nda olsun, siyasأ® أ§alؤ±إںmalardؤ±r. Hizb'in أ§alؤ±إںmasؤ± vaaz ve irإںad olmadؤ±ؤںؤ± gibi أ¶ؤںretim de deؤںildir. Zira Hizb, medrese deؤںildir.. Bilأ¢kis, Hizb'in أ§alؤ±إںmasؤ± siyasأ®dir. Orada; kendileriyle amel olunmasؤ± ve hayatla devlet sahasؤ±nda vأ¼cuda getirilmeleri iأ§in taإںؤ±nmalarؤ± maksadؤ±yla ؤ°slأ¢m fikirleri ve hأ¼kأ¼mleri verilmektedir.
Hizb; ؤ°slأ¢m'ؤ±, tatbik olunmasؤ±, ؤ°slأ¢m Akidesinin devletin esasؤ±, devletteki kanunlarؤ±n ve anayasanؤ±n temeli olmasؤ± iأ§in yأ¼klenir. أ‡أ¼nkأ¼, ؤ°slأ¢m'ؤ±n Akidesi aklأ® bir akidedir.. O akide; ister siyasأ® veya iktisadأ®, isterse kأ¼ltأ¼rel veya iأ§timaأ® veya bunlardan baإںkasؤ± olsun, insanlarؤ±n mأ¼إںkillerinin hepsini أ§أ¶zأ¼mleyen nizamlarؤ±n kendisinden kaynaklandؤ±ؤںؤ± siyasأ® bir akidedir..
6- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N أ‡ALIإMA SAHASI:
ؤ°slأ¢m ideolojisi evrensel olmakla beraber, evrensel biأ§imde أ§alؤ±إںmaya baإںlama, ؤ°slأ¢m'ؤ±n metodu deؤںildir. Bilأ¢kis, ؤ°slأ¢m'a evrensel olarak davet etmek ve orada yerleإںinceye, bأ¶ylece ؤ°slأ¢m Devleti kuruluncaya kadar bir ya da bir kaأ§ bأ¶lgeyi ؤ°slأ¢m Daveti iأ§in أ§alؤ±إںma yeri olarak kabul etmek mutlaka gereklidir.
ؤ°slأ¢m Daveti iأ§in dأ¼nyanؤ±n her yeri uygundur. Ne var ki, halkؤ± ؤ°slأ¢m Dininden olduؤںu iأ§in davete ؤ°slأ¢m beldelerinde baإںlamak gereklidir. Arapأ§a'nؤ±n, Kur'an ve Hadis'in dili, ؤ°slأ¢m kأ¼ltأ¼rأ¼nأ¼n temel unsurlarؤ±ndan biri, ؤ°slأ¢mأ® cevherden bir parأ§a olmasؤ±ndan dolayؤ± da bu davetin أ¶ncelikle Arapأ§a'nؤ±n konuإںulduؤںu, ؤ°slأ¢m beldelerinin bir parأ§asؤ± olan Arap beldelerinde baإںlamasؤ± daha evlأ¢dؤ±r.
Nitekim Hizb'in, ortaya أ§ؤ±kؤ±p geliإںmesinin baإںlangؤ±cؤ± ve daveti yأ¼klenmesi bazؤ± Arap beldelerinde olmuإںtur. Sonra, tabiأ® geliإںmesine baؤںlؤ± olarak davet yayؤ±lmaya baإںladؤ±, ta ki pek أ§ok Arap beldesinde ve Arap olmayan ؤ°slأ¢m beldelerinde أ§alؤ±إںؤ±r hale geldi.
7- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'DE BENؤ°MSEME:
أœmmetin iأ§inde bulunduؤںu vakؤ±ayؤ± ve baإںؤ±na gelenleri dأ¼إںأ¼nme, araإںtؤ±rmadan sonra; Rasulullah (s.a.v)'in أ§aؤںؤ±nؤ±, ondan sonra gelen Raإںid halifelerin ve Tabiأ®n dأ¶nemlerinin vakؤ±alarؤ±nؤ± dأ¼إںأ¼ndأ¼kten, inceledikten, araإںtؤ±rdؤ±ktan sonra, Rasulullah (s.a.v)'in baإںlangؤ±cؤ±ndan beri Medine'de devleti kurmasؤ±na kadar daveti yأ¼klenme keyfiyetini, sonra da Medine'deki sأ®retinde izlediؤںi yolun keyfiyetini araإںtؤ±rdؤ±ktan; Allah'ؤ±n Kitabؤ±'na Rasulأ¼'nأ¼n Sأ¼nneti'ne, sahabenin icmaؤ±'na, kؤ±yasؤ±n gأ¶sterdiؤںine mأ¼racaat ettikten, sahabenin, Tabiأ®nin ve mأ¼أ§tehid imamlarؤ±n sأ¶zleriyle aydؤ±nlandؤ±ktan sonra.. Bأ¼tأ¼n bunlardan sonra Hizb-أ¼t Tahrir fikir ve metoda iliإںkin bazؤ± hأ¼kأ¼mler ve fikirler seأ§ip benimsedi. Bu fikirler, gأ¶rأ¼إںler ve hأ¼kأ¼mler ؤ°slأ¢mأ®dirler, ؤ°slأ¢m'dan baإںkasؤ± deؤںil.. Onlarda ؤ°slأ¢m dؤ±إںؤ± hiأ§bir إںey yoktur. Gayri ؤ°slأ¢mأ® hiأ§bir إںeyden de etkilenmemiإںtir. Bunlar ؤ°slأ¢m'ؤ±n esaslarؤ± ve nasslarؤ±ndan gayrؤ±sؤ±na dayanmamaktadؤ±r ve ancak ؤ°slأ¢mأ®dir. Hizb, dأ¼إںأ¼ncesinde bunlara dayanؤ±r.
Hizb, Hilأ¢fet Devleti'ni kurup halifeyi seأ§erek ؤ°slأ¢mأ® hayatؤ± baإںlatmak ve ؤ°slأ¢m Daveti'ni أ¢leme taإںؤ±mak iأ§in yaptؤ±ؤںؤ± أ§alؤ±إںmasؤ±nda izlediؤںi yolda kendisine lأ¢zؤ±m olan bu ؤ°slأ¢mأ® fikirleri gereؤںi kadar tercih ederek benimsedi..
Benimsediؤںi ve kendisinden sadؤ±r olan fikirlerin, gأ¶rأ¼إںlerin ve hأ¼kأ¼mlerin toplamؤ± insanlar iأ§in yayؤ±nladؤ±ؤںؤ± kitaplarda ve pek أ§ok neإںriyatؤ±nda yer almaktadؤ±r.
• Yayؤ±mladؤ±ؤںؤ± bazؤ± kitaplar إںunlardؤ±r :
1 - ؤ°slأ¢m Nizamؤ±,
2 - ؤ°slأ¢m'da Yأ¶netme Nizamؤ±
3 - ؤ°slأ¢m'da Ekonomik Nizamؤ±
4 - ؤ°slأ¢m'da ؤ°أ§timaأ® Nizam
5 - Hizbأ® Kitleleإںme
6 - Hizb-أ¼t Tahrir Mefhumlarؤ±
7 - ؤ°slأ¢m Devleti
8 - ؤ°slأ¢m إahsiyeti (3 cilt)
9 - Hizb-أ¼t Tahrir'in Siyasأ® Mefhumlarؤ±
10 - Hizb-ut Tahrir'in Siyasأ® Bakؤ±إںlarؤ±
11 - Anayasa Mukaddimesi (Gerekأ§esi)
12 - Hilأ¢fet
13 - Hilأ¢fet Nasؤ±l Yؤ±kؤ±ldؤ±
14 - Ukubat (Cezalar) Nizamؤ±
15 - Beyyine Hأ¼kأ¼mleri
16 - Marksist-Sosyalizmin أ‡أ¼rأ¼tأ¼lmesi
17 - Tefekkأ¼r/Dأ¼إںأ¼nme
18 - Sأ¼ratأ¼'l-Bedأ®he/Kؤ±vrak Zeka
19 - ؤ°slأ¢m Dأ¼إںأ¼ncesi
20 - Batؤ± Kanunlarؤ±nda ؤ°ltizam Nazariyesinin أ‡أ¼rأ¼tأ¼lmesi
21 - Sؤ±cak Bir أ‡aؤںrؤ±
22 - ؤ°deal Ekonomik Siyaset
23 - Hilأ¢fet Devleti'nde Maliye
Aynؤ± zamanda Hizb; fikrأ®, siyasأ® binlerce neإںriyat, mأ¼zekkere ve bildiriler yayؤ±nlamؤ±إںtؤ±r.
• Hizb, bu fikir ve hأ¼kأ¼mleri insanlara taإںؤ±rken yalnؤ±zca siyasأ® bir إںekilde taإںؤ±maktadؤ±r. Yani bu fikir ve hأ¼kأ¼mleri benimsesinler, onlarla amel etsinler ve hayat sahasؤ±nda onlarؤ± yأ¶netime ulaإںtؤ±rsؤ±nlar diye yأ¼klenmeleri iأ§in onlara vermektedir. أ‡أ¼nkأ¼, bأ¶yle olmasؤ± mأ¼slأ¼man olmalarؤ± itibariyle onlara farz olduؤںu gibi, ؤ°slأ¢mأ® bir Hizb olmasؤ± ve أ¼yelerinin de mأ¼slأ¼man olmasؤ± itibariyle Hizb'e de farzdؤ±r.
Hizb'in bu ؤ°slأ¢mأ® fikir ve hأ¼kأ¼mleri benimsemesindeki dayanaؤںؤ±, vahy olan Kitab ve Sأ¼nnet'ten gelenler ile sahabelerin icmaؤ± ve kؤ±yasؤ±n gأ¶sterdikleri olmuإںtur.. أ‡أ¼nkأ¼, hأ¼ccet olmalarؤ± kesin delille sabit olan ancak bu dأ¶rt delildir.
8- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N METODU:
• Daveti yأ¼klenmede izlenen metod -ki o da, إںer'أ® hأ¼kأ¼mlerdir- davetin yأ¼klenmesi konusunda Rasulullah'ؤ±n takip ettiؤںi metoddan alؤ±nmaktadؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼ Yأ¼ce Allah'ؤ±n إںu ayetine gأ¶re, buna uyulmasؤ± farzdؤ±r: ظ„ظژظ‚ظژط¯ظ’ ظƒظژط§ظ†ظژ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ظپظگظٹ ط±ظژط³ظڈظˆظ„ظگ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ط£ظڈط³ظ’ظˆظژط©ظŒ طظژط³ظژظ†ظژط©ظŒ ظ„ظگظ…ظژظ†ظ’ ظƒظژط§ظ†ظژ ظٹظژط±ظ’ط¬ظڈظˆ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظژ ظˆظژط§ظ„ظ’ظٹظژظˆظ’ظ…ظژ ط§ظ„ط¢ط®ظگط±ظژ ظˆظژط°ظژظƒظژط±ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظژ ظƒظژط«ظگظٹط±ظ‹ط§"Allah'ؤ± ve Ahiret'i uman, Allah'ؤ± أ§ok anan kimse iأ§in, sizlere elbette Allah'ؤ±n Rasulأ¼'nde -uyulmak أ¼zere- gأ¼zel bir أ¶rnek vardؤ±r."[1]
ظ‚ظڈظ„ظ’ ط¥ظگظ†ظ’ ظƒظڈظ†ظ’طھظڈظ…ظ’ طھظڈطظگط¨ظ‘ظڈظˆظ†ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظژ ظپظژط§طھظ‘ظژط¨ظگط¹ظڈظˆظ†ظگظٹ ظٹظڈطظ’ط¨ظگط¨ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژظٹظژط؛ظ’ظپظگط±ظ’ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ط°ظڈظ†ظڈظˆط¨ظژظƒظڈظ…ظ’"De ki, hakikaten siz Allah'ؤ± seviyorsanؤ±z bana uyun ki Allah da sizi sevsin, gأ¼nahlarؤ±nؤ±zؤ± baؤںؤ±إںlasؤ±n."[2]
ظˆظژظ…ظژط§ ط¢طھظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظڈ ظپظژط®ظڈط°ظڈظˆظ‡ظڈ ظˆظژظ…ظژط§ ظ†ظژظ‡ظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط¹ظژظ†ظ’ظ‡ظڈ ظپظژط§ظ†ظ’طھظژظ‡ظڈظˆط§"Peygamber size her ne getirdiyse, onu alؤ±n ve her neyden sizi men ettiyse ondan da kaأ§ؤ±nؤ±n."[3]
Rasulullah'a tأ¢bi olunmasؤ±, onun أ¶rnek edinilmesi ve (hأ¼kmأ¼n) kendisinden alؤ±nmasؤ±nؤ±n farz olduؤںuna delأ¢let eden bunlardan baإںka daha pek أ§ok ayetler vardؤ±r.
• Mأ¼slأ¼manlar bugأ¼n Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r'de yaإںamaktadؤ±rlar. أ‡أ¼nkأ¼, Allah'ؤ±n indirdiؤںinden baإںkasؤ±yla yأ¶netiliyorlar, hأ¼km olunuyorlar. Mأ¼slأ¼manlarؤ±n Dأ¢r'ؤ± (أ¼lkesi) Rasulullah (s.a.v)'in gأ¶nderildiؤںi zamanki Mekke'ye benzemektedir. Bundan dolayؤ± daveti yأ¼klenmede Mekke dأ¶nemini, uyma ve baؤںlanma (ya da أ¶rnek alma) konusu olarak kabul etmeleri gerekir.
• Medine'de devleti kuruncaya kadar Mekke'deki sأ®retini araإںtؤ±ran kimse, Rasulullah (s.a.v)'in belirli merhalelerden geأ§tiؤںini aأ§ؤ±k seأ§ik gأ¶recektir. Hizb, yأ¼rأ¼yأ¼إںأ¼ndeki metodunu, yolundaki merhaleleri, bu merhalelerde gerأ§ekleإںtirmesi gereken amelleri; Rasulullah'ؤ±n sأ®retindeki merhalelerde yerine getirdiؤںi amellere baؤںlanarak, onlarؤ± أ¶rnek alarak, bunlardan أ§ؤ±kararak almؤ±إںtؤ±r.
• Bundan dolayؤ± Hizb, izlediؤںi yoldaki metodunu إںu أ¼أ§ merhaleyle (aإںamayla) belirledi :
Birinci Merhale: Hizb'in, kitlesini oluإںturmak أ¼zere, onun fikrine ve metoduna inanan إںahؤ±slar ortaya أ§ؤ±karmak iأ§in kأ¼ltأ¼r verme merhalesi.
ؤ°kinci Merhale: ؤ°slأ¢m'ؤ± hayat vakؤ±asؤ±nda ortaya أ§ؤ±karmaya أ§alؤ±إںmak iأ§in, kendisinin temel davasؤ± edininceye kadar ؤ°slأ¢m'ؤ± yأ¼klenmek أ¼zere أ¼mmetle kaynaإںma merhalesi.
أœأ§أ¼ncأ¼ Merhale: Yأ¶netimi teslim alma, ؤ°slأ¢m'ؤ± umumأ®, tam, kapsamlؤ± bir biأ§imde tatbik etme ve risaleti dأ¼nyaya ulaإںtؤ±rma merhalesi.
• Birinci merhale; Hizb'in kurucusu deؤںerli أ¢lim, bأ¼yأ¼k mأ¼tefekkir, gأ¼أ§lأ¼ siyasetأ§i ve Kudأ¼s ؤ°sti'nأ¢f Mahkemesi Kadؤ±sؤ± أœstad Takؤ±yyأ¼ddin en-Nebhani (r.a)'ؤ±n elinde 1372 H. - 1953 M. yؤ±lؤ±nda Kudأ¼s'te baإںladؤ±. Hizb, bu merhalede أ¼mmetin fertleriyle, onlara dأ¼إںأ¼ncesini, metodunu arz ederek ferdأ® إںekilde iliإںki kuruyordu. ؤ°cabet eden kimse, Hizb'in benimsediؤںi ؤ°slأ¢mأ® fikir ve hأ¼kأ¼mleriyle kaynaإںؤ±p eriyinceye, aklؤ± ve duygularؤ±nda ؤ°slأ¢m'la geliإںmiإں ؤ°slأ¢mأ® bir إںahsiyet haline gelinceye, daveti insanlara taإںؤ±yabilecek hale gelinceye kadar, Hizb'in halkalarؤ±nda odaklaإںan أ¶ؤںretime katؤ±lؤ±yordu. إahؤ±s bu seviyeye ulaإںtؤ±ؤںؤ±nda, kendisini artؤ±k Hizb'li saymakta, Hizb de onu أ¼yeleri arasؤ±na katmaktaydؤ±. Tؤ±pkؤ± Rasulullah (s.a.v)'in davetinin أ¼أ§ yؤ±l sأ¼ren birinci merhalesinde, Allah'ؤ±n kendisine gأ¶nderdiklerini arz ederek insanlarؤ± tek tek davet ederken yaptؤ±ؤںؤ± gibi.. Allah'ؤ±n Rasulأ¼ kendisine iman eden kimseyi bu Dinin esasؤ±na dayalؤ± kitlesine gizlice almakta, ؤ°slأ¢m'da kaynaإںؤ±p eriyinceye kadar onu ؤ°slأ¢m أ¼zere eؤںitime almakta, Kur'an'dan inmiإں olan ve inmeye devam eden ayetleri ona okumakta إںiddetli bir raؤںbetle أ§abalؤ±yordu. Onlarla gizli gأ¶rأ¼إںأ¼yor ve aأ§ؤ±k olmayan yerlerde gizlice onlarؤ± eؤںitiyordu. ؤ°badetleri gizlenerek yapؤ±yorlardؤ±. Sonra ؤ°slأ¢m'ؤ±n adؤ± Mekke'de yayؤ±ldؤ±, insanlar ondan bahsetmeye ve kendiliؤںinden ؤ°slأ¢m'a girmeye baإںladؤ±lar.
Bu merhalede kitlesini kurmada, cemaatinin أ§oؤںalmasؤ±nda, أ¼yelerinin Hizb'in yerleإںik kأ¼ltأ¼rأ¼yle halkalarؤ±nda eؤںitilmesinde Hizb'e Allah'ؤ±n inayeti artؤ±p geliyordu. أ–yle ki kؤ±sa zamanda, ؤ°slأ¢m'la kaynaإںؤ±p eriyen, Hizb'in fikirlerini benimseyen, onunla kaynaإںan ve onu insanlara taإںؤ±yan, genأ§lerden Hizb'li bir kitleyi oluإںturmayؤ± baإںardؤ±.
Bu Hizbأ® kitleyi oluإںturmayؤ± baإںardؤ±ktan, toplum onu hissettikten, kendisini, fikirlerini ve neye davet ettiؤںini bilip tanؤ±dؤ±ktan sonra, Hizb ikinci merhaleye geأ§ti.
• Bu ikinci merhale; ؤ°slأ¢m'ؤ± yأ¼klenmek, أ¼mmet iأ§inde Hizb'in benimsediؤںi ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleri ve fikirlerine dayalؤ± bir kamuoyu ve kavrayؤ±إںؤ±nؤ± meydana getirmek iأ§in أ¼mmetle kaynaإںma merhalesidir. Ta ki أ¼mmet, bu fikirleri ve hأ¼kأ¼mleri benimsesin, hayat sahasؤ±nda vأ¼cuda getirmek iأ§in أ§alؤ±إںsؤ±n ve ؤ°slأ¢mأ® hayatؤ± baإںlatmak, ؤ°slأ¢m Davetini أ¢leme yaymak iأ§in, Hilأ¢fet Devleti'ni kurma أ§alؤ±إںmasؤ±nda Hizb'le birlikte hareket etsin.
Bu merhalede Hizb; topluluklarla topluca konuإںma aإںamasؤ±na geأ§ti. Bu safhada aإںaؤںؤ±daki أ§alؤ±إںmalarؤ± yapؤ±yordu:
1- Hizbأ® أ¶rgأ¼tأ¼nأ¼ geliإںtirmek, أ¼yelerini artؤ±rmak, daveti taإںؤ±maya muktedir ve kؤ±yasؤ±ya fikrأ® أ§arpؤ±إںma ve siyasأ® mأ¼cadeleye atؤ±lmak iأ§in fertleri, halkalarؤ±nda yoؤںunlaإںan eؤںitimle eؤںitmek.
2- Hizb'in benimsediؤںi ؤ°slأ¢mأ® fikir ve hأ¼kأ¼mleriyle أ¼mmetin topluluklarؤ±na, mescitlerine gitmek ve meclislerdeki derslerde, umuma aأ§ؤ±k toplantؤ± yerlerinde, konferanslarda ve gazetelerle, kitaplarla, neإںriyatlarla أ¼mmette kamuoyu meydana getirmek ve أ¼mmetle kaynaإںmak iأ§in topluca kأ¼ltأ¼r vermek.
3- Kأ¼fأ¼r akideleri, fikirleri ve nizamlarؤ±yla fasit inanؤ±إںlarla, hatalؤ± fikirlerle, yanlؤ±إں mefhumlarla; bunlarؤ±n yanlؤ±إںlؤ±lؤ±ؤںؤ±nؤ± ve ؤ°slأ¢m'la أ§eliإںtiklerini aأ§ؤ±klamak suretiyle, أ¼mmeti bunlardan ve etkilerinden kurtarmak iأ§in fikrأ® mأ¼cadele yapmak.
4- Aإںaؤںؤ±daki أ¶rneklerde olduؤںu gibi siyasأ® mأ¼cadele yapmak;
a)- ؤ°slأ¢m beldeleri أ¼zerinde nأ¼fuzu ve hakimiyeti bulunan sأ¶mأ¼rgeci kأ¢fir devletlerle mأ¼cadele yapmak. Fikrأ®, siyasأ®, ekonomik ve askerأ® sأ¶mأ¼rgecilerin bأ¼tأ¼n إںekilleriyle mأ¼cadele etmek; أ¼mmeti onlarؤ±n hakimiyetlerinden kurtarmak, hangisi olursa olsun nأ¼fuzlarؤ±nؤ±n izlerinden kurtuluإںa kavuإںturmak iأ§in onlarؤ±n gizli faaliyetlerinin sؤ±rrؤ±nؤ± aأ§ؤ±ؤںa أ§ؤ±karmak.
b)- Arap ve ؤ°slأ¢m beldelerindeki yأ¶neticilerle أ§arpؤ±إںmak. أœmmetin haklarؤ±nؤ± her ne zaman أ§iؤںnerlerse, أ¼mmetin iإںlerinden herhangi birini ihmal ederlerse ve ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerine her ne zaman muhalefet ederlerse, onlarؤ± deؤںiإںtirmek, muhasebe etmek ve onlarؤ±n iأ§yأ¼zأ¼nأ¼ ortaya koymak. Onlarؤ±n hakimiyetlerini, yerine ؤ°slأ¢m hakimiyetini kurmak iأ§in yok etmeye أ§alؤ±إںmak.
5- أœmmetin fayda ve maslahatlarؤ±nؤ± benimsemek ve iإںlerini إeriat'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerine uygun olarak gأ¼tmek (gأ¶zetmek).
ظپظژط§طµظ’ط¯ظژط¹ظ’ ط¨ظگظ…ظژط§ طھظڈط¤ظ’ظ…ظژط±ظڈ ظˆظژط£ظژط¹ظ’ط±ظگط¶ظ’ ط¹ظژظ†ظ’ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈط´ظ’ط±ظگظƒظگظٹظ†ظژ"Sana emrolunanؤ± aأ§ؤ±kأ§a, kafalarؤ±na vururcasؤ±na bildir. Mأ¼إںriklerden de --onlara aldؤ±rmayؤ±p-- yأ¼z أ§evir."[4] Bu ayet, kendisine indikten sonra Rasulullah (s.a.v)'in yaptؤ±ؤںؤ±na tأ¢bi olarak Hizb, bأ¼tأ¼n bunlarؤ± yapmaya giriإںti. Nitekim Allah'ؤ±n Rasulأ¼ iإںini izhar etti, Kureyإں'i Safa tepesine أ§aؤںؤ±rdؤ±, kendisinin gأ¶nderilmiإں bir Peygamber olduؤںunu onlara haber verdi ve kendisine iman etmelerini istedi. Davasؤ±nؤ± fertlere arz ettiؤںi gibi topluluklara da arz etmeye baإںladؤ±. Kureyإں'e, putlarؤ±na, akidelerine, fikirlerine saldؤ±rdؤ±; bunlarؤ±n aldatؤ±cؤ±lؤ±ؤںؤ±nؤ±, bozukluؤںunu, yanlؤ±إںlؤ±ؤںؤ±nؤ± aأ§ؤ±kladؤ±, bunlarؤ± ayؤ±pladؤ±; mevcud fikir ve inanأ§lara hأ¼cum ettiؤںi gibi onlara da hأ¼cum etti. Ayetler peإںpeإںe bأ¶ylece indiriliyordu. Ayetler; yiye durduklarؤ± faize, kؤ±zlarؤ±nؤ± diri diri topraؤںa gأ¶mmelerine, hileli-eksik أ¶lأ§أ¼p tartmalarؤ±na, zinaya yaklaإںmalarؤ±na saldؤ±rarak inmeye devam ediyordu. Aynؤ± zamanda Kureyإں liderlerine, efendilerine hأ¼cum eden; onlarؤ±n ve atalarؤ±nؤ±n ahmaklؤ±klarؤ±nؤ±; Rasulullah (s.a.v)'in emrettiؤںinin, onun ve ashabؤ±nؤ±n davet ettiklerinin zؤ±ddؤ±na yapmakta olduklarؤ± akؤ±lsؤ±zlؤ±klarؤ±nؤ± ifade eden ayetler de iniyordu.
Hizb, fikirlerini yaymada, diؤںer fikirler ve siyasأ® kitlelere karإںؤ± koymada, sأ¶mأ¼rgeci kأ¢fir devletlerle mأ¼cadelede, yأ¶neticilerle أ§arpؤ±إںmasؤ±nda (dأ¼إںmanlara kinini gizlemeden, yardakأ§ؤ±lؤ±k etmeden, إںirin gأ¶rأ¼nmeden, yaltaklanmadan, إںartlara ve sonuأ§larؤ±na bakmadan) ؤ°slأ¢m'a ve hأ¼kأ¼mlerine muhalefet eden her kimseye meydan okuyordu. Bu arada yأ¶neticilerin hapis, iإںkence, kovuإںturma, takip altؤ±na alma, geأ§imine mani olma, iإںine son verme, seyahatine engel olma ve أ¶ldأ¼rme gibi إںiddetli ezalarؤ±yla karإںؤ±laإںtؤ±. Zalim yأ¶neticiler Irak, Suriye ve Libya'da onlarca Hizb'li genci أ¶ldأ¼rdأ¼ؤںأ¼ gibi, أœrdأ¼n, Suriye ve Irak, Mؤ±sؤ±r, Libya ve Tunus zindanlarؤ± Hizb'li genأ§lerle doludur. Bunun bأ¶yle olmasؤ± Hizb'in Rasulullah (s.a.v)'e uyup baؤںlanmasؤ±ndandؤ±r. Zira Rasulullah (s.a.v) ؤ°slأ¢m risaletini, kendisine davet ettiؤںi Hak'ka inanarak, meydan okuyup yأ¼rأ¼yerek, bأ¼tأ¼n أ¢leme getirdi. Bأ¼tأ¼n dأ¼nyaya meydan okuyor, geleneklerden, أ¢detlerden, dinlerden, akidelerden, yأ¶neticilerden, avamdan hiأ§birini hesaba katmadan insanlarؤ±n beyazؤ±na, siyahؤ±na, kؤ±rmؤ±zؤ±sؤ±na harp ilأ¢n ediyor; ؤ°slأ¢m risaleti dؤ±إںؤ±nda hiأ§bir إںeye iltifat etmiyordu. Putlarؤ±nؤ± anؤ±p, Kureyإں'i kؤ±nayarak onlara dأ¼إںmanlؤ±ؤںؤ±nؤ± izhar etti; gأ¶nderildiؤںi ؤ°slأ¢m risaletine derin imanؤ±ndan baإںka yanؤ±nda ne silah, ne yardؤ±mcؤ± ve ne de baإںkalarؤ± bulunmadؤ±ؤںؤ± halde yalnؤ±z baإںؤ±na onlarؤ±n inanأ§larؤ±na meydan okuyor ve bu akidelerinin ahmakأ§a olduؤںunu sأ¶ylأ¼yordu.
Hizb, izlediؤںi yolunda aأ§ؤ±klؤ±kla, meydan okuyarak yأ¼rأ¼mesine raؤںmen, Rasulullah (s.a.v)'in Mekke'deki davetinde yأ¼klendiؤںine, hicret edinceye kadar herhangi bir maddأ® amele kalkؤ±إںmamasؤ±na uyarak siyasأ® faaliyetlerinde ancak bu iإںlerle yetindi. Yأ¶neticilere ve davasؤ±nؤ±n أ¶nأ¼nde duranlara karإںؤ± maddأ® bir iإںe giriإںmekle haddi aإںmadؤ±. Nitekim Rasulullah (s.a.v), Akabe Biatؤ±'na katؤ±lanlarؤ±n Mina halkؤ±na kؤ±lؤ±أ§larؤ±yla karإںؤ±lؤ±k vermelerine izin vermesini kendisine arz ettiklerinde onlara إںأ¶yle cevap verdi: ظ„ظ… ظ†ط¤ظ…ط± ط¨ط°ظ„ظƒ ط¨ط¹ط¯"Daha henأ¼z onunla emrolunmadؤ±k." Zira, Yأ¼ce Allah ondan, kendisinden أ¶nce gelen Peygamberlerin sabrettikleri gibi sabretmesini istemiإںti: ظˆظژظ„ظژظ‚ظژط¯ظ’ ظƒظڈط°ظ‘ظگط¨ظژطھظ’ ط±ظڈط³ظڈظ„ظŒ ظ…ظگظ†ظ’ ظ‚ظژط¨ظ’ظ„ظگظƒظژ ظپظژطµظژط¨ظژط±ظڈظˆط§ ط¹ظژظ„ظژظ‰ ظ…ظژط§ ظƒظڈط°ظ‘ظگط¨ظڈظˆط§ ظˆظژط£ظڈظˆط°ظڈظˆط§ طظژطھظ‘ظژظ‰ ط£ظژطھظژط§ظ‡ظڈظ…ظ’ ظ†ظژطµظ’ط±ظڈظ†ظژط§"Gerأ§ekten senden أ¶nceki Peygamberler yalanlanmؤ±إںlardؤ±. Fakat onlar, onlara yardؤ±mؤ±mؤ±z gelesiye kadar yalanlanmؤ±إں olduklarؤ± ve eziyete uؤںratؤ±ldؤ±klarؤ± إںeye karإںؤ± sabrettiler."[5]
Hizb'in kendisini savunmak iأ§in veya yأ¶neticilere karإںؤ± koymak iأ§in maddأ® kuvvet kullanmasؤ±nؤ±n cihad konusuyla bir ilgisi yoktur. أ‡أ¼nkأ¼ cihad, Kؤ±yamet'e kadar devam edecektir. أ–yleyse ne zaman ki kأ¢firler bir ؤ°slأ¢m beldesine saldؤ±rؤ±rlarsa o beldenin mأ¼slأ¼manlarؤ±na, onlarؤ± defetmek farz olduؤںu gibi, o beldedeki mأ¼slأ¼manlardan bir parأ§a olan Hizb-أ¼t Tahrir genأ§lerine de mأ¼slأ¼man olmalarؤ± sؤ±fatؤ±yla farzdؤ±r. Mأ¼slأ¼man bir emir bulunduؤںu ve Allah'ؤ±n Dinini yأ¼celtmek iأ§in cihada أ§aؤںrؤ±ldؤ±ؤںؤ± zaman, seferberlik bulunan o beldedeki Hizb-ut Tahrir'in genأ§leri de mأ¼slأ¼man olmalarؤ± vasfؤ±yla hemen bu davete koإںarlar.
• أœmmetin, أ¼midi konumunda bulunan liderlerine, kumandanlarؤ±na gأ¼venini yitirmesinin etkisi ile, bأ¶lgede hileye-tuzaklara dayalؤ± statأ¼konun devamؤ±nؤ± sأ¼rdأ¼rmek iأ§in konulmuإں olan zor إںartlarؤ±n etkisiyle, yأ¶neticilerin halklarؤ±na karإںؤ± alؤ±إںkanlؤ±k haline getirdikleri dikta ve zorbalؤ±ؤںؤ±n etkisiyle, yأ¶neticilerin Hizb'e ve genأ§lerine uyguladؤ±klarؤ± إںiddetli eziyetlerin etkisiyle; Hizb'in أ¶nأ¼nde, toplum donuklaإںtؤ±ؤںؤ±nda, Hizb, muktedir olanlardan yardؤ±m istemeye giriإںti. Bu yardؤ±mؤ± iki maksat iأ§in istemiإںti :
1- Gأ¼ven iأ§inde davasؤ±nؤ± yayma yolunda muvaffak oluncaya kadar himaye etmek.
2- Hilأ¢fet'i kurmak ve ؤ°slأ¢m'ؤ± tatbik iأ§in yأ¶netime ulaإںtؤ±rmak.
Hizb bu yardؤ±mؤ± isteme iإںine giriإںmekle beraber; halkalarda odaklaإںan أ¶ؤںretim, topluluklarؤ± kأ¼ltأ¼rleإںtirme, ؤ°slأ¢m'ؤ± yأ¼klenmesi iأ§in أ¼mmeti hazؤ±rlama, أ¼mmette kamuoyu oluإںturma, sأ¶mأ¼rgeci kأ¢fir devletlerle mأ¼cadele etme, onlarؤ±n gizli tuzaklarؤ±nؤ± keإںfetme ve gizli faaliyetlerini gأ¼n ؤ±إںؤ±ؤںؤ±na أ§ؤ±karma, yأ¶neticilerle أ§arpؤ±إںma ve أ¼mmetin maslahatlarؤ±nؤ± benimseme ve onunla ilgili iإںlerini gأ¶zetmek gibi yapmakta olduؤںu bأ¼tأ¼n iإںleri yerine getirmeyi de sأ¼rdأ¼rdأ¼.
Hizb halen de, Allah'tan kendisine ve ؤ°slأ¢m أ¼mmetine kurtuluإں, baإںarؤ± ve yardؤ±mؤ± tahakkuk etmesini أ¼mid ederek bأ¼tأ¼n bu أ§alؤ±إںmalarؤ±nؤ± yapmaya devam etmektedir. ؤ°إںte o zaman, mأ¼'minler Allah'ؤ±n yardؤ±mؤ± ve zaferiyle ferahlarlar.
[1] Ahzab: 21
[2] Ali ؤ°mran: 31
[3] Haإںr: 7
[4] Hicr: 94
[5] En'am: 34
9- Hؤ°ZB-UT TAHRؤ°R'ؤ°N DأœإأœNCESؤ°:
Hizb-ut Tahrir'in أ¼zerine kurulmuإں olduؤںu bأ¼tأ¼n fertlerini أ¶rgأ¼tlediؤںi, أ¼mmeti kendisiyle kaynaإںtؤ±rؤ±p eritmek ve asؤ±l davasؤ± edindirmek iأ§in أ§alؤ±إںtؤ±ؤںؤ± fikir, ؤ°slأ¢m dأ¼إںأ¼ncesidir. Yani kendisinden hأ¼kأ¼mlerin kaynaklandؤ±ؤںؤ± ve أ¼zerine fikirlerinin yأ¼kseldiؤںi ؤ°slأ¢m Akidesidir.
ؤ°slأ¢m'ؤ±, toplumda meydana getirmek, yani yأ¶netimde insanlar arasؤ± iliإںkilerde ve hayatؤ±n sair iإںlerinde ؤ°slأ¢m'ؤ± vأ¼cuda getirmek iأ§in أ§alؤ±إںan siyasأ® bir parti olarak Hizb, bu fikirlerden kendisine gerektiؤںi kadarؤ±nؤ± seأ§ip benimsedi. Hizb, seأ§ip benimsediؤںi her إںeyi yayؤ±mladؤ±ؤںؤ± kitaplarؤ±nda, neإںriyatlarؤ±nda ayrؤ±ntؤ±lؤ± bir إںekilde ve her mefhumun, her fikrin, her gأ¶rأ¼إںأ¼n ve her hأ¼kmأ¼n tafsili delillerini de beyan etmek suretiyle aأ§ؤ±k aأ§ؤ±k ortaya koydu.
ؤ°إںte benimsediؤںi bu fikirlerden, gأ¶rأ¼إںlerden, hأ¼kأ¼mlerden ve mefhumlardan bariz olan bir kaأ§ؤ±nؤ±n kؤ±sa bir أ¶zeti:
ؤ°slأ m Akidesi
ؤ°slأ¢m Akidesi; Allah'a, Meleklerine, Kitaplarؤ±na, Peygamberlerine, Ahiret Gأ¼nأ¼'ne, Hayrؤ± ve إerrinin Allah'tan olduؤںu Kaza ve Kadere iman etmektir.
ؤ°man, vakؤ±aya mutabؤ±k delilden gelen kesin tasdiktir. Tasdik delilsiz olursa iman olmaz, أ§أ¼nkأ¼, kesin olmaz. Tasdikin kesin olmasؤ± ise ancak bir delille sabit olduؤںu zaman olur. Bundan dolayؤ± akidenin delilinin katأ® olmasؤ± mutlaka gereklidir ve zannأ® olmasؤ± da caiz deؤںildir.
Akide, Allah'tan baإںka bir ilأ¢hؤ±n/mabudun bulanmadؤ±ؤںؤ±na, Muhammed (s.a.v)'in Allah'ؤ±n Rasulأ¼ olduؤںuna إںehadet etmektir. إehadet de ancak ilim, yakأ®n (kesinlik) ve doؤںruluؤںa dayalؤ± olduؤںu zaman إںehadet olur, zandan olmaz. Zira zan, ilim ve yakأ®n (kesinlik) ifade etmez.
ؤ°slأ¢m Akidesi; ؤ°slأ¢m Dini'nin, ؤ°slأ¢m'ؤ±n hayata bakؤ±إںؤ±nؤ±n, devletin, anayasanؤ±n ve diؤںer yasalarؤ±n, bu akideden kaynaklanan her إںeyin veya bu akide أ¼zerine kurulan ؤ°slأ¢mأ® fikir, hأ¼kأ¼m ve mefhumlarؤ±n esasؤ±dؤ±r. ؤ°slأ¢m Akidesi, fikrأ® liderliktir, fikrأ® kaidedir ve siyasأ® bir akidedir. أ‡أ¼nkأ¼, bu akideden fؤ±إںkؤ±ran veya bu akide أ¼zerine bina edilen mefhumlar, gأ¶rأ¼إںler, hأ¼kأ¼mler ve fikirler Ahiret konularؤ±yla alakalؤ± olduؤںu gibi aynؤ± zamanda dأ¼nya iإںleriyle ve bu iإںlerin yأ¼rأ¼tأ¼lmesiyle ilgilidir. Bu akide, dأ¼nya iإںlerinin yأ¼rأ¼tأ¼lmesinin esasؤ±dؤ±r. Nitekim bu akidede; alؤ±إں-veriإں, kiralar, kefalet, vekأ¢let, mأ¼lkiyet, evlilik, إںirketler ve miras hأ¼kأ¼mleri bulunduؤںu gibi, cemaate emir seأ§me, emir seأ§me metoduna, ona itaat etmeye ve onu muhasebe etmeye iliإںkin hأ¼kأ¼mler; cihad, antlaإںma, barؤ±إں, ateإںkes hأ¼kأ¼mleri, ukubat/cezalar hأ¼kأ¼mleri ve bundan baإںka hأ¼kأ¼mler olduؤںu gibi dأ¼nya iإںleriyle ilgili hأ¼kأ¼mlerle, bunlarؤ±n nasؤ±l uygulanacaؤںؤ±nؤ± aأ§ؤ±klayan hأ¼kأ¼mler de mevcuttur. Bu akide, dأ¼nya iإںlerini yأ¼rأ¼ten bir akidedir, أ¶yleyse bu, siyasأ® bir akidedir. أ‡أ¼nkأ¼ siyaset, bu iإںleri yأ¼rأ¼tmektir. Davetini yayma ve himaye etmede, hakimiyetini kurmada ve himaye etmede, hakimiyetin bu akide أ¼zerine dayanmasؤ± ve uygulanmasؤ±nؤ±n devamؤ±nda, otoritenin onu tatbik ve infazؤ±nda, risaletini dأ¼nyaya yaymada kusur gأ¶stermesi halinde, evet bأ¼tأ¼n bunlarda bu akide, savaإں ve أ§arpؤ±إںmadan asla ayrؤ±lmaz.
ؤ°slأ¢m Akidesi; ibadette, boyun eؤںmede, yasamada yalnؤ±zca Allah'ؤ± birlemeyi; Allah'tan gayrؤ± putlardan, taؤںutlardan, heva ve arzulardan herhangi birine kulluؤںu da reddetmeyi gerektirir. Tek yaratؤ±cؤ± O'dur; ibadette birlenen O'dur. Hأ¢kim, mutasarrؤ±f, إںeriat/kanun koyucu, hidayet edici, rؤ±zؤ±klandؤ±rؤ±cؤ±, yaإںatan, أ¶ldأ¼ren, yardؤ±m eden, mأ¼lkأ¼ elinde bulunduran O'dur. Her إںeye kadir olan yalnؤ±z O'dur. Bu إںeylerden herhangi birinde yaratؤ±klarؤ±ndan hiأ§bir kimse O'na ortak olamaz.
• Bu akide; ittiba olunmada (tabi olmakta) bأ¼tأ¼n mahlukatؤ±n dؤ±إںؤ±nda, yalnؤ±zca Rasulullah (s.a.v)'i birlemeyi gerektirir. Ondan baإںkasؤ±na tabi olunmaz, ondan baإںka hiأ§bir kimseden bir إںey alؤ±nmaz. O, Rabbisinin إeriatؤ±'nؤ±n tebliؤںcisidir. Onun dؤ±إںؤ±nda bir beإںerden, dinlerden, ideolojilerden veya kanun koyuculardan yasalar almak caiz deؤںildir. Bilأ¢kis tabi olma ve إeriat'tan bir إںey almada O'nu birlemek vacibtir:
ظˆظژظ…ظژط§ ط¢طھظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظڈ ظپظژط®ظڈط°ظڈظˆظ‡ظڈ ظˆظژظ…ظژط§ ظ†ظژظ‡ظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط¹ظژظ†ظ’ظ‡ظڈ ظپظژط§ظ†ظ’طھظژظ‡ظڈظˆط§"Peygamber size ne getirdiyse onu alؤ±n ve neyi yasakladؤ±ysa ondan sakؤ±nؤ±n."[1]
ظˆظژظ…ظژط§ ظƒظژط§ظ†ظژ ظ„ظگظ…ظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظچ ظˆظژظ„ط§ ظ…ظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظژط©ظچ ط¥ظگط°ظژط§ ظ‚ظژط¶ظژظ‰ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژط±ظژط³ظڈظˆظ„ظڈظ‡ظڈ ط£ظژظ…ظ’ط±ظ‹ط§ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژظƒظڈظˆظ†ظژ ظ„ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط§ظ„ظ’ط®ظگظٹظژط±ظژط©ظڈ ظ…ظگظ†ظ’ ط£ظژظ…ظ’ط±ظگظ‡ظگظ…ظ’"Allah ve Rasulأ¼ bir iإںte hأ¼kmettiؤںi zaman, hiأ§ bir inanan erkeؤںe ve kadؤ±na, iإںlerinde kendilerine serbestlik (istediklerini yapmak) yoktur."[2]
ظپظژظ„ط§ ظˆظژط±ظژط¨ظ‘ظگظƒظژ ظ„ط§ ظٹظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظڈظˆظ†ظژ طظژطھظ‘ظژظ‰ ظٹظڈطظژظƒظ‘ظگظ…ظڈظˆظƒظژ ظپظگظٹظ…ظژط§ ط´ظژط¬ظژط±ظژ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط«ظڈظ…ظ‘ظژ ظ„ط§ ظٹظژط¬ظگط¯ظڈظˆط§ ظپظگظٹ ط£ظژظ†ظپظڈط³ظگظ‡ظگظ…ظ’ طظژط±ظژط¬ظ‹ط§ ظ…ظگظ…ظ‘ظژط§ ظ‚ظژط¶ظژظٹظ’طھظژ ظˆظژظٹظڈط³ظژظ„ظ‘ظگظ…ظڈظˆط§ طھظژط³ظ’ظ„ظگظٹظ…ظ‹ط§"Hayؤ±r, أ¶yle deؤںil, Rabbin hakkؤ± iأ§in onlar aralarؤ±nda ihtilaf ettikleri iإںlerde seni hakem kؤ±lؤ±p sonra da verdiؤںin hأ¼kme nefisleri hiأ§bir burukluk duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadؤ±kأ§a iman etmiإں olmazlar."[3]
ظپظژظ„ظ’ظٹظژطظ’ط°ظژط±ظ’ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹظ†ظژ ظٹظڈط®ظژط§ظ„ظگظپظڈظˆظ†ظژ ط¹ظژظ†ظ’ ط£ظژظ…ظ’ط±ظگظ‡ظگ ط£ظژظ†ظ’ طھظڈطµظگظٹط¨ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ظپظگطھظ’ظ†ظژط©ظŒ ط£ظژظˆظ’ ظٹظڈطµظگظٹط¨ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¹ظژط°ظژط§ط¨ظŒ ط£ظژظ„ظگظٹظ…ظŒ"Peygamberin emrine muhalefet edenler, kendilerine bir mihnet veya acؤ±klؤ± bir azabؤ±n isabet etmesinden أ§ekinsinler."[4]
• Bu akide, ؤ°slأ¢m'ؤ±n bir defada tastamam, kapsamlؤ± bir إںekilde tatbikini farz kؤ±lar. Onun bir kؤ±smؤ±nؤ± tatbik edip bir kؤ±smؤ±nؤ±n tatbikini terketmeyi haram kؤ±ldؤ±ؤںؤ± gibi, tedricen/aإںama aإںama tatbikini de haram kؤ±lar.
ط§ظ„ظ’ظٹظژظˆظ’ظ…ظژ ط£ظژظƒظ’ظ…ظژظ„ظ’طھظڈ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ط¯ظگظٹظ†ظژظƒظڈظ…ظ’ ظˆظژط£ظژطھظ’ظ…ظژظ…ظ’طھظڈ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظƒظڈظ…ظ’ ظ†ظگط¹ظ’ظ…ظژطھظگظٹ ظˆظژط±ظژط¶ظگظٹطھظڈ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ط§ظ„ط¥ط³ظ’ظ„ط§ظ…ظژ ط¯ظگظٹظ†ظ‹ط§"Bugأ¼n dininizi kemأ¢le erdirdim, أ¼zerinizdeki nimetimi tamamladؤ±m ve size Din olarak da ؤ°slأ¢m'ؤ± beؤںenip seأ§tim."[5] Mأ¼slأ¼manlar, bu ayetin inmesinden sonra Allah'ؤ±n Rasulأ¼'ne indirilenlerin hepsini, herhangi bir hأ¼kأ¼mle bir baإںkasؤ± arasؤ±nda bir fark gأ¶rmeksizin tatbik etmekle emrolunmuإںlardؤ±r. Allah'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerinin hepsi, tatbik edilmelerinin farz oluإںunda denktir, aynؤ±dؤ±r. Bundan dolayؤ± Ebu Bekir ve ashab (r.a) zekat vermeyenlerle savaإںtؤ±. أ‡أ¼nkأ¼, onlar sadece bir tek hأ¼kmأ¼ uygulamaktan kaأ§ؤ±nmؤ±إںtؤ±lar. Nitekim, Allahu Teأ¢lأ¢, hأ¼kأ¼mleri arasؤ±nda ayrؤ±m yapan ve Kitab'ؤ±n bir kؤ±smؤ±na inanؤ±p bir kؤ±smؤ±nؤ± da inkأ¢r eden kimseyi dأ¼nyada zilletle, ahirette de إںiddetli bir azabla tehdid etmiإںtir: ط£ظژظپظژطھظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط¨ظژط¹ظ’ط¶ظگ ط§ظ„ظ’ظƒظگطھظژط§ط¨ظگ ظˆظژطھظژظƒظ’ظپظڈط±ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط¨ظژط¹ظ’ط¶ظچ ظپظژظ…ظژط§ ط¬ظژط²ظژط§ط،ظڈ ظ…ظژظ†ظ’ ظٹظژظپظ’ط¹ظژظ„ظڈ ط°ظژظ„ظگظƒظژ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¥ظگظ„ط§ ط®ظگط²ظ’ظٹظŒ ظپظگظٹ ط§ظ„ظ’طظژظٹظژط§ط©ظگ ط§ظ„ط¯ظ‘ظڈظ†ظ’ظٹظژط§ ظˆظژظٹظژظˆظ’ظ…ظژ ط§ظ„ظ’ظ‚ظگظٹظژط§ظ…ظژط©ظگ ظٹظڈط±ظژط¯ظ‘ظڈظˆظ†ظژ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط£ظژط´ظژط¯ظ‘ظگ ط§ظ„ظ’ط¹ظژط°ظژط§ط¨ظگ"Yoksa siz, Kitab'ؤ±n bir kؤ±smؤ±na inanؤ±yorsunuz da bir kؤ±smؤ±nؤ± inkأ¢r mؤ± ediyorsunuz? ؤ°أ§inizden bأ¶yle yapanlarؤ±n cezasؤ± dأ¼nyada horlanma, Kؤ±yamet Gأ¼nأ¼'nde de azabؤ±n en إںiddetlisine أ§arptؤ±rؤ±lmaktan baإںkasؤ± deؤںildir."[6]
Hizb, akide fikirlerini ve buna baؤںlؤ± olan yaratؤ±cؤ± Allah'ؤ±n varlؤ±ؤںؤ±nؤ±, Peygamberlere ihtiyacؤ±, Kur'an'ؤ±n Allah'tan olduؤںunu, Muhammed (s.a.v)'in Peygamber olduؤںunu aklأ® ve Kur'an ile mأ¼tevatir hadislerden oluإںan naklأ® delillerle isbat mevzularؤ±nؤ±; kader, kaza ve kader, rؤ±zؤ±k, ecel, Allah'a tevekkأ¼l ve hidayet ve dalأ¢let konularؤ±nؤ± da aأ§ؤ±klayؤ±p ortaya koymuإںtur.
إeri Kaideler
• Kaide: Fiillerde asؤ±l kaide إںer'أ® hأ¼kme baؤںlanmaktؤ±r. Bir iإںe ancak onun hأ¼kmأ¼nأ¼ bildikten sonra giriإںilir. Eإںyada asؤ±l olan ise, haramlؤ±lؤ±ؤںؤ±na bir delil varid olmadؤ±kأ§a mأ¼bahlؤ±ktؤ±r.
Mأ¼slأ¼man إںer'an bأ¼tأ¼n iإںlerini إeriat'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerine gأ¶re yأ¼rأ¼tmekle emrolunmuإںtur. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyuruyor: ظپظژظ„ط§ ظˆظژط±ظژط¨ظ‘ظگظƒظژ ظ„ط§ ظٹظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظڈظˆظ†ظژ طظژطھظ‘ظژظ‰ ظٹظڈطظژظƒظ‘ظگظ…ظڈظˆظƒظژ ظپظگظٹظ…ظژط§ ط´ظژط¬ظژط±ظژ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ..."Hayؤ±r, Rabbine and olsun ki aralarؤ±nda ihtilafa dأ¼إںtأ¼kleri إںeylerde seni hakem kabul etmedikأ§e ... iman etmiإں olmazlar."[7]
ظˆظژظ…ظژط§ ط¢طھظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظڈ ظپظژط®ظڈط°ظڈظˆظ‡ظڈ ظˆظژظ…ظژط§ ظ†ظژظ‡ظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط¹ظژظ†ظ’ظ‡ظڈ ظپظژط§ظ†ظ’طھظژظ‡ظڈظˆط§"Peygamber size her ne getirdiyse onu alؤ±n ve size neyi yasakladؤ±ysa ondan kaأ§ؤ±nؤ±n."[8] Mأ¼slأ¼man iأ§in asؤ±l olan bأ¼tأ¼n davranؤ±إںlarؤ±nda إeriat'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerine baؤںlanmaktؤ±r. إer'أ® hأ¼kأ¼m ise; إariâ€کin/إeriat koyucunun kullarؤ±n fiilleriyle ilgili hitabؤ±dؤ±r. Hakkؤ±nda إariâ€کin hitabؤ± gelmemiإں olan her ne olursa olsun, إںer'أ® hأ¼kأ¼m olamaz. Bu dأ¼nyada her iإںin ve her إںeyin hأ¼kmأ¼nأ¼ Yأ¼ce Allah muhakkak aأ§ؤ±klamؤ±إںtؤ±r.
ط§ظ„ظ’ظٹظژظˆظ’ظ…ظژ ط£ظژظƒظ’ظ…ظژظ„ظ’طھظڈ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ط¯ظگظٹظ†ظژظƒظڈظ…ظ’ ظˆظژط£ظژطھظ’ظ…ظژظ…ظ’طھظڈ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظƒظڈظ…ظ’ ظ†ظگط¹ظ’ظ…ظژطھظگظٹ ظˆظژط±ظژط¶ظگظٹطھظڈ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ط§ظ„ط¥ط³ظ’ظ„ط§ظ…ظژ ط¯ظگظٹظ†ظ‹ط§"Bu gأ¼n size dininizi kemale erdirdim ve أ¼zerinizdeki nimetimi tamamladؤ±m. Sizin iأ§in din olarak da ؤ°slأ¢m'a razؤ± oldum."[9]
ظˆظژظ†ظژط²ظ‘ظژظ„ظ’ظ†ظژط§ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظƒظژ ط§ظ„ظ’ظƒظگطھظژط§ط¨ظژ طھظگط¨ظ’ظٹظژط§ظ†ظ‹ط§ ظ„ظگظƒظڈظ„ظ‘ظگ ط´ظژظٹظ’ط،ظچ"Sana bu Kitab'ؤ± her إںeyin apaأ§ؤ±k bir beyanؤ± ... olsun diye indirdik."[10]
إariâ€کin umumأ® hitabؤ± eإںyanؤ±n mأ¼bah oluإںu hakkؤ±nda gelmiإںtir. Mأ¼bah da إںer'أ® bir hأ¼kأ¼mdأ¼r. أ‡أ¼nkأ¼ mأ¼bah, yapmakta veya terketmekte إariâ€کin insanؤ± muhayyer/ serbest bؤ±raktؤ±ؤںؤ± إںeydir. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyurmuإںtur:
ظ‡ظڈظˆظژ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹ ط®ظژظ„ظژظ‚ظژ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ظ…ظژط§ ظپظگظٹ ط§ظ„ط¢ط±ظ’ط¶ظگ ط¬ظژظ…ظگظٹط¹ظ‹ط§"Yeryأ¼zأ¼ndekilerin hepsini de sizin iأ§in yaratan O'dur."[11]
ظˆظژط³ظژط®ظ‘ظژط±ظژ ظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ظ…ظژط§ ظپظگظٹ ط§ظ„ط³ظ‘ظژظ…ظژط§ظˆظژط§طھظگ ظˆظژظ…ظژط§ ظپظگظٹ ط§ظ„ط¢ط±ظ’ط¶ظگ ط¬ظژظ…ظگظٹط¹ظ‹ط§"Gأ¶klerde ve yerde bulunan إںeylerin hepsini size boyun eؤںdirmiإںtir."[12] Bu demektir ki, Allah'ؤ±n bizim iأ§in yarattؤ±ؤںؤ± ve boyun eؤںdirdiؤںi gأ¶klerde ve yerdeki إںeyler mأ¼bahtؤ±r. Bunlardan herhangi bir إںey hususأ® delile muhtaأ§ deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼, onlarؤ±n her biri ibaha/mأ¼bahlؤ±k olan umumأ® delile dahildir. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyurmuإںtur:
ظٹظژط§ط£ظژظٹظ‘ظڈظ‡ظژط§ ط§ظ„ظ†ظ‘ظژط§ط³ظڈ ظƒظڈظ„ظڈظˆط§ ظ…ظگظ…ظ‘ظژط§ ظپظگظٹ ط§ظ„ط¢ط±ظ’ط¶ظگ طظژظ„ط§ظ„ط§ظ‹ ط·ظژظٹظ‘ظگط¨ظ‹ط§"Ey insanlar! Yeryأ¼zأ¼ndeki إںeylerden helأ¢l ve temiz olarak yeyin.."[13] Buna gأ¶re her إںeyin yenmesi helأ¢l demektir. Bunlardan herhangi bir إںeyin yenmesi hakkؤ±nda bir delile ihtiyaأ§ yoktur. أ‡أ¼nkأ¼, umumأ® delil mأ¼bahlؤ±ktؤ±r. Ancak أ¶lأ¼ eti, domuz eti, yأ¼ksek yerden yuvarlanؤ±p أ¶lmأ¼إں veya yؤ±rtؤ±cؤ± bir hayvan tarafؤ±ndan yenilmiإں olan إںeylerin yenmesinin ve إںarap gibi إںeylerin iأ§ilmesinin haramlؤ±lؤ±ؤںؤ± haram kؤ±lؤ±cؤ± bir delile muhtaأ§tؤ±r ve bu durum mأ¼bahlؤ±k olan umumأ® delilden bir istisna olmaktadؤ±r.
• Kaide: Vacibin/farzؤ±n ancak kendisiyle tamamlandؤ±ؤںؤ± إںey de vacibtir.
• Kaide: ؤ°stishab asؤ±ldؤ±r. (Yani mأ¢zide sabit bir hأ¼kmأ¼n, bunu deؤںiإںtiren bir delil bulununcaya kadar devam etmesi asؤ±ldؤ±r.)
• Kaide: Hayؤ±r Allah'ؤ± razؤ± eden, إںer de O'nu gazablandؤ±ran إںeydir.
• Kaide: Hأ¼sn/gأ¼zel إeriat'ؤ±n gأ¼zel saydؤ±ؤںؤ±, kubuh/أ§irkin de إeriat'ؤ±n أ§irkin saydؤ±ؤںؤ± إںeydir.
• Kaide: ؤ°badetler, giyecekler, yiyecekler, iأ§ecekler ve ahlأ¢k hakkؤ±nda illet aranmaz. Bunlarda إںer'أ® nassa baؤںlanؤ±lؤ±r. (Onlar nassda geأ§tiؤںi gibi alؤ±nؤ±r.)
إeri Tarifler
إer'أ® hأ¼kأ¼m, farz/vacib, haram gibi tariflerdir.
إer'أ® hأ¼kأ¼m: إariâ€کin kullarؤ±n fiilleriyle alakalؤ± hitabؤ±dؤ±r.
Farz/vacib: Kesin bir taleble emrolunan, iإںlenmesi sevab, terk edilmesi gأ¼nah olan إںeydir.
Haram: Kesin bir إںekilde yapؤ±lmasؤ± yasaklanan yapؤ±ldؤ±ؤںؤ±nda ceza gerektiren talebtir.
إer'أ® Olmayan Tarifler
Fikrin, aklأ® metodun, ilmأ® metodun, toplumun tarifi gibi tariftir. Bunlar bir vakؤ±anؤ±n tarifleridir.
• Fikir, akؤ±l ve idrak aynؤ± anlamdadؤ±r: Fikir; vakؤ±anؤ±n duyum vasؤ±tasؤ±yla, bu vakؤ±ayؤ± aأ§ؤ±klayan أ¶n bilgilerle birlikte dimaؤںa/beyine nakledilmesidir.
Fikrin tam olabilmesi iأ§in إںu dأ¶rt إںartؤ±n bir arada bulunmasؤ± lazؤ±mdؤ±r: Vakؤ±anؤ±n varlؤ±ؤںؤ±, saؤںlؤ±klؤ± dimaؤں/beyin, duyu ve أ¶n bilgi. ؤ°إںte bu dأ¶rt إںey mutlaka bir arada bulunmalؤ±dؤ±r ki, aklأ® iإںlem, yani fikir, akؤ±l veya idrak husule gelsin.
• Aklأ® metod: Eإںyanؤ±n/nesnelerin akledilmesinde cereyan eden yoldur. Fikirlere ulaإںmada aklؤ±n أ§alؤ±إںtؤ±ؤںؤ±, iإںlev gأ¶rdأ¼ؤںأ¼ yoldur. Yani aklؤ±n kendisiyle fikirler أ¼retme keyfiyeti, tefekkأ¼r metodudur.
Aklأ® dأ¼إںأ¼nأ¼إں metodu; araإںtؤ±rma esnasؤ±nda bir إںeyin hakikatinin bilgisine ulaإںmak أ¼zere izlenen belirli bir araإںtؤ±rma yoludur. Vakؤ±anؤ±n kendisini yorumlayan bilgilerin varlؤ±ؤںؤ± ve duyular vasؤ±tasؤ±yla, vakؤ±anؤ±n hissedilmesinin beyne iletilmesi metodudur ki, bأ¶ylece zihin onun hakkؤ±nda hأ¼kأ¼m أ§ؤ±karؤ±r. ؤ°إںte bu yargؤ± fikirdir veya aklأ® idraktir. Bu metod, fizikte olduؤںu gibi, algؤ±lanan maddelerin araإںtؤ±rؤ±lmasؤ±nda; akidelerin, teإںrأ® hأ¼kأ¼mlerin araإںtؤ±rؤ±lmasؤ±nda olduؤںu gibi fikir araإںtؤ±rmalarؤ±nda; fؤ±kؤ±h ve edebأ® araإںtؤ±rmalarda olduؤںu gibi sأ¶zأ¼n kavranؤ±lmasؤ± araإںtؤ±rmalarؤ±nda de geأ§erli bir yoldur. Bu yol bizzat idrake ulaإںmada aslأ®, tabi metoddur. Bu metodun fonksiyonu, eإںyanؤ±n/nesnelerin akledilmesi yani kavranmasؤ±yla gerأ§ekleإںir. Bu sأ¼reأ§le insan, insan olmasؤ± bakؤ±mؤ±ndan, kavramak istediؤںi إںeyin idrakine ulaإںؤ±r.
• ؤ°lmأ® metod: Araإںtؤ±rma konusu olan إںeyin hakikatinin bilgisine ulaإںmak iأ§in, o nesne أ¼zerinde deneyler yapmak suretiyle izlenen belirli bir araإںtؤ±rma metodudur. Bu metod ancak hissedilebilen maddelerin araإںtؤ±rؤ±lmasؤ±nda olur, fikirlerde geأ§erliliؤںi sأ¶z konusu olamaz; sadece tecrأ¼bأ® bilimlere mahsustur. Bu metod, aslأ® etkenleri ve ortamؤ±ndan baإںka إںartlar ve faktأ¶rler altؤ±nda maddenin zorla deؤںiإںime tabi tutulmasؤ± ve aslأ® faktأ¶rleri ve ortamؤ± ile, deneye sokulduؤںu etkenlerin ve إںartlarؤ±n karإںؤ±laإںtؤ±rؤ±lmasؤ±yla uygulanؤ±r. Laboratuardaki durum budur.
Araإںtؤ±rmacؤ±nؤ±n, bilimsel metodla ulaإںacaؤںؤ± netice kesin olmayؤ±p hata kabiliyeti bulunan zannأ® bir sonuأ§tur. Bilimsel metodtaki yanؤ±lma ihtimali, ilmأ® araإںtؤ±rmalarda yerleإںmiإں olan temel ilkelerden biridir.
Bu yol aklأ® metodun bir dalؤ±dؤ±r, tefekkأ¼r iأ§in bir temel olamaz. أ‡أ¼nkأ¼, أ¼zerine bina olunan esas deؤںil de ancak temelden yani aklأ® metodtan bir dal olduؤںundan bu metodu esas olarak kabul etmek birأ§ok bilgiyi ve hakikati araإںtؤ±rma sahasؤ±ndan أ§ؤ±karؤ±r. ؤ°ncelenen, araإںtؤ±rؤ±lan ve hakikati ihtiva eden pek أ§ok bilginin, bilfiil var olmasؤ±na hisle realite olarak somut biأ§imde algؤ±lanmasؤ±na raؤںmen var olmadؤ±klarؤ± sonucuna gأ¶tأ¼rأ¼r.
• Toplum: Aynؤ± fikirlerin, aynؤ± duygularؤ±n ve aynؤ± nizamؤ±n birbirine baؤںlamؤ±إں olduؤںu insan topluluؤںudur. Sadece insanlarؤ±n toplamؤ± olmasؤ±ndan deؤںil aralarؤ±nda alakalarؤ±n/iliإںkilerin bulunmasؤ±ndan dolayؤ± meydana gelen bir insan topluluؤںudur. ؤ°nsanlarؤ±n toplamؤ±, topluluktur; toplum deؤںil.. Toplumu oluإںturan iliإںkilerdir. Gerأ§ekte toplum ayrؤ±ntؤ±larؤ±yla; insanlar, fikirler, duygu-bilinأ§ler ve nizamlardؤ±r. Toplumun ؤ±slahؤ±, fikirleri, duygularؤ± ve nizamlarؤ±nؤ±n ؤ±slahؤ±yla olur. Alakalar/iliإںkiler ve onlarؤ±n أ§أ¶zأ¼mleri bakؤ±mؤ±ndan toplumlar bir birinden ayrؤ±lؤ±rlar ve bundan dolayؤ± da 'ؤ°slأ¢m toplumu', 'sosyalist toplum' veya 'kapitalist toplum' diye adlandؤ±rؤ±lؤ±rlar.
Dأ¼nyada Mevcud ؤ°deolojiler
Dأ¼nyada mevcud ideolojiler أ¼أ§ tanedir: ؤ°slأ¢m, Kapitalist Demokrasi ve Komأ¼nizm.
Kapitalist Demokrasi
Batؤ±lؤ± أ¼lkelerin ve Amerika'nؤ±n ideolojisidir. Din'i, devletten ve hayattan ayؤ±ran bir ideolojidir. "Kayser'in hakkؤ±nؤ± Kayser'e, Allah'ؤ±n hakkؤ±nؤ± Allah'a bؤ±rak." ilkesine dayanؤ±r. Bu anlayؤ±إںtan dolayؤ± da insan, hayat dأ¼zenini kendisi kurar.
Bu ideoloji, ؤ°slأ¢m'la أ§eliإںen kأ¼fأ¼r ideolojisidir. أ‡أ¼nkأ¼, yegane إںeriat-yasa koyucu, insanlara yegane nizam koyucu, devleti ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerinden bir parأ§a sayan ve hayatؤ±n bأ¼tأ¼n iإںlerini indirdiؤںi إںer'أ® hأ¼kأ¼mlerle أ§أ¶zأ¼mlemeyi farz kؤ±lan yalnؤ±z Allah'tؤ±r. Bunun iأ§in mأ¼slأ¼manlara kapitalist ideolojiyi benimseyip ona baؤںlanmalarؤ± ve onun fikirlerini, nizamlarؤ±nؤ± almalarؤ± haramdؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼ kأ¼fأ¼r ideolojisidir; fikirleri ve nizamlarؤ±, ؤ°slأ¢m'la أ§eliإںen kأ¼fأ¼r fikirleri ve nizamlarؤ±dؤ±r.
Hأ¼rriyetler Hakkؤ±nda ؤ°slأ¢m'ؤ±n Gأ¶rأ¼إںأ¼
Kapitalizmin en bariz fikirleri, insanlarؤ±n hأ¼rriyetlerini korumanؤ±n gerekli olduؤںu dأ¼إںأ¼ncesidir. Bu hأ¼rriyetler de; inanأ§ hأ¼rriyeti, dأ¼إںأ¼nce-kanaat hأ¼rriyeti, mأ¼lkiyet hأ¼rriyeti ve إںahsأ® hأ¼rriyetlerdir. Mأ¼lk edinme hأ¼rriyetinden, أ§ؤ±karcؤ±lؤ±ؤںa dayalؤ± ve bأ¼yأ¼k karaborsalara yol aأ§an, Batؤ±lؤ± kأ¢fir devletlerini halklarؤ± sأ¶mأ¼rme ve servetlerini yaؤںmalama yoluna iten kapitalist ekonomi dأ¼zeni doؤںmuإںtur.
Bu genel dأ¶rt temel hأ¼rriyet, ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleri ile أ§eliإںir. Zira mأ¼slأ¼man, akidesinde hأ¼r deؤںildir. Eؤںer dininden dأ¶nerse tevbe etmesi istenir, ؤ°slأ¢m'a dأ¶nmeyecek olursa katledilir. Rasulullah (s.a.v) إںأ¶yle buyurdu: ظ…ظژظ†ظ’ ط¨ظژط¯ظ‘ظژظ„ظژ ط¯ظگظٹظ†ظژظ‡ظڈ ظپظژط§ظ‚ظ’طھظڈظ„ظڈظˆظ‡ظڈ"Kim dinini deؤںiإںtirirse onu أ¶ldأ¼rأ¼n."[14]
Mأ¼slأ¼man, gأ¶rأ¼إںlerinde de hأ¼r deؤںildir. ؤ°slأ¢m neyi gأ¶rأ¼r ve gأ¶sterirse, mأ¼slأ¼manؤ±n bu gأ¶rأ¼إںأ¼ benimsemesi icabeder. Mأ¼slأ¼manؤ±n ؤ°slأ¢m'ؤ±n gأ¶rأ¼إںأ¼nden baإںka bir gأ¶rأ¼إںأ¼nأ¼n bulunmasؤ± caiz olmaz.
Mأ¼slأ¼man mأ¼lkiyette de serbest/hأ¼r deؤںildir. Ancak إںer'أ® mأ¼lk edinme sebepleri uyarؤ±nca mأ¼lkiyete sahip olmasؤ± sahihtir. Dilediؤںini, dilediؤںi gibi mأ¼lk edinmekte serbest deؤںil, bilأ¢kis mأ¼lkiyet sebeplerine baؤںlؤ±dؤ±r. Bu sebepler dؤ±إںؤ±ndaki baإںka bir yolla mأ¼lk edinmesi mutlak olarak caiz deؤںildir. Faizle, ihtikأ¢rla, iأ§ki ve domuz satؤ±إںؤ± ile veya buna benzer إںer'an yasak olan mأ¼lk edinme yollarؤ±yla mأ¼lk edinmesi sahih deؤںildir. Bu yollardan herhangi biriyle mأ¼lk edinmek caiz deؤںildir.
ؤ°slأ¢m'da إںahsأ® hأ¼rriyet yoktur. Mأ¼slأ¼man إںahsأ® olarak hأ¼r deؤںildir. Aksine mأ¼slأ¼man إeriat'ؤ±n kendisine gأ¶sterdikleriyle mukayyeddir/kayؤ±dlؤ±dؤ±r, sؤ±nؤ±rlؤ±dؤ±r. Meselأ¢, namaz kؤ±lmadؤ±ؤںؤ± veya oruأ§ tutmadؤ±ؤںؤ± zaman cezalandؤ±rؤ±lؤ±r. Sarhoإں olduؤںu veya zina ettiؤںi zaman cezalandؤ±rؤ±lؤ±r. Mأ¼slأ¼man bir kadؤ±n gأ¼zelliklerini ve zinetlerini ortaya أ§ؤ±kararak aأ§ؤ±k-saأ§ؤ±k dؤ±إںarؤ±ya أ§ؤ±karsa cezalandؤ±rؤ±lؤ±r.
Bundan dolayؤ±dؤ±r ki kapitalist batؤ± dأ¼zeninde mevcud hأ¼rriyetlerin ؤ°slأ¢m'da yeri yoktur. Bunlar ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleriyle tamamen أ§eliإںirler.
Kapitalist ideolojinin en bariz fikirlerinden biri de demokrasidir.
Demokrasi Hakkؤ±nda ؤ°slأ¢m'ؤ±n Gأ¶rأ¼إںأ¼
Demokrasi, halk iأ§in ve halk adؤ±na halkؤ±n hakimiyetidir. Demokratik dأ¼zende asؤ±l olan iradeye, egemenliؤںe ve infaz hakkؤ±na sahip olanؤ±n halk olmasؤ±dؤ±r. Kendi kendisinin efendisi olduؤںundan iradesini yأ¼rأ¼tme kudretine sahip olan halktؤ±r. Onun أ¼zerinde hiأ§ kimsenin egemenliؤںi (أ¼stأ¼nlأ¼ؤںأ¼-efendiliؤںi ya da hakimiyeti) yoktur. Bundan dolayؤ± da yasa koyucu odur. Dilediؤںi yasalarؤ± koyar, iptal etmeyi, dilediؤںi yasalarؤ± da ilga ve iptal eder. Buna bizzat kendisi gأ¼أ§ yetiremeyeceؤںinden kendi adؤ±na yasalar أ§ؤ±karmak أ¼zere vekiller seأ§er. Hakimiyetin ve yأ¼rأ¼tmenin sahibi halktؤ±r. Yأ¶netimi halkؤ±n bizzat kendisinin yأ¼rأ¼tmesi gأ¼أ§ olduؤںundan, halkؤ±n kendi koyduؤںu yasalarؤ± uygulamak iأ§in, halk kendi adؤ±na yأ¶neticiler seأ§er. Bأ¶ylece halk, kapitalist batؤ± dأ¼zeninde yأ¶netim kuvvetlerinin kaynaؤںؤ± olur. Efendi/hakim olan, yأ¶neten ve yasa koyan halktؤ±r.
ؤ°إںte bu demokratik dأ¼zen, bir kأ¼fأ¼r dأ¼zenidir. Beإںerin uydurduؤںu bir dأ¼zendir ve إںer'أ® hأ¼kأ¼mler de deؤںildir. Bundan dolayؤ± da bu dأ¼zenle yأ¶netim kأ¼fأ¼rle yأ¶netimdir. Demokrasiye davet etmek bir kأ¼fأ¼r dأ¼zenine davet olduؤںundan, ona davet etmek de veya onu herhangi bir haliyle almak da caiz deؤںildir.
Bu demokratik dأ¼zen, ؤ°slأ¢m'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerine muhaliftir. Mأ¼slأ¼manlar bأ¼tأ¼n iإںlerini إeriat'ؤ±n hأ¼kأ¼mleriyle yأ¼rأ¼tmekle emrolunmuإںlardؤ±r. Mأ¼slأ¼man, Allah'ؤ±n kuludur. ؤ°radesini Allah'ؤ±n emirlerine ve nehiylerine uygun yأ¶nlendirir. أœmmet de iradesini; heves ve arzularؤ±na gأ¶re yأ¼rأ¼tme hakkؤ±na sahip deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼, onun hakimiyet hakkؤ± yoktur. أœmmetin iradesini yأ¶nlendiren إeriat'tؤ±r, zira hakimiyetin sahibi إeriat'tؤ±r. Bأ¶yle olduؤںu iأ§indir ki أ¼mmet yasa koyma hakkؤ±na sahip deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼, إeriat koyucu yalnؤ±z Allah'tؤ±r. أœmmetin tamamؤ± meselأ¢; faiz, ihtikأ¢r, zina veya iأ§ki gibi Allah'ؤ±n haram kؤ±ldؤ±ؤںؤ±nؤ± mأ¼bah kؤ±lmaya icma etmiإں/gأ¶rأ¼إں birliؤںine varmؤ±إں olsa, onun bu icmaؤ±nؤ±n hiأ§bir kؤ±ymeti yoktur, أ§أ¼nkأ¼ ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleriyle أ§eliإںmektedir. Eؤںer bunda ؤ±srarlؤ± olurlarsa savaإںؤ±lؤ±r.
Ancak Yأ¼ce Allah; sultayؤ± yani yأ¶netim ve yأ¼rأ¼tmeyi أ¼mmete tahsis etmiإں, kendi adؤ±na yأ¶netim ve uygulamayؤ± gerأ§ekleإںtirmek iأ§in de yأ¶neticinin nasbedilmesi ve seأ§ilmesi hakkؤ±nؤ± أ¼mmete vermiإں ve yأ¶neticinin nasb edilmesinin/belirlenmesinin de kesinlikle beyat yoluyla olmasؤ±nؤ± emretmiإںtir. Sulta ve siyade/ hakimiyet arasؤ±ndaki fark iإںte bأ¶yle anlaإںؤ±lؤ±r. Hakimiyet إeriat'ؤ±n, sulta أ¼mmetindir.
Komأ¼nizm
Maddeden baإںka her إںeyin varlؤ±ؤںؤ±nؤ± inkأ¢r esasؤ±na dayalؤ±, maddeci bir ideolojidir. Maddenin ezelأ® olduؤںunu, baإںؤ± ve sonu bulunmadؤ±ؤںؤ±nؤ±, bir yaratؤ±cؤ±nؤ±n yaratؤ±ؤںؤ± olmadؤ±ؤںؤ±nؤ±, Yaratؤ±cؤ± bulunmadؤ±ؤںؤ± gibi Kؤ±yamet Gأ¼nأ¼'nأ¼n de mevcud olmadؤ±ؤںؤ±nؤ± kabul eder. Dini ise, halklarؤ±n afyonu olarak kabul eder.
Komأ¼nizm, maddenin evrimi ve tarihin evrimi nazariyesine dayanan maddeci bir ideolojidir. Ona gأ¶re madde bأ¼tأ¼n nesnelerin aslؤ±dؤ±r, eإںya maddeden sudأ»r eder ve geliإںme yoluyla doؤںar. Komأ¼nizmde nizam أ¼retim araأ§larؤ±ndan alؤ±nؤ±r. Nizamlar أ¼retim araأ§larؤ±nؤ±n geliإںmesiyle evrimleإںir/geliإںir. Toplum; toprak, أ¼retim araأ§larؤ±, tabiat ve insanؤ±n genel bir toplamؤ±ndan meydana gelir. Bunlarؤ±n tamamؤ± bir tek إںeydir, o da maddedir. Tabiat ve tabiattaki إںeyler geliإںtikأ§e, insan bunlarla evrimleإںir, toplumun tamamؤ± da evrimleإںir/geliإںir.
Buna gأ¶re Komأ¼nizmde toplum evrime boyun eؤںer. Toplum evrimleإںtikأ§e fert de onunla birlikte evrimleإںir. أ‡arkta diإںlinin dأ¶nأ¼إںأ¼ gibi fert, toplumla dأ¶ner. Komأ¼nizm أ¼retim araأ§larؤ±nda ferdأ® mأ¼lkiyeti yasaklar ve onlarؤ± devlet iأ§in mأ¼lkiyet kؤ±lar.
Komأ¼nist ideoloji de kأ¼fأ¼r ideolojisidir; fikirleri de nizamؤ± da kأ¼fأ¼r fikirleri ve kأ¼fأ¼r nizamlarؤ±dؤ±r. ؤ°slأ¢m ile bأ¼tأ¼nأ¼nde de, parأ§alarؤ±nda da tam ve kأ¶klأ¼ bir إںekilde أ§eliإںir.
ؤ°slأ¢m; maddenin yaratؤ±lmؤ±إں olduؤںunu, ezelأ® olmadؤ±ؤںؤ±nؤ± ve yok olacaؤںؤ±nؤ±; insanؤ±n bir yaratؤ±cؤ±nؤ±n mahluku olduؤںunu, kأ¢inatؤ±n ve kأ¢inattakilerin de bir yaratؤ±cؤ±nؤ±n yaratؤ±klarؤ± olduؤںunu; nizamؤ±n Allah tarafؤ±ndan olup ne maddenin veya أ¼retim araأ§larؤ±nؤ±n evriminden ve ne de beإںer tarafؤ±ndan olduؤںunu; toplumun insanlar, fikirler, duygular ve nizamlardan meydana geldiؤںini ve toplumlarؤ± belirleyip tarif eden إںeyin de topluma uygulanan nizam olduؤںunu aأ§ؤ±klamؤ±إں ve ispat etmiإںtir. ؤ°slأ¢m'ؤ±n tatbik olunduؤںu toplum, orada mevcut أ¼retim araأ§larؤ± her ne أ§eإںit olursa olsun, ؤ°slأ¢m toplumudur. Kapitalist dأ¼zenin tatbik edildiؤںi toplum da kapitalist toplum olur. Komأ¼nizmin uygulandؤ±ؤںؤ± toplum da orada mevcut أ¼retim araأ§larؤ± kapitalist dأ¼zendeki أ¼retim araأ§larؤ±nؤ±n aynؤ±sؤ± olmasؤ±na raؤںmen komأ¼nist toplumdur.
Hadaret ve Medeniyet
Hadaret, hayat hakkؤ±ndaki mefhumlarؤ±n toplamؤ±dؤ±r. Medeniyet ise hayat iإںlerinde kullanؤ±lan somut maddأ® إںekillerdir. Hadaret, hayat gأ¶rأ¼إںأ¼ne gأ¶re hususأ® olur. ؤ°slأ¢m hadareti, batؤ± hadaretinden ve komأ¼nist hadaretinden ayrؤ±dؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼ bunlarؤ±n hayata bakؤ±إںlarؤ± kendilerine hastؤ±r, her biri diؤںerine muhaliftir.
Bundan dolayؤ±, batؤ± veya komأ¼nist hadaretlerinden bir إںey almalarؤ±, bunlarؤ±n her ikisinin ؤ°slأ¢m'la أ§eliإںmesinden dolayؤ± mأ¼slأ¼manlara caiz olmaz.
Medeniyete gelince, eؤںer hadaretten kaynaklanؤ±yorsa, can sahibi إںeylerin resim ve heykelleri gibi, bunlar hususأ® sayؤ±lؤ±r ve alؤ±nmalarؤ± caiz olmaz. Bunun iأ§in ؤ°slأ¢m hadareti heykel yapmayؤ± ve bunlara baؤںlanmayؤ± haram kؤ±ldؤ±ؤںؤ± gibi, can sahibi her إںeyin resminin yapؤ±lmasؤ±nؤ± da haram kؤ±lar. Oysa batؤ± ve komأ¼nist hadaretlerinde bu mأ¼bah sayؤ±lؤ±r ve haram kؤ±lؤ±nmaz.
Amma medeniyet eؤںer ilmin ilerleme ve geliإںmesinin neticesi olursa... uأ§ak, gemi, otomobil gibi ulaإںؤ±m araأ§larؤ±, sanaأ®, ziraأ® ve geliإںen harp araأ§larؤ±, bunlar gibi beإںer aklؤ±nؤ±n, ilmin ilerlemesi sonucunda keإںif ve buluإںlar sonucu bulunan her إںey ve teknolojinin geliإںmesi ile elektronik beyin ve benzeri geliإںtirilen إںeyler.. Bأ¼tأ¼n bu إںekiller evrensel إںekillerdir, bأ¼tأ¼n أ¢leme aittir, insanlarؤ±n hadaretlerinden veya dinlerinden birine mahsus olmaz. أ‡أ¼nkأ¼ bunlarؤ±n hadaretle de, hayat gأ¶rأ¼إںأ¼yle de bir ilgisi yoktur.
Bundan dolayؤ± bunlarؤ±n alؤ±nmasؤ± caizdir. أ‡أ¼nkأ¼, ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleriyle أ§eliإںmezler. Bilأ¢kis bunlarؤ±n alؤ±nmasؤ± farzؤ± kifayedir.
[1] Haإںr: 7
[2] Ahzab: 36
[3] Nisa: 65
[4] Nur: 63
[5] Maide: 3
[6] Bakara: 85
[7] Nisa: 65
[8] Haإںr: 7
[9] Maide: 3
[10] Nahl: 89
[11] Bakara: 29
[12] Casiye: 13
[13] Bakara: 168
[14] Buhari, Cihad ve's-Seyr, 2794
10- ؤ°SLأ‚M'DA Yأ–NETؤ°M Nؤ°ZAMIYLA ؤ°LGؤ°Lؤ° HأœKأœMLER:
ؤ°slأ¢mأ® Sulta/Otorite
ؤ°slأ¢m Dini, ؤ°slأ¢mأ® otoritenin Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmetmek/yأ¶netmek olduؤںunu belirlemiإںtir. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyurdu: ظˆظژط£ظژظ†ظ’ ط§طظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¨ظگظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژظ„ط§ طھظژطھظ‘ظژط¨ظگط¹ظ’ ط£ظژظ‡ظ’ظˆظژط§ط،ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ظˆظژط§طظ’ط°ظژط±ظ’ظ‡ظڈظ…ظ’ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژظپظ’طھظگظ†ظڈظˆظƒظژ ط¹ظژظ†ظ’ ط¨ظژط¹ظ’ط¶ظگ ظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ط¥ظگظ„ظژظٹظ’ظƒظژ"Aralarؤ±nda Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle hأ¼kmet/yأ¶net, onlarؤ±n arzularؤ±na uyma ve Allah'ؤ±n sana indirdiؤںinin bir kؤ±smؤ±nda seni fitneye dأ¼إںأ¼rmelerinden sakؤ±n."[1]
ظپظژط§طظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¨ظگظ…ظژط§ ط£ظژظ†ط²ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژظ„ط§ طھظژطھظ‘ظژط¨ظگط¹ظ’ ط£ظژظ‡ظ’ظˆظژط§ط،ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¹ظژظ…ظ‘ظژط§ ط¬ظژط§ط،ظژظƒظژ ظ…ظگظ†ظ’ ط§ظ„ظ’طظژظ‚ظ‘ظگ"O halde aralarؤ±nda Allah'ؤ±n sana indirdiؤںiyle hأ¼kmet/yأ¶net. Sana gelen haktan ayrؤ±lؤ±p da onlarؤ±n heveslerine uyma."[2] Bundan dolayؤ± her sultan/otorite sahibi Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle yani Kitab ve Sأ¼nnet'le hأ¼kmeder/yأ¶netir. ؤ°slأ¢mأ® yأ¶netim yani ؤ°slأ¢mأ® sulta/otorite budur.
ؤ°slأ¢m'da Yأ¶netim Nizamؤ±nؤ±n إekli
ؤ°slأ¢m, yأ¶netim nizamؤ±nؤ±n إںeklinin Hilأ¢fet Nizamؤ± olduؤںunu belirlemiإں ve bu nizamؤ± ؤ°slأ¢m Devleti'nin tek yأ¶netim nizamؤ± kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Mأ¼slim, Ebu Hazim'den إںunu rivayet etmiإںtir: "Ebu Hureyre (r.a) ile beإں yؤ±l kaldؤ±m. Nebأ® (s.a.v)'in إںأ¶yle buyurduؤںunu anlatؤ±rken iإںittim: ط¥ظگظ†ظ‘ظژ ط¨ظژظ†ظگظٹ ط¥ظگط³ظ’ط±ظژط§ط¦ظگظٹظ„ظژ ظƒظژط§ظ†ظژطھظ’ طھظژط³ظڈظˆط³ظڈظ‡ظڈظ…ظڈ ط§ظ„ط¢ظ†ظ’ط¨ظگظٹظژط§ط،ظڈ ظƒظڈظ„ظ‘ظژظ…ظژط§ ظ‡ظژظ„ظژظƒظژ ظ†ظژط¨ظگظٹظ‘ظŒ ط®ظژظ„ظژظپظژط®ظژظ„ظژظپظژ ظ†ظژط¨ظگظٹظ‘ظŒ ظˆظژط¥ظگظ†ظ‘ظژظ‡ظڈ ظ„ط§ ظ†ظژط¨ظگظٹظ‘ظژ ط¨ظژط¹ظ’ط¯ظگظٹ ط¥ظگظ†ظ‘ظژظ‡ظڈ ط³ظژظٹظژظƒظڈظˆظ†ظڈ ط®ظڈظ„ظژظپظژط§ط،ظڈ ظپظژطھظژظƒظ’ط«ظڈط±ظڈ "ؤ°srailoؤںullarؤ±nؤ± Peygamberler yأ¶netmekteydiler. Ne zaman biri أ¶lأ¼rse ardؤ±ndan diؤںer peygamber gelirdi. Benden sonra artؤ±k bir peygamber yoktur; halifeler olacaktؤ±r, hem de pek أ§ok."[3] Bu Hadisi إerif, Rasulullah'tan sonra ؤ°slأ¢m'da yأ¶netim nizamؤ±nؤ±n Hilأ¢fet olduؤںunun aأ§ؤ±k bir delilidir. ؤ°slأ¢m'da, ؤ°mametin yani Hilأ¢fet'in tek yأ¶netim nizamؤ± olduؤںunu, gelen pek أ§ok hadis teyid etmektedir:
ظˆظژط¥ظگظ†ظ‘ظژظ‡ظڈ ظ„ط§ ظ†ظژط¨ظگظٹظ‘ظژ ط¨ظژط¹ظ’ط¯ظگظٹ ظˆظژط³ظژظٹظژظƒظڈظˆظ†ظڈ ط®ظڈظ„ظژظپظژط§ط،ظڈ"Benden sonra Nebi yoktur, Halifeler olacaktؤ±r."[4]
ط¥ظگط°ظژط§ ط¨ظڈظˆظٹظگط¹ظژ ظ„ظگط®ظژظ„ظگظٹظپظژطھظژظٹظ’ظ†ظگ"ؤ°ki halifeye biat edildiؤںinde..."[5] gibi ve buna benzer hadisler ؤ°slأ¢m yأ¶netim dأ¼zeninin baإںka bir nizam deؤںil, Hilأ¢fet nizamؤ± olduؤںuna delأ¢let etmektedir.
Halifeyi Nasbetmenin Yolu
ؤ°slأ¢m, Halife'nin nasbedilme yolunun biat olduؤںunu belirlemiإںtir. Nafi'in ؤ°bn أ–mer'den rivayetine gأ¶re, ؤ°bn أ–mer إںأ¶yle demiإںtir: "أ–mer (r.a) anlattؤ±; Rasulullah'ؤ±n إںأ¶yle buyurduؤںunu iإںittim: ظˆظژظ…ظژظ†ظ’ ظ…ظژط§طھظژ ظˆظژظ„ظژظٹظ’ط³ظژ ظپظگظٹ ط¹ظڈظ†ظڈظ‚ظگظ‡ظگ ط¨ظژظٹظ’ط¹ظژط©ظŒ ظ…ظژط§طھظژ ظ…ظگظٹطھظژط©ظ‹ ط¬ظژط§ظ‡ظگظ„ظگظٹظ‘ظژط©ظ‹"Kim boynunda biat (halkasؤ±) bulunmadan أ¶lأ¼rse cahiliyye أ¶lأ¼mأ¼yle أ¶lmأ¼إںtأ¼r."[6] Ubade b. es-Samit'in إںأ¶yle dediؤںi rivayet edildi: "Biz Rasulullah'a rahatlؤ±kta ve zorlukta dinleyip itaat edeceؤںimize, emir sahipleriyle أ§eliإںmeyeceؤںimize her nerede olursak olalؤ±m hiأ§ bir kؤ±nayؤ±cؤ±nؤ±n kؤ±namasؤ±ndan korkmadan, Allah iأ§in hakkؤ± tutacaؤںؤ±mؤ±za veya sأ¶yleyeceؤںimize biat ettik-sأ¶z verdik."
Baإںka bir hadiste ise; ط¥ظگط°ظژط§ ط¨ظڈظˆظٹظگط¹ظژ ظ„ظگط®ظژظ„ظگظٹظپظژطھظژظٹظ’ظ†ظگ ظپظژط§ظ‚ظ’طھظڈظ„ظڈظˆط§ ط§ظ„ط¢ط®ظژط±ظژ ظ…ظگظ†ظ’ظ‡ظڈظ…ظژط§"ؤ°ki Halife'ye biat edildiؤںinde onlardan sonrakini أ¶ldأ¼rأ¼n"[7] denilmiإںtir.
ؤ°إںte bu hadisler, Halife'nin seأ§ilme yolunun biat olduؤںuna aأ§ؤ±kأ§a iإںaret etmektedir. Aynؤ± zamanda bu konuda sahabenin icmaؤ± da gerأ§ekleإںmiإںtir.
Buna gأ¶re, Hilأ¢fet Nizamؤ±nda kaim olan ve iأ§inde biat yoluyla Halife'nin nasbedildiؤںi ve Allah'ؤ±n indirdiؤںi ile yani Kitab ve Sأ¼nnet'le yأ¶netildiؤںi her yأ¶netim ve sulta/otorite, ؤ°slأ¢mأ® yأ¶netim ve ؤ°slأ¢mأ® sulta/otoritedir.
Mأ¼slأ¼manlarؤ±n nasbettiؤںi ve rؤ±zayla biat ettiؤںi her Halife, إer'an Halife sayؤ±lؤ±r ve kendisine itaat etmek de farz olur.
• Bundan dolayؤ± krallؤ±k rejimi ؤ°slأ¢mأ® bir nizam deؤںildir. ؤ°slأ¢m; Britanya ve ؤ°spanya'da olduؤںu gibi devlete baإںkanlؤ±k eden fakat yأ¶netmeyen kralؤ±n bir sembol olduؤںu kraliyet sistemini kabul etmez. أ‡أ¼nkأ¼, Halife bir sembol deؤںil, aksine yأ¶netici ve أ¼mmet yerine Allah'ؤ±n إeriatؤ±'nؤ± uygulayan kimsedir. Suudأ® Arabistan ve أœrdأ¼n'deki gibi kralؤ±n hem baإںkanlؤ±k yaptؤ±ؤںؤ± hem de yأ¶nettiؤںi krallؤ±k sistemini de kabul etmez. أ‡أ¼nkأ¼ Halife, krallar gibi hilأ¢fete miras yoluyla varis olamaz. Aksine onu mأ¼slأ¼manlar seأ§er ve ona biat ederler. ؤ°slأ¢m'da veraset rejimi caiz deؤںildir. Aynؤ± zamanda Halife, mأ¼slأ¼manlardan herhangi birinin sahip olduؤںu haklardan baإںka herhangi bir hakka sahip deؤںildir. Sorumlu tutulmayan krallar gibi kanunlar أ¼stأ¼ de deؤںildir. Bilأ¢kis, Allah'ؤ±n hأ¼kأ¼mlerine boyun eؤںen ve yaptؤ±ؤںؤ± her iإںlemde muhasebe olunan bir kimsedir.
• Krallؤ±k Sistemi bأ¶yle olduؤںu gibi, Cumhuriyet rejimi de ؤ°slأ¢mأ® bir nizam deؤںildir. ؤ°ster Birleإںik Devletler'de olduؤںu gibi baإںkanlؤ±k sistemi olsun, isterse Batؤ± Almanya'da ortaya أ§ؤ±ktؤ±ؤںؤ± gibi parlamenter sistem olsun; ؤ°slأ¢m, Cumhuriyeti kabul etmez. أ‡أ¼nkأ¼, her iki إںekli ile de Cumhuriyet rejimi, hakimiyetin halka ait olduؤںu demokratik dأ¼zen أ¼zerine kuruludur. Oysa Hilأ¢fet Nizamؤ±, hakimiyetin إeriat'a ait olduؤںu ؤ°slأ¢m Nizamؤ± أ¼zerine kuruludur. Bأ¶yle olduؤںu iأ§indir ki, أ¼mmet Halife'yi seأ§me ve muhasebe hakkؤ±na sahip olsa da, onu azletme hakkؤ±na sahip deؤںildir. Halife'yi azleden yani azlini gerektiren bir muhalefetle إeriat'a aykؤ±rؤ± davrandؤ±ؤںؤ±nda onu azleden إںer'أ® hأ¼kأ¼mdأ¼r. Azlini gerektiren bir muhalefetle إeriat'a aykؤ±rؤ± gittiؤںi zaman Halifeyi azletme yetkisine sahip olan yalnؤ±zca Mezalim Mahkemesi'dir. أ‡أ¼nkأ¼, Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyuruyor: ظٹظژط§ط£ظژظٹظ‘ظڈظ‡ظژط§ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹظ†ظژ ط¢ظ…ظژظ†ظڈظˆط§ ط£ظژط·ظگظٹط¹ظڈظˆط§ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظژ ظˆظژط£ظژط·ظگظٹط¹ظڈظˆط§ ط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظژ ظˆظژط£ظڈظˆظ’ظ„ظگظٹ ط§ظ„ط¢ظ…ظ’ط±ظگ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ظپظژط¥ظگظ†ظ’ طھظژظ†ظژط§ط²ظژط¹ظ’طھظڈظ…ظ’ ظپظگظٹ ط´ظژظٹظ’ط،ظچ ظپظژط±ظڈط¯ظ‘ظڈظˆظ‡ظڈ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ظˆظژط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظگ ط¥ظگظ†ظ’ ظƒظڈظ†طھظڈظ…ظ’ طھظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ظˆظژط§ظ„ظ’ظٹظژظˆظ’ظ…ظگ ط§ظ„ط¢ط®ظگط±ظگ"Ey iman edenler! Allah'a itaat eden, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Eؤںer bir إںeyde أ§ekiإںirseniz, onu Allah'a ve Peygamberine dأ¶ndأ¼rأ¼n. Allah'a ve Ahiret Gأ¼nأ¼'ne inanؤ±yorsanؤ±z."[8] Yani o إںeyi Allah'ؤ±n ve Rasulأ¼n hأ¼kmأ¼ne dأ¶ndأ¼rأ¼n demektir. Allah'ؤ±n ve Peygamber'in hأ¼kmأ¼nأ¼ temsil eden ise Mezalim Mahkemesi'dir. Oysa Cumhurbaإںkanؤ±nؤ± azletme yetkisine sahip olan halktؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼ halk hakimiyetin ve icranؤ±n tek sahibidir.
Halife, belirli bir mأ¼ddetle sؤ±nؤ±rlؤ± deؤںil, bilأ¢kis ؤ°slأ¢m'ؤ± tatbik etmekle sؤ±nؤ±rlؤ±dؤ±r. Eؤںer ؤ°slأ¢m'ؤ± tatbik etmezse, nabedilmesinden bir ay sonra bile olsa azlolunur. Oysa Cumhurbaإںkanؤ± muayyen bir mأ¼ddetle baؤںlؤ±dؤ±r. أœstelik parlamenter sistemde Cumhurbaإںkanؤ±yla birlikte Baإںbakan vardؤ±r. Cumhurbaإںkanؤ± da yأ¶netmeyen bir semboldأ¼r ve onun yanؤ±nda yأ¶netici olan Baإںbakandؤ±r. Halbuki Halife tek yأ¶neticidir. Yأ¶netim iإںlerini yأ¼rأ¼ten ve uygulayan bizzat kendisidir. Halifeyle beraber kendisinden baإںka yأ¶neten bakanlar yoktur.
Baإںkanlؤ±k Sistemine gelince; Cumhurbaإںkanؤ± yأ¶netimi yأ¼rأ¼ten kendisi de olsa, yanؤ±nda yأ¶netme yetkisine sahip olan bakanlar vardؤ±r. Cumhurbaإںkanؤ± da onlarؤ±n baإںkanؤ±dؤ±r ve hأ¼kأ¼met baإںkanؤ± makamؤ±ndadؤ±r. Bu ise Hilأ¢fet Nizamؤ±na aykؤ±rؤ±dؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼ Halife, yأ¶netimi bizzat yأ¼rأ¼ten ve yanؤ±nda ona yardؤ±m eden muavinleri bulunan kimsedir. Bu muavinlerin cumhuriyetأ§i demokratik rejimde bakanlarؤ±n sahip olduؤںu yetkileri yoktur. Halife onlara baإںkanlؤ±kta bulunduؤںu zaman devletin baإںkanؤ± sؤ±fatؤ±yla seأ§ip idare eder, yأ¼rأ¼tme kurulunun baإںkanؤ± sؤ±fatؤ±yla deؤںil.
Bunun iأ§indir ki, Hilأ¢fet Nizamؤ±yla Cumhuriyet Rejimi arasؤ±nda bأ¼yأ¼k fark vardؤ±r. Bundan dolayؤ± da ؤ°slأ¢m Devleti'ne de "ؤ°slأ¢m Cumhuriyeti" demek asla caiz olmadؤ±ؤںؤ± gibi, "ؤ°slأ¢m'da yأ¶netim dأ¼zeni cumhuriyet nizamؤ±dؤ±r" demek veyahut ؤ°slأ¢m'la Cumhuriyet Rejimi arasؤ±nda tam bir karإںؤ±tlؤ±k bulunmasؤ±na raؤںmen; "ؤ°slأ¢m, cumhuriyetأ§i bir dأ¼zendir" demek asla caiz olmaz.
Hilأ¢fet Devleti'nin Tek Oluإںu
ؤ°slأ¢m'da yأ¶netim nizamؤ± olan Hilأ¢fet Nizamؤ± tek bir devletin vahdet/أ¼niter nizamؤ±dؤ±r; federal bir dأ¼zen deؤںildir.
Tek bir ؤ°slأ¢m Devleti dؤ±إںؤ±nda, dأ¼nyada bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlar iأ§in baإںka devletlerin bulunmasؤ± caiz deؤںildir. Kendilerine Allah'ؤ±n Kitabؤ± ve Peygamber'in Sأ¼nneti'ni yani ؤ°slأ¢m إeriatؤ±'nؤ± uygulayan bir tek Halife dؤ±إںؤ±nda halifelerin bulunmasؤ± da caiz olmaz. أ‡أ¼nkأ¼, إںer'أ® delil bأ¶yle gelmiإں ve bunun dؤ±إںؤ±ndakini de haram kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Abdullah b. Amr b. el-As (r.a)'den rivayet edildiؤںine gأ¶re Rasulullah (s.a.v) إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظˆظژظ…ظژظ†ظ’ ط¨ظژط§ظٹظژط¹ظژ ط¥ظگظ…ظژط§ظ…ظ‹ط§ ظپظژط£ظژط¹ظ’ط·ظژط§ظ‡ظڈ طµظژظپظ’ظ‚ظژط©ظژ ظٹظژط¯ظگظ‡ظگ ظˆظژط«ظژظ…ظژط±ظژط©ظژ ظ‚ظژظ„ظ’ط¨ظگظ‡ظگ ظپظژظ„ظ’ظٹظڈط·ظگط¹ظ’ظ‡ظڈ ط¥ظگظ†ظگ ط§ط³ظ’طھظژط·ظژط§ط¹ظژ ظپظژط¥ظگظ†ظ’ ط¬ظژط§ط،ظژ ط¢ط®ظژط±ظڈ ظٹظڈظ†ظژط§ط²ظگط¹ظڈظ‡ظڈ ظپظژط§ط¶ظ’ط±ظگط¨ظڈظˆط§ ط¹ظڈظ†ظڈظ‚ظژ ط§ظ„ط¢ط®ظژط±ظگ"Kim bir imama biat eder. elinin ayasؤ±nؤ± ve kalbinin semeresini ona verirse -ona gأ¶nأ¼l hoإںluؤںuyla biat ederse- ona itaat etsin. Onunla أ§atؤ±إںan bir baإںkasؤ± gelirse, sonrakinin buynunu vurun."[9] Ebu Sأ¢id el-Hudrأ®'den Rasulullah'ؤ±n إںأ¶ye buyurduؤںu rivayet edilmiإںtir: ط¥ظگط°ظژط§ ط¨ظڈظˆظٹظگط¹ظژ ظ„ظگط®ظژظ„ظگظٹظپظژطھظژظٹظ’ظ†ظگ ظپظژط§ظ‚ظ’طھظڈظ„ظڈظˆط§ ط§ظ„ط¢ط®ظژط±ظژ ظ…ظگظ†ظ’ظ‡ظڈظ…ظژط§"ؤ°ki halifeye biat edildiؤںi zaman, onlardan sonrakini أ¶ldأ¼rأ¼n."[10] Yine Arfece'den rivayet edilmiإںtir ki: ظ…ظژظ†ظ’ ط£ظژطھظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ظˆظژط£ظژظ…ظ’ط±ظڈظƒظڈظ…ظ’ ط¬ظژظ…ظگظٹط¹ظŒ ط¹ظژظ„ظژظ‰ ط±ظژط¬ظڈظ„ظچ ظˆظژط§طظگط¯ظچ ظٹظڈط±ظگظٹط¯ظڈ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژط´ظڈظ‚ظ‘ظژ ط¹ظژطµظژط§ظƒظڈظ…ظ’ ط£ظژظˆظ’ ظٹظڈظپظژط±ظ‘ظگظ‚ظژ ط¬ظژظ…ظژط§ط¹ظژطھظژظƒظڈظ…ظ’ ظپظژط§ظ‚ظ’طھظڈظ„ظڈظˆظ‡ظڈ"Size kim gelir de toplanmؤ±إں saflarؤ±nؤ±zؤ± daؤںؤ±tmayؤ± ve cemaatؤ±nؤ±zؤ± ayؤ±rmayؤ± isteyerek emrederse onu أ¶ldأ¼rأ¼n."[11]
Bu hadisler, mأ¼sأ¼manlar iأ§in tek bir Halife'den baإںkasؤ±nؤ±n bulunmasؤ±nؤ±n caiz olmadؤ±ؤںؤ±nؤ± gأ¶stermek bakؤ±mؤ±ndan gayet aأ§ؤ±ktؤ±rlar. Eؤںer onunla أ§ekiإںen bir baإںka إںahؤ±s gelirse ikincisi أ¶ldأ¼rأ¼lأ¼r, yahut ikincisine biat edilecek olursa Halife birincisidir, ikincisi vazgeأ§mediؤںi takdirde أ¶ldأ¼rأ¼lأ¼r. Eؤںer biri devleti bأ¶lmek veya kendisini hilأ¢fet makamؤ±na getirmek iأ§in Halife'yle أ§arpؤ±إںmaya kalkؤ±إںؤ±rsa, أ¶ldأ¼rأ¼lmesi vacibtir. Bu hadisler mأ¼slأ¼manlarؤ±n birden fazla devletlerinin bulunmasؤ±nؤ±n caiz olmadؤ±ؤںؤ±, ؤ°slأ¢m Devleti'nin federasyonlardan oluإںan birleإںik bir devlet olmayؤ±p tek bir devlet olduؤںu hakkؤ±nda aأ§ؤ±k delildir.
ؤ°slأ¢m'da Yأ¶netim Kaideleri
ؤ°slأ¢m'da yأ¶netim nizamؤ± dأ¶rt kaide أ¼zerine kurulmuإںtur:
1- Hakimiyet أœmmetin Deؤںil, إeriatؤ±n'dؤ±r.
Mأ¼slأ¼manؤ±n ve أ¼mmetin iradesini yأ¶nelten, mأ¼slأ¼manؤ±n ve أ¼mmetin bizzat kendisi deؤںildir. Aksine mأ¼slأ¼man ferdin ve mأ¼slأ¼man أ¼mmetin iradesi yalnؤ±zca Allah'ؤ±n emirlerine ve yasaklarؤ±na gأ¶re yأ¶netilmektedir. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyuruyor:
ظپظژظ„ط§ ظˆظژط±ظژط¨ظ‘ظگظƒظژ ظ„ط§ ظٹظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظڈظˆظ†ظژ طظژطھظ‘ظژظ‰ ظٹظڈطظژظƒظ‘ظگظ…ظڈظˆظƒظژ ظپظگظٹظ…ظژط§ ط´ظژط¬ظژط±ظژ ط¨ظژظٹظ’ظ†ظژظ‡ظڈظ…ظ’ "Hayؤ±r, -أ¶yle deؤںil- Rabbine and olsun ki, onlar aralarؤ±nda ihtilafa dأ¼إںtأ¼kleri إںeyde seni hakem kؤ±lmadؤ±kأ§a iman etmiإں olmazlar."[12]
ظˆظژظ…ظژط§ ظƒظژط§ظ†ظژ ظ„ظگظ…ظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظچ ظˆظژظ„ط§ ظ…ظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظژط©ظچ ط¥ظگط°ظژط§ ظ‚ظژط¶ظژظ‰ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظˆظژط±ظژط³ظڈظˆظ„ظڈظ‡ظڈ ط£ظژظ…ظ’ط±ظ‹ط§ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژظƒظڈظˆظ†ظژ ظ„ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط§ظ„ظ’ط®ظگظٹظژط±ظژط©ظڈ ظ…ظگظ†ظ’ ط£ظژظ…ظ’ط±ظگظ‡ظگظ…ظ’"Allah ve Rasulأ¼ bir hususta hأ¼kmettiؤںi zaman, hiأ§bir erkek ve kadؤ±na, iإںlerinde kendi isteklerini yapmak (serbestlik) yoktur."[13]
ظٹظژط§ط£ظژظٹظ‘ظڈظ‡ظژط§ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹظ†ظژ ط¢ظ…ظژظ†ظڈظˆط§ ط£ظژط·ظگظٹط¹ظڈظˆط§ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظژ ظˆظژط£ظژط·ظگظٹط¹ظڈظˆط§ ط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظژ ظˆظژط£ظڈظˆظ’ظ„ظگظٹ ط§ظ„ط¢ظ…ظ’ط±ظگ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ظپظژط¥ظگظ†ظ’ طھظژظ†ظژط§ط²ظژط¹ظ’طھظڈظ…ظ’ ظپظگظٹ ط´ظژظٹظ’ط،ظچ ظپظژط±ظڈط¯ظ‘ظڈظˆظ‡ظڈ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ظˆظژط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظگ ط¥ظگظ†ظ’ ظƒظڈظ†طھظڈظ…ظ’ طھظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ظˆظژط§ظ„ظ’ظٹظژظˆظ’ظ…ظگ ط§ظ„ط¢ط®ظگط±ظگ"Ey iman edenler! Allah'a itaat eden, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Eؤںer bir إںeyde أ§ekiإںirseniz, Allah'a ve Ahiret Gأ¼nأ¼'ne inanؤ±yorsanؤ±z, o إںeyi Allah'a ve Rasulأ¼'ne gأ¶tأ¼rأ¼n."[14]
Rasulullah (s.a.v) de hadisinde إںأ¶yle buyurdu: ظ„ط§ ظٹط¤ظ…ظ† ط£طط¯ظƒظ… ططھظ‰ ظٹظƒظˆظ† ظ‡ظˆط§ظ‡ طھط¨ط¹ط§ ظ„ظ…ط§ ط¬ط¦طھ ط¨ظ‡"Sizden biriniz, dأ¼إںأ¼nce ve istekleri benim getirdiؤںime tأ¢bi olmadؤ±kأ§a asla iman etmiإں olmaz."
ؤ°إںte bu deliller, hakimiyetin ancak إeriat'a ait olduؤںu, أ¼mmete ait olmadؤ±ؤںؤ± hakkؤ±nda aأ§ؤ±ktؤ±rlar.
2- Sulta/Otorite أœmmetindir.
Sultanؤ±n/otoritenin yani yأ¶netmenin أ¼mmet tarafؤ±ndan biatla nasbedilmesi iأ§in إeriat koyucunun tayin ettiؤںi yolla أ¼mmete ait olduؤںu aأ§ؤ±ktؤ±r. Halife'nin bu beyatla sultayؤ± almؤ±إں olmasؤ± ve أ¼mmet adؤ±na yأ¶netmesi, sultanؤ±n/otoritenin أ¼mmete ait olup onu dilediؤںine vermesine dair aأ§ؤ±k bir delildir. أœmmetin emiri emirliؤںe getirmesi, onu nasb etmesi ve ona itaat etmesini aأ§ؤ±klayan aأ§ؤ±k hadisler gelmiإںtir. Abdullah b. أ–mer'den Nebأ® (s.a.v)'in إںأ¶yle buyurduؤںu rivayet olunmuإںtur: ظˆظژظ„ط§ ظٹظژطظگظ„ظ‘ظڈ ظ„ظگط«ظژظ„ط§ط«ظژط©ظگ ظ†ظژظپظژط±ظچ ظٹظژظƒظڈظˆظ†ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط£ظژط±ظ’ط¶ظگ ظپظژظ„ط§ط©ظچ ط¥ظگظ„ط§ ط£ظژظ…ظ‘ظژط±ظڈظˆط§ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظ‡ظگظ…ظ’ ط£ظژطظژط¯ظژظ‡ظڈظ…ظ’"Aralarؤ±ndan birisini kendilerine emir seأ§meden, أ¼أ§ kiإںiye yeryأ¼zأ¼ne sefere أ§ؤ±kؤ±yor olmalarؤ± helأ¢l deؤںildir."[15] Bu hadis emirliؤںe getirmenin أ¼mmete ait olduؤںunun aأ§ؤ±k bir delilidir. Biatؤ±n أ¼mmete ait olduؤںunu aأ§ؤ±klayan beyat hadisleri yukarؤ±da geأ§miإںti.
3- Yأ¶netimde Kendileri Adؤ±na Bir Tek Halife Seأ§meleri, Mأ¼slأ¼manlarؤ±n Hepsine Farzdؤ±r.
Halife nasb edilmesi ve bir tane olmasؤ±nؤ±n farz oluإںu hakkؤ±ndaki hadisler yukarؤ±da geأ§miإںti. Aynؤ± zamanda, sahabenin icmaؤ± da buna delأ¢let etmektedir.
4- Devlette Tatbik Edilen Hأ¼kأ¼mleri Benimseme Hakkؤ± Yalnؤ±zca Halifenindir. Anayasa ve Diؤںer Kanunlarؤ± Koyan da O dur.
Yalnؤ±zca Halif'nin hأ¼kأ¼mler benimseme hakkؤ±na sahip olduؤںu sahabenin icmaؤ± ile sabittir. Bu icmaadan إںu meإںhur kaideler أ§ؤ±kartؤ±lmؤ±إںtؤ±r: ط£ظ…ط± ط§ظ„ط¥ظ…ط§ظ… ظٹط±ظپط¹ ط§ظ„ط®ظ„ط§ظپ"ؤ°mamؤ±n emri, ihtilaflarؤ± kaldؤ±rؤ±r." ط£ظ…ط± ط§ظ„ط³ظ„ط·ط§ظ† ظ†ط§ظپط°"Sultanؤ±n emri uygulanؤ±r." ظ„ظ„ط³ظ„ط·ط§ظ† ط§ظ† ظٹطط¯ط« ظ…ظ† ط§ظ„ط£ظ‚ط¶ظٹط© ط¨ظ‚ط¯ط± ظ…ط§ ظٹطط¯ط« ظ…ظ† ظ…ط´ظƒظ„ط§طھ"Problemlerden ortaya أ§ؤ±kanlar miktarؤ±nca, hأ¼kأ¼mler ortaya koymak, sultanؤ±n hakkؤ±dؤ±r."
ؤ°slأ¢m Devleti'nin Teإںkilatؤ±
Devlet teإںkilatؤ± aإںaؤںؤ±daki rأ¼kأ¼nler أ¼zerine kuruludur:
1. Halife,
2. Tefviz Muavini,
3. Tenfiz Muavini,
4. Cihad Emiri,
5. Valiler,
6. Kadؤ±lar,
7. Devlet ؤ°إںleriyle ؤ°lgili ؤ°darأ® Teإںkilat,
8. أœmmet Meclisi,
9. Ordu.
Devletin bu rأ¼kأ¼nleri Rasulullah (s.a.v)'in fiilinden alؤ±nmؤ±إںtؤ±r. Devlet teإںkilatؤ±nؤ± o kurmuإںtu, devlet baإںkanؤ± da o idi. Mأ¼slأ¼manlara Halife nasb etmelerini emretti. Ebu Bekir ve أ–mer'i kendisi iأ§in muavin/yardؤ±mcؤ± tayin etti. Tirmأ®zأ®'nin rivayet ettiؤںi hadiste إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظˆظژط²ظگظٹط±ظژط§ظٹظژ ظ…ظگظ†ظ’ ط£ظژظ‡ظ’ظ„ظگ ط§ظ„ط¢ط±ظ’ط¶ظگ ظپظژط£ظژط¨ظڈظˆ ط¨ظژظƒظ’ط±ظچ ظˆظژط¹ظڈظ…ظژط±ظڈ"Benim yeryأ¼zأ¼ndeki iki vezirim Ebu Bekir ve أ–mer'dir."[16] Vezir, lأ¼gatta muavindir. Batؤ± demokrasisi istؤ±lahlarؤ±ndaki vezir/bakan deؤںildir. Aynؤ± zamanda Rasulullah (s.a.v) cihad ve harb emirleri, vilayetlere de valiler tayin etti. Muaz'ؤ± Yemen'e, Utabe b. Useyyid'i de fetihten sonra Mekke'ye vali tayin etti. Yine insanlar arasؤ±nda hأ¼kmetmeleri iأ§in kadؤ±lar tayin etti. Ali b. Ebأ® Talib'i Yemen'e kadؤ± tayin etti, Raإںid b. Abdullah'ؤ± da yargؤ± ve mezalim emiri olarak gأ¶nderdi. ؤ°darأ® teإںkilata gelince, iإںlerin idaresi iأ§in kأ¢tibler tayin etmiإںti, onlar dairelerin idarecisi makamؤ±ndaydؤ±. Muaykؤ±yb b. Ebأ® Fatؤ±ma'yؤ± ganimetler kأ¢tibi, Huzeyfe b. el-Yeman'ؤ± da Hicaz gelirleri muhafؤ±zlؤ±ؤںؤ±na kأ¢tib tayin etti. أœmmet Meclisi'ne gelince; Rasulullah'ؤ±n daimأ® muayyen bir meclisi yoktu. Fakat dilediؤںi zaman mأ¼slأ¼manlarla istiإںare ediyordu. Uhud Gأ¼nأ¼'nde mأ¼slأ¼manlarؤ± toplamؤ±إں, onlarla istiإںare etmiإںti. Bundan baإںka da onlarؤ± toplayؤ±p istiإںare etmiإںti. Bazen de belirli إںahؤ±slarؤ± davet ediyor ve daimأ® bir إںekilde onlara danؤ±إںؤ±yordu. Bunlar toplumun ileri gelenleriydi. Onlar arasؤ±nda, Hamza, Ebu Bekir, أ–mer, Ca'fer, Ali, Ebu Zer, Mikdad, Sa'd b. Ubade ve Sa'd b. Muaz (r.anhum) bulunuyordu ve onlar, Peygamber'in kendilerine danؤ±إںtؤ±ؤںؤ± bir meclis durumundaydؤ±. Aynؤ± zamanda Peygamber ordu kurmuإںtu ve bu ordunun fiilأ® kumandanؤ±ydؤ±. Yine bazؤ± gazvelerde de kumandanlar tayin etmiإںti.
Siyasأ® Partiler
Mأ¼slأ¼manlarؤ±n; yأ¶neticileri denetlemek, أ¼mmet vasؤ±tasؤ±yla yأ¶netime ulaإںmak iأ§in; ؤ°slأ¢m Akidesine dayalؤ±, benimsedikleri hأ¼kأ¼m ve أ§أ¶zأ¼mlerin إںer'أ® hأ¼kأ¼m ve أ§أ¶zأ¼mler olmasؤ± إںartؤ±yla إںer'an siyasأ® partiler kurma haklarؤ± vardؤ±r. Parti kurmak iأ§in izin verilmesine ihtiyaأ§ yoktur.
ظˆظژظ„ظ’طھظژظƒظڈظ†ظ’ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’ ط£ظڈظ…ظ‘ظژط©ظŒ ظٹظژط¯ظ’ط¹ظڈظˆظ†ظژ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ’ط®ظژظٹظ’ط±ظگ ظˆظژظٹظژط£ظ’ظ…ظڈط±ظڈظˆظ†ظژ ط¨ظگط§ظ„ظ’ظ…ظژط¹ظ’ط±ظڈظˆظپظگ ظˆظژظٹظژظ†ظ’ظ‡ظژظˆظ’ظ†ظژ ط¹ظژظ†ظ’ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈظ†ظ’ظƒظژط±ظگ ظˆظژط£ظڈظˆظ’ظ„ظژط¦ظگظƒظژ ظ‡ظڈظ…ظ’ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈظپظ’ظ„ظگطظڈظˆظ†ظژ"Sizden hayra davet eden, marufu emreden, mأ¼nkerden sakؤ±ndؤ±ran bir أ¼mmet (topluluk) bulunsun. ؤ°إںte onlar felaha/kurtuluإںa ulaإںanlarؤ±n ta kendileridir."[17] Bu ayete gأ¶re birden fazla partinin bulunmasؤ± caizdir.
Yأ¶neticilerin Muhasebesi
Yأ¼ce Allah yأ¶neticilere itaatؤ± farz kؤ±lmؤ±إں ve onlarؤ±n amelleri ve tasarruflarؤ±nؤ± denetlemeyi de farz kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Mأ¼slأ¼manlara; yأ¶neticileri denetlemeyi ve tebaanؤ±n hukukunu أ§iؤںnedikleri; tebaayla ilgili vazifelerinde kusur gأ¶sterdikleri; tebaanؤ±n iإںlerinden birini ihmal ettikleri; ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerinden birine muhalefet ettikleri veya Allah'ؤ±n indirdiklerinden baإںkasؤ±yla yأ¶nettikleri zaman onlarؤ± deؤںiإںtirmeyi kesin bir emirle emretmiإںtir. Rasulullah (s.a.v) إںأ¶yle buyurmuإںtur: ط£ظژظپظ’ط¶ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ’ط¬ظگظ‡ظژط§ط¯ظگ ظƒظژظ„ظگظ…ظژط©ظڈ طظژظ‚ظ‘ظچ ط¹ظگظ†ظ’ط¯ظژ ط³ظڈظ„ظ’ط·ظژط§ظ†ظچ ط¬ظژط§ط¦ظگط±ظچ"Cihadؤ±n en أ¼stأ¼nأ¼, zalim bir sultana hak sأ¶zأ¼ sأ¶ylemektir."[18]
ط³ظٹط¯ ط§ظ„ط´ظ‡ط¯ط§ط، طظ…ط²ط© ظˆط±ط¬ظ„ ظ‚ط§ظ… ط¥ظ„ظ‰ ط¥ظ…ط§ظ… ط¬ط§ط¦ط± ظپظ†طµطظ‡ ظپظ‚طھظ„ظ‡"إehidlerin efendisi Hamza (r.a) ve zalim bir yأ¶neticiye nasihat eden ve bundan dolayؤ± أ¶ldأ¼rأ¼len kimsedir."
Allah'a ؤ°syanla Emretmedikأ§e
ؤ°slأ¢m'la Yأ¶neten Yأ¶neticiye ؤ°taat Farzdؤ±r
Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle yأ¶neten bir yأ¶neticiye, ma'siyetle/Allah'a isyanla emretmedikأ§e ve yأ¶netiminde aأ§ؤ±k kأ¼frأ¼ aأ§ؤ±ؤںa أ§ؤ±kmadؤ±kأ§a, itaat etmek mأ¼slأ¼manlara farzdؤ±r. Allahu Teأ¢lأ¢ إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظٹظژط§ط£ظژظٹظ‘ظڈظ‡ظژط§ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹظ†ظژ ط¢ظ…ظژظ†ظڈظˆط§ ط£ظژط·ظگظٹط¹ظڈظˆط§ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظژ ظˆظژط£ظژط·ظگظٹط¹ظڈظˆط§ ط§ظ„ط±ظ‘ظژط³ظڈظˆظ„ظژ ظˆظژط£ظڈظˆظ’ظ„ظگظٹ ط§ظ„ط¢ظ…ظ’ط±ظگ ظ…ظگظ†ظ’ظƒظڈظ…ظ’"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin ve Peygambere itaat edin, sizden olan emir sahiplerine de."[19] Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle yأ¶neten mأ¼slأ¼man bir yأ¶neticiye, ma'siyetle emretmesi hali mأ¼stesna, mutlak itaat gerekir. Emrettiؤںi ma'siyette ona itaat caiz olmaz. Rasulullah (s.a.v) إںأ¶yle buyurmuإںtur: ط§ظ„ط³ظ‘ظژظ…ظ’ط¹ظڈ ظˆظژط§ظ„ط·ظ‘ظژط§ط¹ظژط©ظڈ ط¹ظژظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ’ظ…ظژط±ظ’ط،ظگ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈط³ظ’ظ„ظگظ…ظگ ظپظگظٹظ…ظژط§ ط£ظژطظژط¨ظ‘ظژ ظˆظژظƒظژط±ظگظ‡ظژ ظ…ظژط§ ظ„ظژظ…ظ’ ظٹظڈط¤ظ’ظ…ظژط±ظ’ ط¨ظگظ…ظژط¹ظ’طµظگظٹظژط©ظچ ظپظژط¥ظگط°ظژط§ ط£ظڈظ…ظگط±ظژ ط¨ظگظ…ظژط¹ظ’طµظگظٹظژط©ظچ ظپظژظ„ط§ ط³ظژظ…ظ’ط¹ظژ ظˆظژظ„ط§ ط·ظژط§ط¹ظژط©ظژ"Ma'siyetle emrolunmadؤ±kأ§a, mأ¼slأ¼man kimseye, hoإںuna giden ve gitmeyen إںeyde dinlemek ve itaat etmek gerekir. Ma'siyetle emrolunduؤںu zaman ne dinleme ne de itaat vardؤ±r."[20]
Aأ§ؤ±k Kأ¼fأ¼rle Yأ¶netmesi Mأ¼stesna,
ؤ°slأ¢m'la Yأ¶neten Yأ¶neticiye
Baإں Kaldؤ±rmak Haramdؤ±r
Yأ¶netici ؤ°slأ¢m'la yأ¶nettiؤںi sأ¼rece, zulmetse bile; ؤ°slأ¢m, ona baإں kaldؤ±rmayؤ± haram kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. O, zulmأ¼nden dolayؤ± hesaba أ§ekilir. Zulmأ¼nden dolayؤ± ona karإںؤ± ayaklanmak ve savaإںmak caiz deؤںildir. Rasulullah (s.a.v) إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظ…ظژظ†ظ’ ط®ظژط±ظژط¬ظژ ظ…ظگظ†ظژ ط§ظ„ظ’ط¬ظژظ…ظژط§ط¹ظژط©ظگ ظ‚ظگظٹط¯ظژ ط´ظگط¨ظ’ط±ظچ ظپظژظ‚ظژط¯ظ’ ط®ظژظ„ظژط¹ظژ ط±ظگط¨ظ’ظ‚ظژط©ظژ ط§ظ„ط¥ط³ظ’ظ„ط§ظ…ظگ ظ…ظگظ†ظ’ ط¹ظڈظ†ظڈظ‚ظگظ‡ظگ ط¥ظگظ„ظژظ‰ ط£ظژظ†ظ’ ظٹظژط±ظ’ط¬ظگط¹ظژ"Kim cemaattan ayrؤ±lؤ±rsa, tekrar ona dأ¶nأ¼nceye kadar ؤ°slأ¢m halkasؤ±nؤ±-baؤںؤ±nؤ± boynundan أ§ؤ±karmؤ±إں olur."[21] Hadislerde, zulmetseler de, yأ¶neticilere karإںؤ± savaإںmaya aأ§ؤ±k nehiy vardؤ±r. Ancak, kat'أ® delille kأ¼fأ¼r olduؤںuna إںأ¼phe bulunmayan aأ§ؤ±k kأ¼fأ¼rle yأ¶nettikleri bir tek hal mأ¼stesna. Peygamber (s.a.v) إںأ¶yle buyurmuإںtur: ط³ظژطھظژظƒظڈظˆظ†ظڈ ط£ظڈظ…ظژط±ظژط§ط،ظڈ ظپظژطھظژط¹ظ’ط±ظگظپظڈظˆظ†ظژ ظˆظژطھظڈظ†ظ’ظƒظگط±ظڈظˆظ†ظژ ظپظژظ…ظژظ†ظ’ ط¹ظژط±ظژظپظژ ط¨ظژط±ظگط¦ظژ ظˆظژظ…ظژظ†ظ’ ط£ظژظ†ظ’ظƒظژط±ظژ ط³ظژظ„ظگظ…ظژ ظˆظژظ„ظژظƒظگظ†ظ’ ظ…ظژظ†ظ’ ط±ظژط¶ظگظٹظژ ظˆظژطھظژط§ط¨ظژط¹ظژ ظ‚ظژط§ظ„ظڈظˆط§ ط£ظژظپظژظ„ط§ ظ†ظڈظ‚ظژط§طھظگظ„ظڈظ‡ظڈظ…ظ’ ظ‚ظژط§ظ„ظژ ظ„ط§ ظ…ظژط§ طµظژظ„ظ‘ظژظˆظ’ط§"(ؤ°yi-kأ¶tأ¼) pek أ§ok emir gelecektir. Onlarؤ± tanؤ±rsؤ±nؤ±z ve red edersiniz. Kim tanؤ±rsa berأ® olur, kim de inkأ¢r ederse salim olur. Fakat kim razؤ± olur da tabi olursa ..." "Onlarla savaإںmayalؤ±m mؤ±?" diye sordular. "Namazؤ± kؤ±ldؤ±klarؤ± mأ¼ddetأ§e, hayؤ±r."[22] diye cevap verdi.
Burada namaz, "ؤ°slأ¢m ile yأ¶netmeye" kinayedir. Mأ¼slim'in rivayet ettiؤںi Avf b. Malik'in hadisinde ise إںأ¶yle geأ§mektedir: ظ‚ظگظٹظ„ظژ ظٹظژط§ ط±ظژط³ظڈظˆظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ط£ظژظپظژظ„ط§ ظ†ظڈظ†ظژط§ط¨ظگط°ظڈظ‡ظڈظ…ظ’ ط¨ظگط§ظ„ط³ظ‘ظژظٹظ’ظپظگ ظپظژظ‚ظژط§ظ„ظژ ظ„ط§ ظ…ظژط§ ط£ظژظ‚ظژط§ظ…ظڈظˆط§ ظپظگظٹظƒظڈظ…ظڈ ط§ظ„طµظ‘ظژظ„ط§ط©ظژ "Ey Allah'ؤ±n Rasulأ¼, onlarؤ± kؤ±lؤ±أ§tan geأ§irmeyelim mi?" diye soruldu: "Aranؤ±zda namazؤ± ikأ¢me ettikleri sأ¼rece, hayؤ±r."[23] buyurdu. Ubade b. es-Samet'in hadisinde إںأ¶yle geأ§mektedir: "Elinizde-yanؤ±nؤ±zda, Allah'tan kesin bir delilin bulunduؤںu, apaأ§ؤ±k bir kأ¼fأ¼r gأ¶rmeniz mأ¼stesna; emir sahipleriyle أ§ekiإںmeyeceؤںimize ... (biat ettik.)"
[1] Maide: 49
[2] Maide: 48
[3] Ahmed b. Hanbel, Mأ¼kessirin, 7619
[4] Buhari, Ehadis Enbiya, 3196
[5] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3444
[6] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3441
[7] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3444
[8] Nisa: 59
[9] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3431
[10] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3444
[11] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3443
[12] Nisa: 65
[13] Ahzab: 36
[14] Nisa: 59
[15] Ahmed b. Hanbel, Sahabe, 6360
[16] Tirmizi, Mأ¼nakؤ±b, 3613
[17] Ali ؤ°mran: 104
[18] Ahmed b. Hanbel, Mأ¼kessirin, 10716
[19] Nisa: 59
[20] Buhari, Ahkam, 6611
[21] Ahmed b. Hanbel, إamiyyin, 17132
[22] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3445
[23] Mأ¼slim, ؤ°mara, 3447
11- ؤ°SLأ‚M'DA EKONOMؤ°K Nؤ°ZAMLA ؤ°LGؤ°Lؤ° HأœKأœMLER:
Hizb, ؤ°slأ¢m'da Ekonomi Nizamؤ± kitabؤ±nda uzun bir mukaddime koymuإںtur. Bu أ¶nsأ¼zأ¼, kapitalist ekonomi dأ¼zeninin tutarsؤ±zlؤ±ؤںؤ±na, komأ¼nist ve sosyalist ekonomi dأ¼zenlerine ayؤ±rmؤ±إں ve bu ekonomi dأ¼zenlerin hepsinin bozukluؤںunu aأ§ؤ±kladؤ±ؤںؤ± gibi, bunlarؤ±n ؤ°slأ¢m ekonomi nizamؤ±nؤ±n fikirleri ve hأ¼kأ¼mleriyle أ§eliإںtiklerini de aأ§ؤ±klamؤ±إںtؤ±r.
ؤ°slأ¢m'da ekonomi nizamؤ± hakkؤ±nda fikir ve hأ¼kأ¼mlerinin bir kؤ±smؤ± إںunlardؤ±r:
ؤ°slأ¢m'da Ekonomi Siyaseti
ؤ°slأ¢m'da iktisat/ekonomi siyaseti; her ferdin temel ihtiyaأ§larؤ±nؤ± tam bir doyumla tatminini gerأ§ekleإںtirmeyi garanti etmek ve kendine has bir yaإںayؤ±إں tarzؤ±na sahip, muayyen bir ؤ°slأ¢m toplumunda yaإںamasؤ± itibariyle, gأ¼cأ¼ yettiؤںi kadarؤ±yla ikinci derecedeki ihtiyaأ§larؤ±nؤ±n tatminine imkأ¢n saؤںlamaktadؤ±r.
Bundan dolayؤ±, إںer'أ® hأ¼kأ¼mler, her ferdin yiyecek, mesken ve giyecek gibi temel ihtiyaأ§larؤ±nؤ±n tam olarak karإںؤ±lanmasؤ±nؤ± garantilemiإںtir. Bunun iأ§in, أ§alؤ±إںma gأ¼cأ¼ne sahip olan kimseye temel ihtiyaأ§larؤ±nؤ± bizzat kendisi tam olarak karإںؤ±layؤ±ncaya kadar أ§alؤ±إںmayؤ±; أ¼zerine nafakalarؤ±nؤ± karإںؤ±lamasؤ± vacib olan kimseye de أ§alؤ±إںmayؤ±; eؤںer أ§alؤ±إںma gأ¼cأ¼ne sahip deؤںilse evlأ¢dؤ±na, varislerine; veya nafakasؤ±nؤ± karإںؤ±lamasؤ± gereken kimsesi bulunmuyor ise, Beytأ¼lmala (Devlet hazinesine) farz kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Bأ¶ylece ؤ°slأ¢m bizzat her ferdin, insanؤ±n mutlaka doyurulmasؤ±/karإںؤ±lanmasؤ± gereken ihtiyaأ§larؤ±nؤ± tatmin etmeyi gأ¼vence altؤ±na almؤ±إںtؤ±r.
ؤ°slأ¢m Nazarؤ±nda ؤ°ktisadأ®/Ekonomik Problem
Tebaanؤ±n bأ¼tأ¼n fertlerine mallarؤ±n ve faydalarؤ±n/ hizmetlerin daؤںؤ±tؤ±mؤ±dؤ±r. Baإںka bir deyiإںle, iktisadأ® problem; servetin daؤںؤ±tؤ±mؤ±, bأ¶lأ¼إںأ¼mأ¼dأ¼r, أ¼retimi deؤںil...
Mal Mأ¼lkiyetinin Aslؤ±
Esasen, mal yalnؤ±zca Allah'ؤ±n mأ¼lkأ¼dأ¼r ve Allah bunda insanoؤںlunu halef/vekil seأ§miإںtir. ؤ°nsanoؤںullarؤ±nؤ±n halife seأ§ilmeleri sebebiyle, mأ¼lkiyet hakkؤ± doؤںmuإںtur. Ferdin mal sahibi olmasؤ±na izin veren Allah'tؤ±r. Allah'ؤ±n bu أ¶zel izninden dolayؤ±, malؤ±n bilfiil mأ¼lkiyeti ferde ait olmuإںtur. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظˆظژط¢طھظڈظˆظ‡ظڈظ…ظ’ ظ…ظگظ†ظ’ ظ…ظژط§ظ„ظگ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹ ط¢طھظژط§ظƒظڈظ…ظ’"Onlara, size verdiؤںi, Allah'ؤ±n malؤ±ndan verin."[1] Burada Yأ¼ce Allah malؤ± kendisine nisbet etti.
ظˆظژط£ظژظ†ظ’ظپظگظ‚ظڈظˆط§ ظ…ظگظ…ظ‘ظژط§ ط¬ظژط¹ظژظ„ظژظƒظڈظ…ظ’ ظ…ظڈط³ظ’طھظژط®ظ’ظ„ظژظپظگظٹظ†ظژ ظپظگظٹظ‡ظگ "Sizi halefleri olarak seأ§tiؤںi إںeylerden infak edin."[2] Bأ¶ylece insanlar, malda Allah adؤ±na halifeler kؤ±lؤ±nmؤ±إںlardؤ±r. Onlarؤ± halifeler kؤ±lan da O'dur.
MأœLKؤ°YET أ‡Eإؤ°TLERؤ°
Mأ¼lkiyet أ¼أ§ tأ¼rdأ¼r: Ferdأ® Mأ¼lkiyet, Kamu Mأ¼lkiyeti ve Devlet Mأ¼lkiyeti.
1- Ferdأ® Mأ¼lkiyet
إariâ€کin insana, tأ¼keterek, faydalanarak, deؤںiإںtirerek bizzat kendisinden faydalanmaya izin verdiؤںi mأ¼lkiyettir. ؤ°slأ¢m, mأ¼lk edinmeyi ferde إںer'أ® bir hak kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Ferdin, davarlar, nakitler, otomobiller, elbiseler gibi menkul; arazi, ev, fabrika gibi gayrؤ± menkulleri mأ¼lk edinme hakkؤ± vardؤ±r. إeriat malik olduؤںu إںeyde tasarruf iأ§in ferde bir yetki vermiإںtir. Ancak إeriat koyucu insanؤ±n mal edinme ve malؤ± أ§oؤںaltma sebeplerini sؤ±nؤ±rlandؤ±rdؤ±ؤںؤ± gibi, aynؤ± zamanda bu malؤ± kullanma-sarfetme keyfiyetini de sؤ±nؤ±rlandؤ±rmؤ±إںtؤ±r.
Mأ¼lk Edinme Sebebleri
إariâ€ک/إeriat sahibi, insan iأ§in mأ¼lk edinme ve mallarؤ± artؤ±rؤ±p-أ§oؤںaltma sebeplerini sؤ±nؤ±rlandؤ±rmؤ±إں, belirlemiإںtir.
Mأ¼lk edinme yollarؤ± olarak إںunlarؤ± kabul etmiإںtir: Kendi adؤ±na veya baإںkalarؤ± yanؤ±nda أ§alؤ±إںma, أ¶lأ¼ topraؤںؤ± iإںleme, avlanma, toprak altؤ±ndan -maden v.s.- أ§ؤ±karma, simsarlؤ±k (komisyonculuk), delأ¢le (danؤ±إںmanlؤ±k), mudarebe (emek-sermaye ortaklؤ±ؤںؤ±), musأ¢ka (sulamacؤ±lؤ±k).
Bunlar gibi إںu yollarؤ± da Allah mأ¼lk edinme sebepleri kabul etmiإںtir: Miras, yaإںayabilmek iأ§in mala muhtaأ§ olma, devletin tebaasؤ±na mal vermesi, أ§alؤ±إںma mukabili olmaksؤ±zؤ±n fertlerin elde ettiؤںi mallar; hibe, hediye, vasiyet, atؤ±yye (bahإںiإں), diyet, mehir, buluntu gibi.
إeriat koyucu, ziraatؤ±, ticareti, sanatؤ±, mal kazanma ve malؤ± artؤ±rma yolarؤ± olarak kabul etmiإں; bu yollarla malؤ±n أ§oؤںaltؤ±lma keyfiyetini belirlediؤںi gibi, mأ¼slأ¼manؤ±n mallarؤ±nؤ± أ§oؤںaltmak veya kazanca vesile olmak iأ§in tutulan yollardan yasaklananlarؤ± da belirtmiإںtir. Aإںaؤںؤ±daki yollarla mal kazanma ve artؤ±rmayؤ± da yasaklamؤ±إںtؤ±r :
Kapitalist Mأ¼saheme إirketleri/
Hisse Senedi Ortaklؤ±klarؤ±
ؤ°slأ¢m, mأ¼saheme إںirketlerini (hisse senedine baؤںlؤ± إںirketleri) haram kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Onlarؤ±, إںer'أ® nassla gelen sؤ±hhat ve in'ikad (kurulma) إںartlarؤ±nؤ±n tamamؤ± yerine gelmediؤںinden caiz saymamؤ±إںtؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼, mأ¼saheme إںirketlerinde, akdin rأ¼kأ¼nleri olan icab ve kabul gerأ§ekleإںmemiإںtir. Kiإںi, mأ¼cerred olarak إںirketin إںartlarؤ±nؤ± kabullenmekle ve إںirketteki إںahsؤ±n mأ¼cerred hissesini satؤ±n almakla إںirkete ortak olur. Kapitalistlerce bu إںirket mأ¼nferit irade kabilindendir. Mأ¼saheme إںirketinde sأ¶zleإںen iki taraf yok. Yerine bir tek mutasarrؤ±f (iإںleri yأ¼rأ¼ten) vardؤ±r; icab-kabul yok, yerine yalnؤ±zca kabul vardؤ±r; mal ve beden/emek yok, bunlarؤ±n yerine sadece mal vardؤ±r.
إer'أ® bakؤ±mdan إںirket olabilmesi iأ§in, alؤ±إں-veriإں, icabe ve buna benzer akidlerde olduؤںu gibi iki akidleإںen arasؤ±nda icab ve kabulأ¼n bulunmasؤ± ve mutlaka iki bedenin veya bir beden-bir malؤ±n bulunmasؤ± gerekir. Bir beden bulunmaksؤ±zؤ±n mallar arasؤ±nda ortaklؤ±k olmasؤ± caiz deؤںildir.
Bundan dolayؤ±; akid rأ¼kأ¼nlerinden birinin bulunmayؤ±إںؤ± sebebiyle, kapitalist mأ¼saheme إںirketleri akdolunmamؤ±إں-gerأ§ekleإںmemiإںtir. أ–yleyse bu إںirket batؤ±l ve haram olur. إeriat'a aykؤ±rؤ± olduؤںundan, Allah'ؤ±n nehyettiklerinden sayؤ±lؤ±r. Bu أ§eإںit ortaklarda, إںirketlerin kurulmasؤ± hakkؤ±nda Allah'ؤ±n emrettiؤںi إںartlarؤ±n terki vardؤ±r; Allah'ؤ±n nehyettiؤںini yapmak vardؤ±r; bu ise Allah'ؤ±n emrine muhalefettir. Yأ¼ce Allah إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظپظژظ„ظ’ظٹظژطظ’ط°ظژط±ظ’ ط§ظ„ظ‘ظژط°ظگظٹظ†ظژ ظٹظڈط®ظژط§ظ„ظگظپظڈظˆظ†ظژ ط¹ظژظ†ظ’ ط£ظژظ…ظ’ط±ظگظ‡ظگ ط£ظژظ†ظ’ طھظڈطµظگظٹط¨ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ظپظگطھظ’ظ†ظژط©ظŒ ط£ظژظˆظ’ ظٹظڈطµظگظٹط¨ظژظ‡ظڈظ…ظ’ ط¹ظژط°ظژط§ط¨ظŒ ط£ظژظ„ظگظٹظ…ظŒ"Bأ¶ylece onun emrine (Rasulullah'ؤ±n yani إeriatؤ±n emrine) muhalefet edenler, kendilerine bir musibetin veya acؤ±klؤ± bir azabؤ±n gelmesinden sakؤ±nsؤ±nlar."[3]
• Yine إeriat koyucu, إںu yollarla da kazancؤ± ve mal artؤ±rmayؤ± yasak kؤ±lmؤ±إںtؤ±r: Faiz, ihtikar, kumar, hile, aldatma, dolandؤ±rؤ±cؤ±lؤ±k, iأ§ki, domuz, leإں, haأ§ ve noel aؤںacؤ± satؤ±إںؤ±, hؤ±rsؤ±zlؤ±k, yankesicilik, rأ¼إںvet, sahtekأ¢rlؤ±k.
2- Kamu Mأ¼lkiyeti
Mأ¼lkiyet أ§eإںitlerinden ikincisidir. Kamu mأ¼lkiyeti, إeriat koyucunun mأ¼lkiyetini mأ¼slأ¼man topluma verdiؤںi mallardؤ±r. إأ¢riâ€ک mأ¼slأ¼manlarؤ± bunlara ortak kؤ±lmؤ±إںtؤ±r. Fertlere bunlardan faydalanmayؤ± mأ¼bah kؤ±lmؤ±إں ve bunlarؤ±n mأ¼lkiyetini onlara yasak kؤ±lmؤ±إںtؤ±r.
Bu mallar, baإںlؤ±ca أ¼أ§ gurubta toplanabilir:
1.) Topluluؤںun gأ¼nlأ¼k hayatؤ±nda mأ¼staؤںni olamayacaؤںؤ±, bunlarؤ± kaybettiؤںi takdirde daؤںؤ±lacaؤںؤ±, topluluؤںun faydalandؤ±ؤںؤ± dayanaklarؤ±dؤ±r. Meselأ¢ su gibi. Rasulullah (s.a.v) إںأ¶yle buyurdu: ط§ظ„ظ’ظ…ظڈط³ظ’ظ„ظگظ…ظڈظˆظ†ظژ ط´ظڈط±ظژظƒظژط§ط،ظڈ ظپظگظٹ ط«ظژظ„ط§ط«ظچ ظپظگظٹ ط§ظ„ظ’ظƒظژظ„ط§ ظˆظژط§ظ„ظ’ظ…ظژط§ط،ظگ ظˆظژط§ظ„ظ†ظ‘ظژط§ط±ظگ"Mأ¼slأ¼manlar أ¼أ§ إںeyde ortaktؤ±r: Su, mer'a, ateإں."[4] Gerأ§ekte bu أ¼أ§ إںeyde yetinilemez. Bilأ¢kis, topluluؤںun ihtiyacؤ± olan her إںeye إںamil olur. Bu nevأ® mأ¼lkiyete, onlar iأ§in kullanؤ±lan her alet de girer. Bu hadisin hأ¼kmأ¼ onlar hakkؤ±nda da alؤ±nؤ±r: Umumأ® akarsular ve bu sularؤ± taإںؤ±yan borular, أ§aؤںlayanlardan elektrik أ¼reten aletler, elektrik direkleri ve kablolarؤ± gibi araأ§larؤ±n mأ¼lkiyeti kamunundur.
2.) Oluإںumlarؤ±nؤ±n tabiatؤ±, fertlerin hususأ® sahibliؤںinde bulunmasؤ±na mani olan maddeler. Denizler, nehirler, umumأ® sahalar, mescidler, umumأ® yollar gibi. Rasulullah إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظ…ظگظ†ظ‹ظ‰ ظ…ظڈظ†ظژط§ط®ظڈ ظ…ظژظ†ظ’ ط³ظژط¨ظژظ‚ظژ"Mina, geأ§ip-giden her kimsenin konak yeridir."[5]
Kamu mأ¼lkiyetinin bu أ§eإںidine, tren vagonlarؤ±, elektrik direkleri, umumأ® yollardan geأ§en ana إںebeke borularؤ±nؤ±n mأ¼lkiyeti de dahildir. Bunlarؤ±n ferde mahsus olmasؤ± ve insanlarؤ±n umumuna ait olduؤںundan himaye olunmasؤ±/kamuya yasaklanmasؤ± caiz olmaz. Rasulullah إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظ„ط§ طظگظ…ظژظ‰ ط¥ظگظ„ط§ ظ„ظگظ„ظ‘ظژظ‡ظگ ظˆظژظ„ظگط±ظژط³ظڈظˆظ„ظگظ‡ظگ"Himaye, ancak Alah'a ve Rasulأ¼'ne aittir."[6] Bأ¶ylece, himayenin devletten baإںkasؤ±na ait olmasؤ± caiz deؤںildir.
3.) Tأ¼kenmeyen sؤ±nؤ±rsؤ±z madenler. Miktarؤ± sؤ±nؤ±rsؤ±z, أ§ok olan bu madenler bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlarؤ±n mأ¼lkأ¼dأ¼r. Fertlerin veya إںirketlerin bunlara sahip olmasؤ± caiz deؤںildir. Aynؤ± zamanda bunlarؤ±n أ§ؤ±karؤ±lma ve imal edilme imtiyazؤ±, daؤںؤ±tؤ±m tekeli fertlere ve إںirketlere verilemez.. Bunlarؤ±n mأ¼lkiyeti, bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlarؤ±n ortak olduklarؤ± kamu mأ¼lkiyeti olarak kalmalarؤ± gerekir. Eؤںer devletin kendisi bizzat veya icar vasؤ±tasؤ±yla bunlarؤ± أ§ؤ±karmaya kalkؤ±إںؤ±rsa veya mأ¼slأ¼manlar adؤ±na satarsa gelirlerini beytأ¼lmأ¢le aktarؤ±r. Bu madenlerin tuz ve sأ¼rme gibi toprak أ¼stأ¼nde aأ§ؤ±k olmasؤ± ile altؤ±n, gأ¼mأ¼إں, demir, bakؤ±r, kurإںun, uranyum, petrol, vb. madenler gibi yerin altؤ±nda derinliklerinde أ§ؤ±karؤ±lmasؤ± iأ§in uؤںraإںؤ±lmasؤ± ancak bأ¼yأ¼k meإںakkatler ve zorluklarla olmasؤ± arasؤ±nda bir fark yoktur. Buna delil; Ubeyd b. Hؤ±mal el-Mأ¢zinأ®'den rivayet edilen hadistir. O, Rasulullah (s.a.v)'den Mer'ebdeki tuz madeninin gelir mأ¼lkiyetini istedi, Peygamber ona bu madenin mأ¼lkiyetini verdiؤںinde; "Ya Rasulullah, ona neyin gelir mأ¼lkiyetini verdiؤںinizi biliyormusunuz? Ona kesilmeyen su gibi, tuz madenini verdiniz." dediler. Rasulullah da; "أ–yleyse, ondan geri aldؤ±m." dedi.
Altؤ±n, gأ¼mأ¼إں damarlarؤ± gibi miktarؤ± sؤ±nؤ±rlؤ±, az olan madenler ise ferdأ® mأ¼lkiyetten olurlar. Bunlara fertlerin sahib olmasؤ± caizdir. Rasulullah (s.a.v)'in Bilأ¢l b. Haris el-Mأ¼zenأ®'ye Hicaz'da miktarؤ± sؤ±nؤ±rlؤ± Kؤ±beliyye madeninin mأ¼lkiyetini vermesinde olduؤںu gibi. Bilأ¢l, Peygamber'den bu madenlerin gelir ve mأ¼lkiyetini kendisine vermeyi istemiإں, o da vermiإںti.
Kamu Mأ¼lkiyetinden Faydalanma Keyfiyeti
Kamu mأ¼lkiyeti, bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlarؤ±n mأ¼lkأ¼ olduؤںundan, her ferdin bundan faydalanma hakkؤ± vardؤ±r. Eؤںer bu mأ¼lkiyete dahil madenlerden, insanؤ±n bizzat kendisinin faydalanmasؤ± kolaylؤ±kla olmaktaysa, su, mer'a, ateإں, umumأ® yollar, nehirler ve denizler gibi; إںahؤ±slarؤ±n bizzat kendilerinin bunlardan faydalanma hakkؤ± vardؤ±r.
Kamu mأ¼lkiyetinden olan fertlerin kendi giriإںimleriyle yararlanmalarؤ± kolay olmayan petrol ve madenleri devlet أ§ؤ±karؤ±r, gelirlerini beytأ¼lmأ¢le aktarؤ±r, Halife de mأ¼slأ¼manlarؤ±n maslahatؤ±nؤ± gerأ§ekleإںtirmek أ¼zere bunu harcar.
Bunlarؤ±n أ¼rأ¼nleri ve gelirlerinin daؤںؤ±tؤ±mؤ±nؤ±n yأ¼rأ¼tأ¼lmesi aإںaؤںؤ±daki إںekilde mأ¼mkأ¼ndأ¼r:
1-) Halife bunlarؤ±n gelirini, kamu mأ¼lkiyetinden olan bu maddelerin idaresi ve أ§ؤ±karؤ±lmasؤ± iإںlerinde tesislere, araأ§-gereأ§lere ve fabrikalara, personele ve danؤ±إںmanlara harcar.
2-) Bu kamu mأ¼lkiyetinin sahipleri olan mأ¼slأ¼manlara bu maddeleri, su, tabiأ® gaz, petrol, elektrik gibi; أ¼cretsiz olarak daؤںؤ±tarak infak eder. Yahut da mأ¼slأ¼manlarؤ±n hayؤ±r ve yararؤ±nؤ± gأ¶rdأ¼ؤںأ¼ takdirde, bunlarؤ±n gelirini nakit olarak onlara daؤںؤ±tؤ±r.
3-) Cihad ve bunun iأ§in gerekli silah fabrikalarؤ± ve ordu teإںkili iأ§in; bulunmasؤ± ve bulunmamasؤ± halinde de infakؤ± beytأ¼lmأ¢le vacib olan nafakalar ile, bulunmamasؤ± halinde mأ¼slأ¼manlara vacib olan nafakalar iأ§in sarf etmek أ¼zere muhafaza olunur.
3- Devlet Mأ¼lkiyeti
Mأ¼lkiyetin أ¼أ§أ¼ncأ¼ أ§eإںidi de devlet mأ¼lkiyetidir. Devlet mأ¼lkiyeti, arazi, bina gibi mأ¼slأ¼manlarؤ±n genelinin hakkؤ±yla ilgili, olan ve kamu mأ¼lkiyetine de dahil olmayan her maddedir. Devlet mأ¼lkiyeti, ferdأ® mأ¼lkiyeti kabil olan, arazi, bina ve menkul eإںyalar gibi maddelerdir. Fakat onlarda, mأ¼slأ¼manlarؤ±n umumunun hakkؤ±yla alأ¢ka bulunduؤںundan, bunlarؤ±n ve bunlarla ilgili iإںlerin yأ¼rأ¼tأ¼lmesine ve tasarrufuna Halife, yani devlet vekil kؤ±lؤ±nmؤ±إںtؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼, mأ¼slأ¼manlarؤ±n umumunun hakkؤ±yla ilgili her إںeyde tasarrufa yetki sahibi odur. Bu eإںyalar ise, sahralar, daؤںlar, nehir sahilleri, fertlerin mأ¼lkiyetinden olmayan iإںlenmeyen topraklar, binalar, devletin satؤ±n aldؤ±ؤںؤ±, imar ettiؤںi veya harbde dأ¼إںmandan istila ettiؤںi devlet dairelerinin bulunduؤںu binalar, okullar, hastaneler ve buna benzer bina ve tesislerdir.
Devletin, arazi ve bina gibi kendi mأ¼lkiyetindeki emlakini fertlere temlik hakkؤ± vardؤ±r. Halife'nin, bu emlakؤ±n, fertlere gأ¶zetleme ve faydasؤ±nؤ± veya gأ¶zetlemesi, korumasؤ± dؤ±إںؤ±nda menfaatini temlik etme, yahut أ¶lأ¼ araziyi iإںlemelerine ve ona sahip olmalarؤ±na izin verme hakkؤ± vardؤ±r. Bu konuda Halife, mأ¼slأ¼manlarؤ±n neyde yararؤ± varsa أ¶ylece tasarrufta bulunur.
Topraklar
Topraklarda korunma, gأ¶zetme ve yararlanma hakkؤ± vardؤ±r. Onlarؤ± gأ¶zetleme, koruma asؤ±ldؤ±r. Faydalanؤ±lmasؤ± ise ziraatta veya baإںka bir إںekilde kullanؤ±lmasؤ±dؤ±r. ؤ°slأ¢m, topraؤںؤ±n rikbeten (koruma, gأ¶zetleme) mأ¼lkiyetini de, yararlanma mأ¼lkiyetini de mأ¼bah etmiإںtir. Bunlardan her birisi iأ§in hususأ® hأ¼kأ¼mler koymuإںtur.
Arazi أ‡eإںitleri
أ–إںأ¼r ve harac arazileri olmak أ¼zere iki tأ¼r arazi vardؤ±r;.
1- أ–إںأ¼r Arazisi: Halkؤ±, ؤ°slأ¢m'ؤ± kendiliؤںinden kabul etmiإں olan arazi -Endenozya- ve Arab Yarؤ±madasؤ±nؤ±n arazisi ile, insanlarؤ±n ihya ettiؤںi أ¶lأ¼ arazidir.
أ–إںأ¼r arazisi rikbeten ve menfaaten malik olunan arazidir. أœreticisine, eؤںer yaؤںmur suyu ile sulanؤ±yorsa araziden elde edilen أ¼rأ¼nأ¼nden onda bir (1/10), taإںؤ±ma suyla ve aletlerle sulanؤ±yorsa yirmide bir (1/20) zekat vermesi farzdؤ±r.
2- Harac Arazisi: Arab Yarؤ±madasؤ± dؤ±إںؤ±nda Harp veya sulh yoluyla feth olunan Irak, إam, Mؤ±sؤ±r ve bunlardan baإںka zorlukla feth olunan beldelerin topraؤںؤ±dؤ±r.
Harac arazisinin sahibliؤںi (koruma ve gأ¶zetlemesi) mأ¼slأ¼manlarؤ±n mأ¼lkiyetindedir. Devlet, mأ¼slأ¼manlar adؤ±na mأ¼lkiyet hakkؤ±na sahiptir. Harac arazisinden fertlerin yararlanma mأ¼lkiyetine sahip olmasؤ± caizdir.
Harac arazisinden harac alؤ±nmasؤ± farzdؤ±r. Bu da devlet tarafؤ±ndan topraؤںa takdir olunan miktardؤ±r. Yine, bu topraؤںؤ±n أ¼reticisine, haracؤ± أ§ؤ±karؤ±ldؤ±ktan sonra nisab miktarؤ±na ulaإںؤ±yorsa zekat vermesi de farzdؤ±r. أ–إںأ¼r arazisinden her ferdin satؤ±إں, miras, hibe yoluyla yararlanma hakkؤ± olduؤںu gibi haraأ§ arazisinin menfaatؤ±ndan da alؤ±إں-veriإں, miras yoluyla (diؤںer mallarda olduؤںu gibi) faydalanma hakkؤ± vardؤ±r.
Fabrikalar
Fabrikalarؤ±n mأ¼lkiyetinin ferdأ® mأ¼lkiyetten olmasؤ± caizdir. Otomobil, ev eإںyasؤ±, tekstil, ambalaj ve bunun gibi fabrikalarؤ±n mأ¼lkiyeti ferdأ® olur.
Silأ¢h, petrol ve maden أ§ؤ±karma-iإںleme ve buna benzer fabrikalarؤ±n mأ¼lkiyetinin devlet mأ¼lkiyetinde olmasؤ± caizdir.
أœrettikleri maddeler kamu mأ¼lkiyetine ait olan fabrikalarؤ±n, meselأ¢; demir, kurإںun, altؤ±n, gأ¼mأ¼إں iإںleyen, petrol أ§ؤ±karؤ±p iإںleyen ve bundan baإںka kamu mأ¼lkiyetine ait maddeler imal eden fabrikalarؤ±n mأ¼lkiyeti kamuya aittir.
"Fabrika, أ¼rettiؤںi maddenin hأ¼kmأ¼nأ¼ alؤ±r." kaidesine baؤںlؤ± olarak fabrikalarؤ±n mأ¼lkiyeti de أ¼retimini yaptؤ±klarؤ± maddelerin hأ¼kmأ¼ne tabi olur.
Beyt-أ¼l Mal
Beyt-أ¼l Malؤ±n gelirleri إںunlardؤ±r :
1. Savaإں ganimetleri, ganimetler, fey (savaإںsؤ±z alؤ±nan mal ve arazi) ve humأ¼s,
2. Harac,
3. Cizye,
4. Bأ¼tأ¼n أ§eإںitleriyle kamu mأ¼lkiyetinin gelirleri, bunlar أ¶zel bir bأ¶lأ¼mde toplanؤ±r,
5. Arazi, bina ve bunlardan baإںka devlet mأ¼lkiyetinin gelirleri,
6. Memleket sؤ±nؤ±rlarؤ± iأ§inde kalan araziden alؤ±nan أ¶إںأ¼rler,
7. Define-hazine ve madenlerden alؤ±nan beإںte bir,
8. Vergiler,
9. Zekat mallarؤ±, bunlar da hususأ® bir bأ¶lأ¼mde toplanؤ±r.
Nakitlerin Altؤ±n ve Gأ¼mأ¼إں Olmasؤ±nؤ±n Gerekliliؤںi
Mأ¼slأ¼manlar, Peygamber (s.a.v)'in dأ¶neminden beri, altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں birliؤںini-sistemini nakitleri iأ§in esas almؤ±إںlardؤ±. Bu sistemlerin ikisini de bir arada kullandؤ±lar. Bizans Dinarlarؤ±nؤ±, Kisra Dirhemlerini nakit olarak alؤ±yorlardؤ±. Rasulullah'ؤ±n dأ¶neminden Abdأ¼lmelik b. Merva'nؤ±n zamanؤ±na kadar para basmadؤ±lar. Abdأ¼lmelik, dأ¶neminde muayyen bir إںekil ve huhusأ® ؤ°slأ¢mأ® إںekiller nakإںettirdi ve إںer'أ® dirhem ve dinar أ¶lأ§أ¼sأ¼nأ¼ altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں sistemine dayandؤ±rdؤ±.
ؤ°slأ¢m, altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںأ¼, altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں olmalarؤ±, nakit para olmalarؤ±, mallar iأ§in fiat olmalarؤ± ve emek أ¼creti olmalarؤ± itibariyle إںer'أ® hأ¼kأ¼mlere baؤںladؤ±; biriktirilmelerini de haram kؤ±ldؤ±. Bunlarؤ± deؤںiإںmeyen belirli sabit hأ¼kأ¼mlere baؤںladؤ±. Nakit olmalarؤ± ve satؤ±lan إںeylere fiyat olmalarؤ± itibariyle altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںte zekatؤ± farz kؤ±ldؤ±. Altؤ±n dinarlara, gأ¼mأ¼إں dirhemlere muayyen nisablar tayin etti. Diyet takdir edileceؤںi zaman, diyetin altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںten verilmesini farz kؤ±ldؤ±; altؤ±ndan muayyen bir miktar -bin dinar-, gأ¼mأ¼إںten de belirli bir miktar tayin etti, o da -12 bin dirhem- dir. Hؤ±rsؤ±zؤ±n eli kesileceؤںi zaman hأ¼kأ¼m verilirken, el kesmeyi gerektiren miktarؤ± altؤ±nda dأ¶rtte bir dinar ve gأ¼mأ¼إںte أ¼أ§ dirhem olarak tayin etti. Nakit muamelelerindeki sarf (para bozdurma) hأ¼kأ¼mlerinde de altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںأ¼ أ¶lأ§أ¼ kabul etti.
ؤ°slأ¢m'ؤ±n, nakit, tedavأ¼lle para ve alؤ±إں-veriإںlerde fiyatؤ± olmalarؤ± vasfؤ±ndan dolayؤ± altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںأ¼ bu إںer'أ® hأ¼kأ¼mlere baؤںlamasؤ±; fiyatؤ± ve emeؤںin أ¼creti olarak altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںأ¼ nakdأ® أ¶lأ§أ¼ sistemi kabul ediإںi Rasulullah (s.a.v)'in ikrarؤ±ndandؤ±r.
Bu, ؤ°slأ¢m'da nakit olarak altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںأ¼n أ¶lأ§أ¼ olduؤںuna delildir. أ‡أ¼nkأ¼, nakitlere iliإںkin bأ¼tأ¼n hأ¼kأ¼mler altؤ±n ve gأ¼mأ¼إںe baؤںlanmؤ±إںtؤ±r.
Binaenaleyh, mأ¼slأ¼manlarؤ±n nakitleri altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں olmalؤ±dؤ±r. Hilأ¢fet Devleti'nde nakitler altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں olmalؤ± ve Rasullah (s.a.v) ile ondan sonraki Halifelerin devirlerinde olduؤںu gibi altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں sistemine gأ¶re nakit iإںlemleri yأ¼rأ¼tأ¼lmelidir. Hilأ¢fet Devleti'nin kendisine has muayyen bir tarzda dinar ve dirhemler bastؤ±rmasؤ±; أ¶lأ§أ¼, miskal olan bir dinar iأ§in, 4.25 gramlؤ±k إںer'أ® dinar birimini almasؤ± gerekir. Bir dirhem gأ¼mأ¼إںأ¼n أ¶lأ§أ¼ birimi olarak da her on dirhemin yedi miskale tekabأ¼l ettiؤںi إںer'أ® dirhem أ¶lأ§أ¼sأ¼ olarak kabul edilen 2.975 gram aؤںؤ±rlؤ±ؤںؤ±nda gأ¼mأ¼إں dirhemler bastؤ±rmasؤ± gerekir.
Parasal problemleri ve bأ¼tأ¼n dأ¼nyayؤ± saran yoؤںun para إںiإںkinliؤںini أ§أ¶zmeye, para istikrarؤ±nؤ± saؤںlamaya. para bozdurma kurlarؤ±nؤ± sabitleإںtirmeye ve uluslararasؤ± ticareti geliإںtirmeye gأ¼cأ¼ yeten tek sistem altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں birimidir. Yalnؤ±zca altؤ±n ve gأ¼mأ¼إں sistemiyle uluslararasؤ± nakitlerde, uluslararasؤ± ticarette ve ekonomide Amerikan Dolarؤ±nؤ±n tehakkأ¼mأ¼nأ¼ kaldؤ±rmak mأ¼mkأ¼n olur. Altؤ±n sistemine dأ¶nأ¼إںle dolarؤ±n deؤںeri dأ¼nyadaki tesirini kaybedecektir.
أ–ؤںretim Siyaseti
أ–ؤںretim programؤ±nؤ±n dayandؤ±ؤںؤ± temelin, ؤ°slأ¢m Akidesi olmasؤ± icab eder. أ–ؤںretim konularؤ± ve metodlarؤ±nؤ±n hepsi, bu esastan hiأ§bir أ§ؤ±kؤ±إں gأ¶stermeyecek biأ§imde konur.
أ–ؤںretim siyaseti, ؤ°slأ¢mأ® akliyeti/zihniyeti ve ؤ°slأ¢mأ® nefsiyeyi oluإںturmaktؤ±r. (Yani, insanؤ±n zihnine ؤ°slأ¢mأ® fikirlerin, temayyأ¼llerine de ؤ°slأ¢mأ® hأ¼kأ¼mlerin hakim olmasؤ±nؤ± saؤںlamaktؤ±r.) أ–ؤںretimi istenen bأ¼tأ¼n ders konularؤ± bu siyasأ® temel أ¼zerine konur.
أ–ؤںretimin gayesi ؤ°slأ¢m إںahsiyetini oluإںturmak ve insanlara hayat iإںleriyle ilgili bilgileri ve ilimleri kazandؤ±rmaktؤ±r. Bundan dolayؤ± أ¶ؤںretimin bأ¼tأ¼n merhalelerinde ؤ°slأ¢m kأ¼ltأ¼rأ¼nأ¼n أ¶ؤںretimi gerekir.
Genel ؤ°liإںkiler ve Dؤ±إں Siyaset Konusunda
Fikirler ve Hأ¼kأ¼mler
Siyaset, أ¼mmetin ve devletin iأ§te ve dؤ±إںtaki iإںlerini gأ¶zetmek, yأ¼rأ¼tmektir. Siyaset; devlet tarafؤ±ndan iأ§eride, insanlara ؤ°slأ¢m'ؤ± tatbik etmek, iإںlerini yأ¼rأ¼tmek, maslahatlarؤ±nؤ± gerأ§ekleإںtirmekle; dؤ±إںarؤ±da ise, uluslararasؤ± durumu, bأ¼yأ¼k devletlerin siyasetini ve etkilerini bilmek ve Daveti cihad ve tebliؤں yolu ile dأ¼nyaya yaymanؤ±n gereklerine uygun olarak devletlerle dؤ±إں iliإںkiler kurmakla yapؤ±lؤ±r.
أœmmet ve أ¼mmet iأ§indeki mevcud partiler tarafؤ±ndan yapؤ±lan siyaset, أ¼mmetin iإںlerini yأ¼rأ¼tmede ve giriإںtikleri iإںlerinde, tasarruflarؤ±nda yأ¶neticileri hesaba أ§ekmek, onlara nasihat etmek, mأ¼slأ¼manlarؤ±n iإںlerine, durumlarؤ±na ehemmiyet vermekle olur.
[1] Nأ»r: 33
[2] Hadid: 7
[3] Nur: 63
[4] Buhari, Buyu', 3016
[5] Tirmizi, Hacc
[6] Buhari, Musaka, 2197
12- Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m ve Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r:
Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m; bأ¼tأ¼n hayat ve yأ¶netim iإںlerinde, iأ§inde ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerinin tatbik olunduؤںu, halkؤ±nؤ±n ekseriyeti gayri mأ¼slimlerden olsa bile, emanؤ± ؤ°slأ¢m emanؤ±yla olan diyardؤ±r.
Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r ise; iأ§inde hayatؤ±n bأ¼tأ¼n iإںlerinde kأ¼fأ¼r hأ¼kأ¼mlerinin tatbik olunduؤںu ve halkؤ±n أ§oؤںunun mأ¼slأ¼manlardan olsa bile, emanؤ± kأ¼fأ¼r emanؤ±yla olan diyardؤ±r.
Bir yerin Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m veya Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r olmasؤ±nda itibara alؤ±nan; orada tatbik edilen hأ¼kأ¼mler ile gأ¼ven iأ§inde bulunmayؤ± saؤںlayan emandؤ±r, halkؤ±n dini deؤںildir.
Bugأ¼n mأ¼slأ¼manlarؤ±n beldeleri iأ§inde, yأ¶netimde ve hayat iإںlerinde ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerinin tatbik olunduؤںu ne bir devlet ne de bir belde bulunmaktadؤ±r. Bundan dolayؤ± bu beldelerin hepsi, halklarؤ± mأ¼slأ¼man olsa da, Dأ¢r-أ¼l kأ¼fأ¼r/kأ¼fأ¼r أ¼lkesi olarak kabul edilirler.
Bundan dolayؤ± ؤ°slأ¢m, bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlara أ¼lkelerini Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r'den Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'a أ§evirmek iأ§in أ§alؤ±إںmayؤ± farz kؤ±lar. Bu da Hilأ¢fet Devleti olan ؤ°slأ¢m Devleti'ni kurmak, bir Halife nasb etmek ve orada Allah'ؤ±n indirdiؤںiyle yأ¶neteceؤںine yani mأ¼slأ¼manlara Hilأ¢fet Devleti'nin kurulduؤںu beldede ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerini tatbik edeceؤںine dair sأ¶z veren halifeye biat etmekle olur. Sonra mأ¼slأ¼manlar, Hilأ¢fet Devleti'yle beraber, geri kalan ؤ°slأ¢m beldelerini Hilأ¢fet Devleti'ne katmak iأ§in أ§alؤ±إںؤ±rlar. Bأ¶ylece o beldeler de Dأ¢r-أ¼l ؤ°slأ¢m'a dأ¶nأ¼إںأ¼r. Bundan sonra dأ¼nyaya davet ve cihad yoluyla ulaإںtؤ±rmak أ¼zere ؤ°slأ¢m'ؤ± yأ¼klenirler.
Cihad
Cihad, Allah'ؤ±n Kelimesi'ni yأ¼celtmek iأ§in Allah yolunda savaإںta bأ¼tأ¼n gأ¼cأ¼nأ¼ sarf etmek ve bizzat ya da malla, fikirle, kuvvet toplamakla ve bunun gibi iإںlerle yardؤ±m ederek ؤ°slأ¢m Davetini yaymaktؤ±r. Allah'ؤ±n Kelimesi'ni yأ¼celtmek ve ؤ°slأ¢m'ؤ± yaymak iأ§in savaإں, cihaddؤ±r ve farzdؤ±r. Farz oluإںu Kur'an ve Sأ¼nnet'le sabittir. Farziyeti iأ§in onlarca ayet ve hadis gelmiإںtir.
Baإںlangؤ±أ§ta cihad, farz-ؤ± kifayedir; eؤںer dأ¼إںman hأ¼cum ederse farz-ؤ± ayؤ±ndؤ±r. Cihadؤ±n farz-ؤ± kifaye olmasؤ± demek, dأ¼إںman bizimle savaإںmaya baإںlamasa da أ¶nce bizim baإںlamamؤ±z demektir. Mأ¼slأ¼manlardan biri herhangi bir zamanda savaإںؤ± baإںlatmaya giriإںmezse, savaإںؤ± terk etmekle bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlar gأ¼nahkأ¢r olur. Bundan dolayؤ±, cihad savunma harbi deؤںildir. Cihad, ancak Allah'ؤ±n Kelimesi'ni -Dini'ni- yأ¼celtmek iأ§in bir savaإںtؤ±r. Kأ¢firler bize saldؤ±rmasa da, ؤ°slأ¢m'ؤ± yaymak ve davetini yأ¼klenmek iأ§in savaإںa baإںlamak farzdؤ±r.
Devletlerarasؤ± ؤ°liإںkiler
ؤ°slأ¢m Devleti'nin, dأ¼nyada kaim olan diؤںer devletlerle iliإںkilerinin ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mlerine uygun olmasؤ± ve aإںaؤںؤ±daki إںekilde cereyan etmesi gerekir :
1- Bugأ¼n ؤ°slأ¢m أ¢leminde kaim olan devletler bir أ¼lkede bulunuyormuإں gibi kabul olunur. Zira Mأ¼slأ¼manlar, diؤںer insanlar dؤ±إںؤ±nda bir أ¼mmettir. Mأ¼slأ¼manlarؤ±n, bir devlet ve varlؤ±k iأ§inde birlik iأ§inde olmalarؤ± vacibtir.
Onun iأ§in, mأ¼slأ¼manlarؤ±n o devletlerle alakalarؤ±, diؤںer devletlerle olan haricأ® alakalar/dؤ±إں iliإںkiler kapsamؤ±ndan sayؤ±lmaz. O alakalar, dؤ±إں siyasetten sayؤ±lmazlar. Bilأ¢kis onlarؤ±n, dahilأ® siyasetten sayؤ±lmalarؤ± gerekir. Bunun iأ§in, o devletlerle diplomatik alakalar kurulmaz, onlarla ittifaklar da yapؤ±lmaz. Bilأ¢kis, onlarؤ±n hepsini bir tek devlette yani Hilأ¢fet Devleti'nde birleإںtirmek أ¼zere أ§alؤ±إںmak farzdؤ±r. Eؤںer أ¼lkeleri bir ؤ°slأ¢m أ¼lkesi ise, bu devletlerin tebaalarؤ± yabancؤ± olarak itibar edilmezler. Onlara Hilأ¢fet Devleti tebaasؤ±nؤ±n fertleri muamelesi yapؤ±lؤ±r. Fakat, o tebaanؤ±n أ¼lkeleri bir Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r ise, onlara Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r tebaasؤ± muamelesi yapؤ±lؤ±r.
2- Alemin doؤںusu ve batؤ±sؤ±nda mevcud olan diؤںer devletlere gelince; onlarؤ±n hepsi de Dأ¢r-أ¼l Kأ¼fأ¼r ve hأ¼kmen Dأ¢r-أ¼l Harb sayؤ±lؤ±rlar. Onlarla olan alأ¢ka haricأ®/dؤ±إں siyasetten sayؤ±lؤ±r. Bu alأ¢ka, cihadؤ±n gerektirdiؤںine, mأ¼slأ¼manlarؤ±n ve Hilأ¢fet Devleti'nin maslahatؤ±nؤ±n gerektirdiؤںine ve إںer'أ® hأ¼kme uygun olarak belirlenir.
3- Bu devletlerle, iyi komإںuluk anlaإںmalarؤ±, ticarأ® veya iktisadأ® veya ilmأ® veya ziraأ® anlaإںmalarؤ±n veya bunlarؤ±n dؤ±إںؤ±ndaki ؤ°slأ¢m'ؤ±n caiz kؤ±ldؤ±ؤںؤ± anlaإںmalarؤ±n yapؤ±lmasؤ± caizdir. Ancak bu anlaإںmalarؤ±n, belirli bir sأ¼re ile sؤ±nؤ±rlandؤ±rؤ±lmؤ±إں olmalarؤ± إںartؤ± koإںulur. Bu anlaإںmalarؤ±n yapؤ±lmasؤ±, cihadؤ±n gerektirdiؤںine, mأ¼slأ¼manlarؤ±n ve Hilأ¢fet Devleti'nin maslahatؤ±nؤ±n gerektirdiؤںine uygun olur.
Bu Devletlerle yapؤ±lacak iإںler, onlarla yapؤ±lan andlaإںmalarؤ±n metinlerine uygun إںekilde olur. Bu devletlerle yapؤ±lan ticarأ®, iktisadأ® anlaإںmalar, belirli إںeylerle ve belirli sأ¼relerle ve mأ¼slأ¼manlar iأ§in zarurأ® olan belirli sؤ±fatlarla sؤ±nؤ±rlؤ± olur. Ancak bu anlaإںmalarؤ±n, o devletleri kuvvetlendirmeye gأ¶tأ¼rأ¼cأ¼ olmamalarؤ± إںartؤ± koإںulur.
Hilأ¢fet Devleti ile o devletler arasؤ±nda yapؤ±lan anlaإںma belirlenmiإںse; aynؤ± muameleyi kendilerinin yapmasؤ± إںartؤ± ile, o devletlerin tebaasؤ±nؤ±n pasaport olmaksؤ±zؤ±n kimlikleriyle Hilأ¢fet Devleti'ne girme haklarؤ± vardؤ±r.
4- Kendileriyle aramؤ±zda anlaإںma ve andlaإںmalarؤ± olmayan devletler, Amerika, Britanya/ؤ°ngiltere ve Fransa gibi sأ¶mأ¼rgeci devletler ve Rusya gibi mأ¼slأ¼manlarؤ±n beldelerine gأ¶z diken devletler hأ¼kmen harb eden devletler sayؤ±lؤ±rlar. Onlara karإںؤ± tأ¼m tedbirler alؤ±nؤ±r. Onlarla diplomatik alakalar kurulmaz. Hilأ¢fet Devleti'nde onlar iأ§in elأ§ilikler aأ§ؤ±lmaz.
Bu devletlerin tebaasؤ±nؤ±n Hilأ¢fet Devleti'ne, her sefer iأ§in izinle, pasaportla girme haklarؤ± vardؤ±r.
5- Meselأ¢ ؤ°srail gibi, fiilأ® harb eden devletlere gelince; bأ¼tأ¼n tasarruflar iأ§in onlarla harb halini esas olarak ittihaz etmek gerekir. Onlarla aramؤ±zda savaإں ister durmuإں olsun isterse olmasؤ±n, onlara karإںؤ± tavrؤ±mؤ±z, onlarla fiilأ® harbdeymiإںiz gibi olur. Onlarؤ±n tأ¼m tebaasؤ±nؤ±n ؤ°slأ¢m beldelerine girmeleri engellenir, onlardan mأ¼slأ¼man olmayanlarؤ±n mallarؤ± ve kanlarؤ±/أ¶ldأ¼rأ¼lmeleri mأ¼bah olur.
Fiilen harb eden devletlerle, sؤ±nؤ±rlؤ± bir mأ¼ddetle geأ§ici olmasؤ± إںartؤ±yla ateإںkes anlaإںmalarؤ±nؤ±n yapؤ±lmasؤ± caizdir. Bu anlaإںmalarؤ±n daimi olmalarؤ± caiz deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼ daimi ateإںkes anlaإںmasؤ±, cihadؤ± terk ettirir.
Fakat fiilen muharib olan bu devletlerden biri bir ؤ°slأ¢m topraؤںؤ±nؤ± iإںgal ettiؤںi zaman; Filistin topraklarؤ±nؤ± ؤ°srail'in iإںgalinde olduؤںunu gibi, o devlet ؤ°slأ¢m topraؤںؤ±nؤ±n bir karؤ±إںؤ± أ¼zerinde dahi bulundukأ§a, bأ¶yle devletlerle sulh yapmak إer'an haram olur. أ‡أ¼nkأ¼, onlar gأ¢sؤ±b ve saldؤ±rgandؤ±rlar; onlarla sulh ؤ°slأ¢m topraؤںؤ±ndan vazgeأ§mek veya oraya sahiplenip yerleإںmelerine, orada yaإںayan mأ¼slأ¼manlar أ¼zerinde hakimiyet sأ¼rdأ¼rmelerine imkan vermek olur. Bu ise إںer'an caiz olamaz. ؤ°slأ¢m bأ¼tأ¼n mأ¼slأ¼manlara, onlarؤ± yok etmek ve ؤ°slأ¢m beldelerini kurtarmak iأ§in onlarla savaإںmayؤ± kesinlikle emreder. Nitekim Yأ¼ce Allah, إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظˆظژظ„ظژظ†ظ’ ظٹظژط¬ظ’ط¹ظژظ„ظژ ط§ظ„ظ„ظ‘ظژظ‡ظڈ ظ„ظگظ„ظ’ظƒظژط§ظپظگط±ظگظٹظ†ظژ ط¹ظژظ„ظژظ‰ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈط¤ظ’ظ…ظگظ†ظگظٹظ†ظژ ط³ظژط¨ظگظٹظ„ط§ظ‹"Allah kأ¢firler iأ§in, mأ¼'minler أ¼zerine kesinlikle yol vermez."[1]
ظپظژظ…ظژظ†ظ’ ط§ط¹ظ’طھظژط¯ظژظ‰ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظƒظڈظ…ظ’ ظپظژط§ط¹ظ’طھظژط¯ظڈظˆط§ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظ‡ظگ ط¨ظگظ…ظگط«ظ’ظ„ظگ ظ…ظژط§ ط§ط¹ظ’طھظژط¯ظژظ‰ ط¹ظژظ„ظژظٹظ’ظƒظڈظ…ظ’"Size kim saldؤ±rؤ±rsa, siz de onun saldؤ±rdؤ±ؤںؤ± gibi aynؤ±yla ona saldؤ±rؤ±n."[2]
6- Hilأ¢fet Devleti'nin diؤںer devletlerle, ortak savunma, mأ¼إںterek gأ¼venlik ve buna dahil askerأ® kolaylؤ±klar temin etme veya أ¼s, hava alanؤ±, liman kiralamak gibi askerأ® antlaإںmalar yapmasؤ± caiz deؤںildir. Zira ؤ°slأ¢m, bu antlaإںmalarؤ± haram kؤ±lar. Mأ¼slأ¼manlara, kأ¢fir devletlerle bu anlaإںmalarؤ± yapmalarؤ±nؤ± haram kؤ±lmaktadؤ±r. أ‡أ¼nkأ¼, ؤ°slأ¢m mأ¼slأ¼mana, kأ¼fأ¼r sancaؤںؤ± altؤ±nda, kأ¼fأ¼r yolunda ve kأ¢fir devletlerle beraber savaإںmayؤ± ve mأ¼slأ¼manlar أ¼zerinde veya ؤ°slأ¢m topraؤںؤ± أ¼zerinde kأ¢firi sulta sahibi kؤ±lmayؤ± haram kؤ±lmaktadؤ±r.
7- Kأ¢fir devletlerden veya ordularؤ±ndan yardؤ±m istemek caiz deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼, Rasulullah (s.a.v) mأ¼إںriklerin ateإںinden aydؤ±nlanmayؤ± bile nehyettiؤںi gibi, mأ¼slأ¼manlarؤ± bundan da menetmiإںtir. Peygamber (s.a.v) إںأ¶yle buyurmuإںtur: ظ„ط§ طھظژط³ظ’طھظژط¶ظگظٹط¦ظڈظˆط§ ط¨ظگظ†ظژط§ط±ظگ ط§ظ„ظ’ظ…ظڈط´ظ’ط±ظگظƒظگظٹظ†ظژ"Mأ¼إںriklerin ateإںi ile aydؤ±nlanmayؤ±n."[3]
ط¥ظگظ†ظ‘ظژط§ ظ„ط§ ظ†ظژط³ظ’طھظژط¹ظگظٹظ†ظڈ ط¨ظگظ…ظڈط´ظ’ط±ظگظƒظچ"Biz bir mأ¼إںrikten yardؤ±m istemeyiz."[4]
Bu devletlerden borأ§ ve yardؤ±m almak da caiz deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼ onlarؤ±n borأ§ vermeleri fayda karإںؤ±lؤ±ؤںؤ±dؤ±r, bu da faiz olduؤںundan haramdؤ±r. Yine bu borأ§lar ve yardؤ±mlar bu kأ¢fir devletler iأ§in mأ¼slأ¼manlara ve أ¼lkelerine egemenlik kurmaya vesiledir. Bu ise, ط§ظ„ظˆط³ظٹظ„ط© ط¥ظ„ظ‰ ط§ظ„طط±ظ… ظ…طط±ظ…ط©"Harama vesile olan da haramdؤ±r" kaidesine gأ¶re, إںer'an haramdؤ±r.
Yine, mأ¼slأ¼manlar iأ§in problemlerini Amerika, Rusya, ؤ°ngiltere ve Fransa gibi kأ¢fir devletlerin, أ¶nlerine أ§أ¶zmeleri iأ§in sermeleri de caiz olmaz. أ‡أ¼nkأ¼, kأ¢fir devletlerden ve ordularؤ±ndan yardؤ±m isteme, veya problemlerini onlara gأ¶tأ¼rmek bu devletlerin nأ¼fuzuna, egemenliؤںine ve mأ¼slأ¼manlar أ¼zerine yol bulmalarؤ±na sebeb olur. Allah kأ¢firlerin, kendi أ¼zerlerine bir yol bulmalarؤ±nؤ± saؤںlamaktan mأ¼slأ¼manlarؤ± menetmiإںtir.
Yine mأ¼slأ¼manlarؤ±n, Birleإںmiإں Milletler, ؤ°MF, Uluslararasؤ± Kalkؤ±nma Fonu gibi uluslararasؤ± أ¶rgأ¼tlere katؤ±lmalarؤ± da caiz deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼ bu teإںkilatlar, ؤ°slأ¢m hأ¼kأ¼mleriyle أ§eliإںen esaslara dayanmakta ve أ¶zellikle Amerika gibi bأ¼yأ¼k devletlerin elinde kendi hususأ® أ§ؤ±karlarؤ±nؤ± gerأ§ekleإںtirmek iأ§in baskؤ± aracؤ± olmaktadؤ±r. Bu da mأ¼slأ¼manlar ve أ¼lkeleri أ¼zerine kأ¢firlerin nأ¼fuzlarؤ±nؤ± ortaya koymaya vesiledir ki, bu إںer'an caiz deؤںildir. Zira harama vesile olan da haramdؤ±r.
Bunlar gibi, mأ¼slأ¼manlarؤ±n, Arap Topluluؤںu, ؤ°slأ¢m Konferansؤ±, Ortak Savunma Paktؤ± gibi bأ¶lgeler arasؤ± paktlara ve teإںkilatlara da katؤ±lmalarؤ± caiz deؤںildir. أ‡أ¼nkأ¼ bu أ¶rgأ¼tler; ؤ°slأ¢m'la أ§eliإںen esaslara dayanmakta, mأ¼slأ¼manlarؤ±n أ¼lkelerinin parأ§alanmasؤ±nؤ± saؤںlamlaإںtؤ±rmayؤ± ve tek bir devlette birleإںmelerinin أ¶nlenmesini gerأ§ekleإںtirmektedirler.
[1] Nisa: 141
[2] Bakara: 194
[3] Nesei, Zinet, 5114
[4] Ebu Davud, Cihad, 2356
*****



